Doping Vakalarında artış!

2020 yılında genel olarak doping başlığı altında adlandırılan ‘yasaklı madde’ kullanımında dikkat çekici bir artış gözleniyor.

Pandemi nedeniyle verilen 82 günlük araya ve yılın bitmesine 2 ay kalmasına rağmen tespit edilen doping vakaları 37’ye ulaşmış durumda… Bir başka deyişle 8 ayda 37 vaka tespit edilmiş… Geçtiğimiz yıl ise 12 aylık dilim için bu sayı 44 olarak gerçekleşmişti. İki yılı mukayese ettiğimizde bugün itibariyle %10’luk bir artış söz konusu…

Biliyoruz ki; yapılan doping testlerinde bulunan maddelerin en azından bir kısmı safkanların performansını arttırmaktan ziyade mevcut sorunlarının tedavisi için kullanılan ilaçlar. Ancak eldeki mevcut yönetmeliğe göre yapılan her ilaç aynı şekilde değerlendiriliyor ve aynı şekilde cezalandırılıyor. Yani adam öldürmekle, birine tokat atmanın cezası aynı! Bunun değişebilmesi için hazır olmasına rağmen bir türlü Meclis gündemine gelemeyen Doping Yönetmeliğinin bir an önce yürürlüğe girmesi…

Yılın Yasaklı Maddesi; DIPYRONE…

Yılın bugüne kadar olan bölümünde yapılan doping muayenelerinde en çok rastlanan yasaklı madde; Genelde kas ve eklem ağrılarını gidermek ve ateş düşürmek için kullanılan Dipyrone… Yasaklı madde ile koştuğu tespit edilen 37 safkanın 9’unda bu etken madde bulundu. Dipyrone’u, Diisopropylamine ve Flufenamic Acid takip ediyor.

21 Safkan cezası yatırılarak kurtarıldı…

2020 yılında yasaklı madde ile koşturulduğu tespit edilen 37 safkanın 8’i sahipleri tarafından koştukları yarışın birincilik ikramiyesinin 3 katı ödenerek kurtarıldı. Bu safkanlar cezaları yatırıldıktan sonra yarışlara katılmaya hak kazandılar.

İzmir birinci sırada…

1 Kasım itibariyle 2020 yılında en çok doping vakası yaşanan şehir İzmir… Şirinyer Hipodromunda start alan 8 safkanda yasaklı madde tespit edildi. Bursa Osmangazi Hipodromu ve Kocaeli Kartepe Veliefendi Hipodromu ise 7’şer doping vakası ile ikinci sırada yer alıyorlar.

News Reporter

6 thoughts on “Doping Vakalarında artış!

  1. Oh parayı yatır yarışı koş dopınge devam tjk bu konuları bir an önce düzene sokmalı.

  2. Benim fikrim şu ki çok daha fazla dopingli at koşuyor. Bunlar yakalananlar 37 at. Bazen öyle atlar geliyor ki insanın aklı almıyor. At kalitedir gruba göre ama sorunları halledilir, uygun rakipleri, mesafeyi ve jokeyi bulur kazanır 50 ganyan gelse bile bu atı makul karşılarım. Ya da yeni koşuyordur daha sınıfı belli değildir, takıları deneniyor veyahut çimde koşmuştur kuma çıkar gelir bu da 50 ganyan verse amenna. Bazı atlar var 3 senedir koşuyor hiçbir başarısı yok kazanıyor yüksek ganyanla, sonra 15 yarış yok ortada. Uzak yediği grubu bir şekilde geçiyor ama özellikle bakıyorum sonra doping çıkmıyor. Gücüyle kazanmış oluyor. Urfa yarışlarından bahsetmiyorum. Urfa zaten uçuk kaçık bir yer. Doping testlerinde hile hurda mı oluyor, birilerinin adamı mı var, yoksa bir solisyon mu var doping testinde çıkmıyor bilemem.
    Ben 37 atın dopingli olduğuna inanmıyorum. Çok daha fazlası var kanaatime göre. Ha derseniz ki sen hayal dünyasında mı yaşıyorsun bilip bilmeden yorum yapıyorsun, doping testi yalan söylemez ve manipule edilemez.
    İşte neyse odur test sonucu ve kimsenin gözünün yaşına bakılmaz. Bunu diyenlere şöyle söylerim; Türkiyede at yarışı bu işte. Hile hurda ile anılan bir camia. Türkiyenin bir köşesinde bir yarışsever yani ben doping testlerine inanmıyor. Beni bu eksende düşünmeye iten Türk at yarışı piyasası. False start olan bir yarış bile bu ülkede tekrar edilmiyor. Ata net faul yapılıyor yarışı kaybediyor yarış değişmiyor. 1 at için 15 dk yarış uzuyor. Ülke böyle bir ülke. Örnekleri uzatmaya gerek yok. Para dönüyor ne olacaktı yani.

    1. belliki atcı degilsin, olsaydın bir atın bir haftada çok değiştiğini bilirdin, ha adam atın sorununu buluyor veya atın tedavisi için başka bir ilaç kullanır işe yarar ve daha iyi koşar, sabahın 4 de kalkıp çalışmaya başlıyorlar ve her tabela yapan veya bazen hepsine doping kontrolü yapılır, kesinlikle, ve ankaradaki devlet labaratuvarına örnekler gönderilir ,ikramiyeyi doping kontrolden sonra hesaba geçerler, kimse bile bile doping yapmaz , sen olsan yarış sonrası kontrol olacagını bile bile doping yaparmıydın ?
      ha bazı ilaçlar el altından piyasaya sürülür yan fabrika ürünü isim aynı renk şişe aynı atcı bu ilacı kullanır ve ikramiye kazanmayı bırak birde 3 katı ceza ödemesi gerekir, asıl burada magdur olan atsahibidir, birde böyle düşün, davulun sesi uzaktan hoş gelir, bir gün hipodroma gel bizimle beraber sabah 4 de uyan ve yapılan işleri ve ne emek veriliyor gözünle gör, kaç kişi çalışıyor kaç aile ekmek yiyor biliyormusun ?
      bekleriz bir gün gel.

      1. Ben at sahibi veya başka bir şey değilim. Yarış severim. Anladığım şu oldu; yani doping çıkan atların hiçbirinde bilinçli bir hareket yok,bile bile doping yapan yok, hepsi dürüst namuslu insanlar. Ama şu var; ikramiyeyi doping kontrolünden sonra alıyorlar peki o dopingli at geldi 50 ganyanla. Altılı,beşli ve diğer oyunlardan kazanılan bahis ikramiyelerini anında alıyor. Bir tek zaten at yarışı camiası çalışıyor evine ekmek götürüyor. Muhasebeci,doktor,marangoz, madenci, araba tamircisi vesaire yan gelip yatıyor. O zaman cevap verin bana at yarışı temiz bir oyun mu? Hile hurda yok deyin. Herkes melek zaten.

    1. çok haklısınız,,,, kimsede ağzını açmaz çünkü ekmek yiyorlar bu sektöerden bir şekilde, yazarak, at çalıştırarak, tjk da çalışarak,,,, herkes biliyor bunu aslında,,, ama lafı çıkarsa camia karalanır sektör zarar görür ekmek azalır vs vs vs o nedenle sakla gerçekleri olsun bitsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir