Kuş Taşa mı Çarptı…

93.Gazi Koşusu’nu da geride bıraktık. Sadettin’den bu yana benim yarış yazarı olarak izlediğim ellinci Gazi Koşusu… 1975-79 arası, Ankara’da koşulan Gazi Koşuları’nı canlı izlemediğimi de bu arada belirteyim. Kendi istatistiklerimle bir yandan övünürken, bir yandan da “bu daha ne kadar sürer” diye huzursuz olmuyorum da değil. Neyse, biz koşuya dönelim…

Dikkat ediyorsunuz değil mi? Her Gazi Koşusu’nun bir öyküsü oluyor. Bu yılki de öyle. Hatta eksiği yok; fazlası var. Bu yılki koşuyla ilgili her hangi bir ayrıntının beş farklı sürümünü, beş farklı kişiden dinliyorsunuz. Gerçek bir tane olduğuna göre…

Koşudan önce kim ne dedi, olaylar nasıl gelişti; bunları irdelemek benim işim değil. Zaten her hangi bir konuda “şöyle olmuş”  desek, birileri çıkıp, “ama şu öyle demiyor” diyerek söylediklerimizin anti tezini üretebilirler.

Sonuçta güzel bir yarış günü oldu. Gazi Koşuları için bile olağanüstü diyebileceğimiz kalabalık vardı. Zevkli mücadelelerin yanı sıra, son yılların en nitelikli Gazi Koşularından birini izledik. Sonuç bizim için sürpriz mi idi? Hem evet, hem hayır…

Önce Ahmet Çelik… Atın üstünde duruşunu, kamçı kullanmasını, lehçesini beğenmeyebilirsiniz. Herkesin düşüncesi kendine ama beş yıl üst üste, “tereyağından kıl çeker gibi” kazandığı Gazi Koşularını ve bu başarısını küçümsemek yanlış olur. Bu yıl The Last Romance kadar, Ahmet Çelik’in kazandığı beşinci Gazi Koşusu olarak anılacak. Seneye de kazanıp, altı yaparsa bilemem… Başarısıyla ne kadar övünse azdır. Neredeyse bizler; “Pazar günü jokey odasına giderken, bol şanslar dedim, ondan kazandı” diye kendimize pay çıkaracağız.  Tam beş yıldır, Ahmet Çelik ile Gazi Koşusu’nu kazanacak at bir biçimde buluşuyor…

Kısrak Koşusu’nun ilk iki sırasını paylaşan dişi taylar, Gazi Koşusu’nu -on dokuz erkek rakip arasında- birinci ve üçüncü tamamladı. Kısrak Koşusu üçüncüsü Lucky Foot da Nene Hatun Koşusunu kazandı. Doğrusu bu kadarını da beklemiyorduk.

İşte bunlar işin sürpriz kısımlarıydı.

The Last Romance’ın birinciliği –Jiminy Cricket de koşmayınca- benim için doğaldı. Çünkü üç hafta önceki Kısrak Koşusu’nun, aynı günkü Sait Akson’dan daha değerli olduğunu söylemiştim. Hatta daha da ileri gidip, Yamanlarbeyi ile Long Runner’ın o koşularını yeterli bulmadığımı da Gazi’den altı gün önce yazdım. The Last Romance için dediklerim de orada duruyor…

The Last Romance (Ahmet Çelik)

Geriye dönüp, baktığımda iki şeye üzülüyorum: Birincisi Ghost Pasha’nın Gazi Koşusu’nda tavşanlık yapmasına… İkincisi de The Last Romance’ın Dişi Tay Deneme Koşusu’nu Silver Arrow ve Kasalina ile eküri ya da eküri gibi koşmamasına…

Kurtel Ekürisi’nin aynı yarıştaki safkanları, şimdiye kadar birbirlerine yardım etmek için değil, en iyi sonucu alabilmek için koşuyorlar (dı). Gazi’de öyle olmadı… Ghost Pasha, 2400 metrelik koşuda olağanüstü tempolarla gitmese, sizleri bilmem ama bana ve benim gibi düşünenlere “ters köşe” yaparmış… Kurtel Eküri’sinin, bu taktik nedeniyle, Gazi Koşusu’nu eküri, ya da en azından bir tayını daha ilk üçe atarak bitirme şansını boş yere kaçırdığını düşünenlerdenim.

Ghost Pasha’nın kendine zarar vermekten başka, bir işe yaramayan taktiğini, kim, ne zaman, nasıl oluşturdu bilemem…  Sanki fazlaca irdelenmeden, “hadi bu kez de böyle yapalım”  diye “alelacele” verilmiş bir karar. Dediğim gibi, Ghost Pasha’ya yazık oldu…

Dişi Tay Deneme Koşusu’na gelince… The Last Romance –bence ters mesafeye rağmen- o koşuyu da kazanabilirdi. Bu varsayım gerçekleşse, şimdi Triple Crown’u konuşacaktık… Beş milyonluk bonusu bir yana, 1971 yılındaki Minimo’dan yaklaşık elli yıl sonra, bu dişi tayın Triple Crown yapması, Kurtel Ekürisi için büyük sükse olacaktı…

Bakın şunu da söyleyeyim: Halis Karataş’ın Long Runner’ı tercih etmesine takılıp, kalmamak gerek… Halis, belli ki Long Runner’ı, The Last Romance’tan daha şanslı görüyordu, yanıldı. Böyle bir şey ilk kez mi oluyor?

1986 yılı, Ekrem Kurt şampiyon jokey… Gazi’de Hafız ve Kapkara eküri koşuyorlar. İki atı da Ekrem çalıştırdı ve Kapkara’ya bindi. Koşudan önce de Hafız’ın jokeyi Mümin Çılgın’a aynen şöyle dedi; “Hafız aralarda kalınca pusar. Mümkün olduğu kadar atların dışına çıkmaya bak. Normal bir start alıp, koşuyu üçüncü ya da dördüncü takip edersin. Nasıl olsa ben son 400’de yarışa hâkim olurum…”  Sonuç? Mümin’in bindiği Hafız kenter birinci, Kapkara ikinci…

Yıl 1974… Herkes Gazi’de Kazım Yıldız’ın Nadas’a binmesini bekliyordu. Kazım Ay Tudor’u tercih edince, Nadas’a da Mümin Çılgın bindi. Sonuç? Nadas birinci, Ay Tudor ikinci. Daha da eski yıllarda, ya da bu aralarda kim bilir bilmediğimiz daha neler vardır. Süleyman Akdı yılların şampiyon jokeyi, iki Gazi Koşusu kazanabildi.

Bu kadar gerilere gitmeye de gerek yok. Ahmet Çelik The Last Romance’la kazandıktan sonra ne dedi?

  • Bineceğim atı kendim seçmediğim için çok mutluyum
  • Sana kalsa hangi atı seçerdin?
  • Long Runner’ı seçerdim

Demek ki Gazi Koşusu’nu dört kez kazanmış olsanız bile, yanılabiliyorsunuz…

Yeri gelmişken Long Runner’la devam edelim… Kazanmasını beklemiyordum ama bu kadar da etkisiz olmasına doğrusu şaşırdım. Hele koşudan yaklaşık otuz saat sonraki “Farklı Analiz”de, at sahibinin -Arif Kurtel-  neden böyle koştuğunu sorma fırsatını bulamadığını söylemesine daha da şaşırdım…

Sonuçta, bunca söylenti kirliliği, sürpriz gelişmelere rağmen hakkıyla kazanılan Gazi Koşusu…

İnsan düşünmeden edemiyor; bu yıl kuş taşa mı çarptı?

News Reporter

2 thoughts on “Kuş Taşa mı Çarptı…

  1. Reşat abi ben bu konuda düşüncemi paylaşmak istiyorum sizinle, gazi de halis abi nin long runner a bineceği kesinleştikten sonra da ben emin abi (emin Karataş) ile Bi telefon görüşmem oldu, kendisine halis abiye aktarmak üzere şunu söyledim, Long Runner ın bekleme atı olmadığını, ön grupta 4-5 gitmesi gerektiğini, yamanlarbeyi gibi hemen vites yükseltemediği için son 1000 de teşviklerle atı uyandırması ve hızlandırması gerektiğini, ön gruptan kopma ası gerektiğini söyledim, vücut yapısı iri olduğundan ve sprinter olmadığından kaçak bir at olabileceğini tempo yarışının karekterine ve vücut yapısına atın daha uygun olacağını ilettim, bunu muhakkak ilet dedim halis abiye idmanlara bunu kısa bir sürede olsa değerlendirmeleri gerektiğini söyledim, ama nafile, ne atın antrenörü ne de at sahibi nede herhangi biri benim atı gözlemlediğim açı dan ne gözlemlemiş nede bakmış, sonuçta şunu da ekledim, bu at geride kalırsa sprint attırılmaya kalkışılırsa yarışı bırakır küser koşmaz dedim, ve bunuda birçok arkadaşımla ve emin Karataş ile paylaştım ama iyi bir pedigri uzmanı olan ama camia ya ne uzak ne de yakın olan beni kimse dinlemedi, dinlemek zorunda değiller ama onlarda beni iyi tanıdıklarını düşünüyorum ve benim hayatımda şimdiye kadar hiçbir kişiye böyle bir fikir sunmadığımıda bildiklerini, fikirlerimi en azından halis abiye iletebilirlerdi çünkü Long Runner 2019 sezonunda start aldığı hiçbir yarışta istenileni veremedi koşturdukları taktikle. Kaldıki atların yarış karakterleri çoğunlukta İngiliz atlarının yarış karakteri 3 lüye döndükten sonra değişmektedir. Ben tekrar ediyorum, Long runner kesinlikle tempo atı dır sprinter değildir, ve Türkiye ye gelmiş en iyi tempo atı olabilir çünkü hem fuleleri uzun hemde fizik olarak çok güçlü ve karakterli bir at.

  2. Bazı atlar 2 lide erken gelişiyor ve koşulara ağırlıklarını koyuyorlar. 3 den sonra işler değiştiğinde diğer atlarla eşitleniyorlar aşağı yukarı. Çünkü diğer atlar da 3 lüde gelişim gösterirler. Çok nadir bir kısmı da 4 lüye yakın tam olarak kapasitelerini gösterebilirler.
    Bizim ülkemizde 2 lide erken gelişen atların aynı başarıyı 3 lüde uzayan mesafelerde göstermesi bekleniyor. Bu şekilde bir ezber var. Eskiden bu bir ölçüde mümkündü çünkü sistem geç gelişen ve klasik mesafe koşan atların/aygırların domine ettiği bir sistemdi ama son 20-30 senedir dünyada endüstri (amerika liderliğinde) 2 lide erken gelişen atlara evrildi biraz. Bunu üreten pek çok aygır ve anne hattı var. (Hatta üniversitelerde çalışmalar yapılıyor bununla ilgili. sahip olduğunuz tay erken gelişen mi normal gelişim gösteren bir tay mı bunu foal döneminde belli bir aralık içerisindeki kilo alma ve gelişimine göre anlamak %100 net olmasa da bir ölçüde mümkün, yani mesele iki yaşından da önce başlıyor)
    Bu atlar 3 e döndüğünde şartlar eşitlendiği için işleri zorlaşıyor. Long Runner iyi bir 1400-1800 atı yine adını duyurabilir pek çok koşuda ama 2 dönemindeki parlak zamanları tekrar yaşaması zor. Özellikle Amerika/Kanada menşeli pek çok aygırın bu şekilde yavrularını göreceğiz ileride.
    Yarışçılığın geldiği yer burası, Frankel derbi koşmadan emekli oldu düşünün işte.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir