Menu

Bu konuyu yeniden düşünmek lazım…! Özel

Son günlerde ‘maiden yarışlar’ ile ilgili olarak sosyal medyada yapılan paylaşımlar, bu sektörün velinimeti yarışseverlerin ne denli canının sıkıldığının açık bir göstergesi...

Yarışseverler özellikle tayların start aldığı maiden yarışlarda bazı at sahiplerinin atlarını bilerek ikinciliğe koştuğunu, bazı apranti ve jokeylerin de bunlara alet olduğunu düşünüyor.

Şikayetlerin yoğunlaştığı isimlerin üzerinde tek tek durmaya gerek yok. Çünkü derdimiz üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil!

Ama söz konusu sıkıntının son dönemlerde 45-50 at ile koşulan batıdaki Kocaeli, Bursa ve İzmir gibi hipodromlarda yoğunlaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kaldı ki; Doğudaki hipodromlarla ilgili doğrusu çok da bir bilgim yok. Yeteri kadar zaman ayıramadığım için doğal olarak oralardaki şikayetler de pek bana gelmiyor. O yüzden şayet varsa dahi doğunun yakın geçmişte bu konudaki performansını bilemiyorum. Umarım benzer sıkıntılar buralarda olduğu gibi oralarda pek yaşanmıyordur.

Neyse, biz dönelim tekrar batıya…

Aslında bu şikayetler, yani bazı at sahiplerinin taylarını uzunca bir süre maiden yarışlarda tutup, elde edilen ikinci ve üçüncülüklerle hatırı sayılır bir ikramiye kazandıktan sonra maidene veda etme istekleri, yeni bir konu değil.

Bu konu yıllardır hep gündeme gelir ve gerçekten de bunu kendine iş edinmiş bazı at sahiplerinden de hep bahsedilir.

‘Peki, sen bunlara şahit oluyor musun?’ diye soracak olursanız, ‘hayır’ dersem yalan söylemiş olurum, benim de şüpheyle yaklaştığım bazı at sahipleri, antrenörler ve biniciler var. Ancak bunu ispatlayabilmek maalesef pek mümkün değil...

Çünkü hiç kimse bunu yaptığını kabul etmiyor! Tam bir jokeyden, bir aprantiden şüphe ediyorsunuz, bir bakıyorsunuz ki söz konusu ‘jokeyin veya aprantinin tansiyonunun düştüğü, sahadaki doktorlardan rapor aldığı’ bilgisi geliyor!

At sahibi ve antrenörü yakalamanız ise zaten imkansız! İnsanların beyninden geçeni okumak gibi bir yetenek henüz insanoğluna verilmedi. Dolayısıyla bu konuda ‘somut, elle tutulur’ verilerle insanları suçlamak ihtimal dahilinde değil.

Peki, ne yapmak lazım? Ne yapılabilir?

Birkaç şey…

Birincisi; özellikle söz konusu şehirlerde görev yapan Komiserler Kurulu Üyelerinin bu konuda çok hassas olmaları, şüphelendikleri atlarla ilgilisi olan at sahibi, antrenör ve jokeyleri uyarmaları, onları takibe almaları ve şüphelendikleri en küçük bir olayda üzerilerine düşen görevleri yapmaları lazım.

Ayrıca tecrübeli jokeylerin genç meslektaşlarını bu gibi olaylara alet olmamaları için uyarmaları, buna tevessül eden at sahibi ve antrenörlerin de ‘yarışsever olmadan bu sektörde hiçbir şeyin olmayacağını, yarışlara olan güvenin azalması durumunda ortada kazanılacak bir ikramiyenin de olmayacağını’ hatırlamaları lazım.

İkincisi; kimi hipodromlardaki atçılarımızın ve antrenörlerimizin pek hoşuna gitmeyecek olsa da, ‘Açık yarış hariç diğer yarışlara İstanbul’dan at gelemez’ kuralının yeniden masaya yatırılıp düşünülmesi lazım.

Bilindiği gibi bu kural İstanbul Veliefendi Hipodromunda yaşanan ahır sıkıntısının bir nebze de olsa rahatlatılabilmesi için konulmuş bir kural. İstanbul’da ahır isteyenlerin atlarını sadece İstanbul’da koşabilecek olmaları, kuşkusuz atçıların İstanbul dışındaki hipodromlara da at göndermesi için caydırıcı bir sebep. Ancak bu kural nedeniyle, özellikle az sayıda atla yarış yapılan Kocaeli, İzmir ve Bursa gibi şehirlerde kapalı sistem bir yarışçılık yapılıyor olmasının yarattığı sıkıntıları da görmemiz lazım.

Kabul edelim ki, İstanbul’daki taylar Kocaeli’ndeki yarışlara gidebilse, hiç kimse Kocaeli’nde sürekli ikinciliğe koşacak maiden yarışlar bulamaz!

Yukarıda da söylediğim gibi bazı atçılar bu öneriye doğal olarak itiraz edeceklerdir. İstanbul’dan gelecek olan atların kış mevsiminde Kocaeli veya Bursa gibi şehirlerde koşmasına fırsat verilmesi, bu şehirlerde at koşan atçıları mutlu etmez. Ama şayet bunu istemiyorsak, o zaman atçıların da daha dikkatli olmaları ve mağduriyet yaratmamaları gerekir.

Ben bu konunun son yaşanan gelişmelerden sonra tekrar masaya yatırılması gerektiğini düşünüyorum. Belki bütün yarışlar olmasa da, Açık yarışların yanına Maiden ve Şartlı-1 yarışların da İstanbul atlarına açılması mevcut sorunun çözümüne bir katkı sağlayabilir.

Dediğim gibi yeniden düşünmek lazım….

Son DüzenlenmePerşembe, 02 Mart 2017 18:45

7 yorum

  • serdar sarı
    serdar sarı Perşembe, 16 Mart 2017 00:22 Yorum Linki

    ÇETREFIL isimli arap atı için nisan mayıs ayında maidına veda eder diyorlar buda ilginç.

  • mmnckrgl
    mmnckrgl Pazar, 05 Mart 2017 07:02 Yorum Linki

    oncelikle bir bahis oyuncusu olarak yazi icin tesekker ederim.. ali bilgin isimli arkadasimizin onerisi bu isi kesinlikle cozer.. ayrica maiden yarislarin ikramiyelerinin dusurulmesi de cozum olabilir.. keske bunlara gerek kalmasa..

  • zhan lee
    zhan lee Cuma, 03 Mart 2017 22:14 Yorum Linki

    Ali Bilgin'e katılıyorum. Yada Örnek olarak 30.000 TL kazanan at Maiden koşamaz denirse sorun çözülebilir. Koşu ikramiyelerinin düşürülmesi söz konusu olamaz ülkemizde. O Zaman atçılık yapcak insan bulamayız, neticede İngiltere , İrlanda gibi atçıya maddi destek verilmiyor devlet tarafından ülkemizde. İngiltere'de İrlanda'da atçılar devletlerinden destek görüyorlar.

  • Doğan Melan
    Doğan Melan Cuma, 03 Mart 2017 15:34 Yorum Linki

    Çözüm çok basit. İyi yarışa iyi ikramiye; Maiden, Handikap vs. yarışa düşük ikramiye. 25-30 bine Maiden olursa bunlar da olur.

  • veliefendi
    veliefendi Cuma, 03 Mart 2017 12:47 Yorum Linki

    Bunda hiçbir şüphe yok ki bariz kazanmamaya koşan atlar var.Daha doğrusu at dışı unsurlar bulunuyor.Yarış atı bunu bilerek yapacak hali yok.Jokey,antrenör ve at sahibi üçgeni bu hadisenin içinde.O halde dürüstlüğe aykırı etik dışı bir oluşum var.Ben bu olayın at yarışı merakım başladığından beri uygulamada olduğunu biliyorum.Belli atlar ısrarla maiden içinde kalıyorlar.Adana'da Tarsus Beyazı ve Başyiğit yeni çıktılar.İstanbulda Hasefet var.Çok örnek var.Ama ben bunu seviyorum.Maiden da favori çıkıyorlar gelmiyorlar.Yarışsever de bunların üzerine oyun kuruyor afedersiniz ama saf saf.Sonra dünya kaç bucakmış görüyor.Bu dürüstlüğe aykırı oluşum oyunları cazipliyor.Tjk'nın da belki işine gelen de bu.Altılı beşli favori gelse kimse oyun yapmaz.Ayrıca ikramiyelerin yüksek olması da bunu tetikliyor.2. olan at da 10 bin tl gibi para alıyor.Açıkçası Türkiye'de hem at kalitesi düşük hem de amiyane tabirle dümen çok.Yarışsever bunlara dikkat etsin, gözünü açsın artık.Galop süpermiş,çimci kumcuymuş,kısacı uzuncuymuş,orjini güçlüymüş gibi doneleri kullanarak oyun kurmayı bir nebze bıraksın başka yönlerede konsatre olsun.Nihai olarak bu çarpıklıklar ömür boyu sürecek ve bunu biz düzeltemeyiz.Çarka uyum sağlamamız gerekiyor.
    Maiden yarışlar da problem var da hangilerinde yok.Dağ gibi Urfa var.Problem oğlu problem

  • Ali Bilgin
    Ali Bilgin Cuma, 03 Mart 2017 02:18 Yorum Linki

    Benim daha iyi bir önerim var , at 2. veya 3. olsun , isterse kazanmasın , kazandığı ikramiye maiden yarış ikramiyesini geçtiği anda , maiden koşamasın , sorun çözülür diye düşünüyorum.

  • naci demir
    naci demir Perşembe, 02 Mart 2017 21:45 Yorum Linki

    Maiden yarışlara bir sınıflandırma düşünülemez mi? Mesela 5 tabela yapan 4 tane üçüncülük yapan 3 tane ikincilik yapan at maidenden çıkmış sayılır denilemez mi veya maiden yarışlarda aprantilerin y0 y1 y2 sınıflandırması gibi belli bir kazanca göre kayıt şartı getirilmesi bir nevi şartlı maiden koşular programa alınamaz mı ? Fikir olarak bunlar da düşünülmeli bence.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık