Menu

ERDAL CELAL SUMAYTAOĞLU… Özel

Erdal Celal Sumaytaoğlu ismini duymayan kalmamıştır sanırım…

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Mehdi Eker’den sonra 2 numaralı patronuydu bizler için…

Bizler dediğim Atçılar, Yetiştiriciler ez cümle Yarış Dünyası için…

Camiada ‘Bakan tadında’ itibar gören ender bürokratlardandı…

Çünkü bizatihi Bakanın ‘Atçılıktan sorumlu’ olarak lanse ettiği kişiydi…

Yanılmıyorsan 2007’nin sonları gibi tanıdık onu…

Kulüpte Yasin Ekinci’nin ilk Başkanlık dönemiydi!

TJK’ya ‘gözdağı’ vermek için geldiği söyleniyordu…

Öyle de oldu…

 ‘Patron biziz’ mesajını vermekten hiçbir zaman geri durmadı…

Başkanına göre! Kulüple bazen iyi, bazen kötü oldu...

Bazı Başkanlara kök söktürdü!

Bana göre birinci Ekinci ve sonuncu Girgin dönemleri böyle dönemlerdi…

Homurlu ve Adalı dönemlerinde ise daha esnek bir Sumaytaoğlu vardı…

Kulüpte çok sevilmedi. Seveninden daha fazla sevmeyeni oldu…

*

Sumaytaoğlu pek çok ilke imza attı ve bana göre önemli hizmetlerde de bulundu… (Son 2-3 yılda ‘yapılanları/yapılmayanları’ bunun dışında tutuyorum. Çünkü bu dönem kelimenin tam manasıyla bir fecaatti!)

Yaptığı en önemli hizmetlerden biri ‘Sektörün Devletle yeniden diyaloga girmesini sağlamak oldu’

Ondan önceki dönemlerde de zaman zaman güzel iletişimler kurulmuştu ama Sumaytaoğlu dönemi bu bağlamda farklı dönemlerden biriydi.

Camianın kendini anlatabilmesine fırsat verdi, dert dinledi

Bu amaç doğrultusunda ‘Çalıştaylar’ dönemini başlattı.

İyi niyetli olarak başlatılan ve ilk yıllarında çeşitli faydalar da sağlayan Çalıştay dönemi her ne kadar sonrasında zıvanadan çıkıp hedeflenen sonuçlara ulaşamasa da, en azından bunu başlattı…

Atçılığın günlük hayatını etkileyen çeşitli konularda önemli dokunuşlar yaptı…

Bunun yanında pek çok atçının bireysel sıkıntılarını giderdi…

Yarış Basınına karşı her zaman yapıcı ve destekleyici oldu…

Yurtdışında aygır alımlarının durdurulması, yetiştirici teşviklerin arttırılması, kısrakların yurtdışına aşıma gönderilmesi, Aygır alımlarının desteklemesi vs konularda ön açıcı roller üstlendi…

*

Elbette ki her şeyi çok iyi yapmadı…

Görev yaptığı süre içerisinde yaşanan olumlu işlerin altında olduğu gibi, yapılan olumsuz ve yanlış işlerinde altında imzası vardı… Aslında her şeyin altında imzası vardı!

En büyük yanılgıyı, herkesi, her kesimi uzunca bir süre dinleyip sonrasında atçılıkta ‘her şeyi, herkesten daha iyi biliyorum’ noktasına gelmesiydi.

Böyle olduğu andan itibaren sektöre olan faydası azalmaya başladı. Kafası karıştı…

Nitekim göreve geldiği ilk yıllarda yükselişe geçen Türk Atçılığı, onun döneminde kalite olarak sürekli kan kaybetti. Ülke atçılığı yanlış yetiştiricilik politikaları yüzünden son 5 yılda enternasyonal yarışlarda 0 çekti. Yetkilerini düşündüğüm zaman bu başarısızlığın faturasının çıkartılması gereken birinci kişi olduğunu düşünüyorum.

Oysa herkesimi dinleyip sadece karar verici noktada kalabilseydi, ülke atçılığına çok daha büyük faydaları olabilirdi. Çünkü gerçekten istediği zaman doğruyu gören ve çok çabuk öğrenen bir bürokrattı…

*

Bunun dışında basında kendisi ile ilgili çıkan ‘atçılık dışındaki’ eleştiri konuları benim hakim olduğum, bildiğim konular değil…

Ulusal basında kendisi için yapılan ‘atları var’ eleştirilerine ise hiçbir zaman katılmadım. Keşke bakanlıktaki tüm bürokratların atları olsa…

Son dönemdeki At Hastanelerinin yapılması konusuna ise girmek bile istemiyorum. Büyük bir hataydı…!

*

Sumaytaoğlu sonuçta iyisiyle kötüsüyle atçılığın son 7-8 yılına imza attı…

İstifa etmiş olması nedeniyle artık atçılığın 2 numarası da, YKK üyesi de değil...

İleride bir kez daha görev alır mı onu da bilemiyorum. Lakin şayet alırsa umarım çok daha verimli ve faydalı olacaktır.

Bugün için bize düşen ise yaptığı olumlu hizmetler için kendisine teşekkür etmektir.

Teşekkürler Sumaytaoğlu

 

 

 

Son DüzenlenmeCumartesi, 12 Eylül 2015 14:41

2 yorum

  • ender
    ender Perşembe, 17 Eylül 2015 16:24 Yorum Linki

    Ben bu yazına saygı duymakla beraber, kesinlikle katılmıyorum ağabey. Bu kuruma ve camiaya olumsuz anlamda yaşattıklarının, hizmetlerine nazaran çok daha fazla olduğunu, sen , ben hepimiz çok iyi biliyoruz. O yüzden bu tarz '' BAŞIMA BİRŞEY GELMESİN TARZINDAKİ ÖMER ÜRÜNDÜLVARİ YAKLAŞIMIYLA'' kaleme alınmış bir yazıyı kabul etmiyorum. Tüm yaptıklarına rağmen halen teşekkür etmek doğru değil. Yolu açık olsun denebilir. Kuruma ve camiaya verdiği zararlar ortadayken onları önceliğe alan bir yazı olmalıydı. Elbette beddua etmelisin demiyorum ama teşekkürden ziyade bunları anlatmalısın. %50 İYİ % 50 Kötü gibi bir izlenim yaratmışın. Özünde %90 olumsuz % 10 olumlu şeyleri olan bir yazı olabilmeliydi bence.

    Cvp (Atahan Zilcioğlu): Birincisi 'Başıma bir şey gelmesin' tarzı benim tarzım değildir. Geçmişte yazdıklarım bunun kanıtıdır. Daha Bakan beye ve Müsteşar beye yazdığım yazıların mürekkebi kurumadı. İkincisi 'gidenin' ardından yazarken genelde bu tarz yazarım, sadece yanlışları yazmak pek de adaletli olmaz. Üçüncüsü Erdal Sumaytaoğlu benim çok iyi tanıdığım biri, dolayısıyla onunla ilgili bir şeyler yazarken, kendi tecrübelerimden hareket ettim. Dolayısıyla sizin baktığınız taraftan fotoğrafın farklı görünmesi normaldir.

  • Celo
    Celo Cumartesi, 12 Eylül 2015 21:28 Yorum Linki

    Allaha havale ediyorum ONU Öbür tarafta yakasındayim

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık