Rüzgar Gibi Geçenler -13 / Oy Birliği İle Şampiyon…

RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-13

Oy Birliği İle Şampiyon: Johny Guitar

Reşat Yurday Köstem

Ortak hobileri olanların sohbetlerini dinlemek çok keyifli ama beraberinde getirdiği bazı görüş ayrılıklarına, “tatlı” tartışmalara da tanıklık etmek kaçınılmaz. İster at yarışı ister bir başka spor dalı ya da sinema, plastik sanatlar… Sıra “en’lere” gelip, en iyi, en büyük, en centilmen derken, aralarında en genç olanı; “ onun gibisi gelmedi, bundan sonra da gelmez” diyerek bir ismi ortaya atıverir. Sizin önceki yıllarda gördüklerinizi düşünecek olursak, gencin söylediklerine katılmak olanaksız. Verdiğim bu örnek, at yarışlarındaki şampiyonlardan söz ederken biz yaştakilerin sıkça karşılaştığımız bir durum…

Neyse ki bugün farklı, çünkü Johny Guitar’ı anlatacağız. Atlara ve at yarışlarına aşina olanların en gencine bile “Johny Guitar” derseniz, mutlaka size verecek bir yanıtı vardır. Bir yerlerde okumuştur, inandığı kişilerden dinlemiş ya da bazı yarış videolarını izlemiştir. Uzatmayalım, Johny Guitar her yarışseverin dağarcığındaki şampiyon atlar listesinde yer alır…

Buraların kahramanları genellikle at olduğu için, sizlere Johny Guitar’ın öyküsüyle birlikte sahibi ve yetiştiricisi Vural Çakım’dan da söz etmeliyiz. Çünkü Dr. Çakım çok farklı ve başarılı bir atçıydı. Onun başarılarını Levano ve Johny Guitar ile sınırlandırıp, kalan safkanlarını anımsamamak olmaz. Örneğin; Gapano 1990 Gazi ve Erkek Tay Deneme Koşusu ikincisi, Juarez 1986, Klubnika 2002 Gazi Koşusu üçüncüleri. Ayrıca Juarez Ankara Koşusu, Klubnika Kısrak Koşusu ikincisi. Fiorito 2004 Ankara Koşusu üçüncüsü, Mummy’s Love 2006 Erkek Tay Deneme Koşusu galibi. Dikkat ettiyseniz sadece klasik koşuları sıralayıp, “yarı klasik” dediğimiz diğer grup 1 koşulardan söz etmedik.

Dediğimiz gibi at sahipleri, antrenörler, bakıcılar, yetiştiriciler genellikle atlarıyla anımsanır, kendileri pek tanınmazlar. Kimse alınmasın ama yarış yerinde özne at, bizler “teferruat”

Vural Çakım eğitimini yurtdışında tamamlamış bir diş hekimiydi. Daldan Dala Dörtnala ve A’dan Z’ye Derlemeler adlı iki kitap yayımladı. Bu kitapların at ve at yarışı yoğunluklu olduğunu düşünürseniz, yanılırsınız. İnsanın iç dünyası, evren, varoluş ve soyut kavramlar üzerine, felsefe ağırlıklı kitaplardı. Vural Çakım “Nevi şahsına münhasır bir kişiydi” desek… Ne mi dedik? Kendine özgü davranış ve karakteri olan kişi.

Üç Arkadaş…

Vural Çakım atlarla yolunun kesişmesini şöyle anlatıyor: “Evlendikten sonra bir başka seyre dönüştü yaşamım. Birden atçı oluvermiştim. Sadun Atığ atçı yapmıştı beni. Ikına sıkına söylediği fiyatlara atları aldık, başka bir teklif öne sürmeden. Üç arkadaş, Şevket Belgin, Kenan Binak ve Ben.”

Vural Çakım

Kenan Binak’la Vural Çakım’ın 1945 yılında Taksim Lisesi sıralarında başlayan arkadaşlıkları, ömür boyu süren aile dostluğuna dönüşüyor. Bu ikili Cemile-Şevket Belgin çifti ile de hekim-hasta ilişkileri sırasında tanışınca, oldular mı trio… Üç arkadaşın Veliefendi Hipodromu protokol tribününde hafta sonları aileleriyle birlikte oluşturdukları köşeyi –en küçük üyeleri olsa gerek- İdil  (Çakım) Atakol keyifle anlatıyor. Suzette-Avram Barokas ve Nezahat-Şükrü Yurteri çiftleri de bu grubun doğal üyeleri arasında. Konuyu dağıtmak istemiyorum ama özellikle hafta sonları, o günlerin Veliefendi’si batı dünyasındaki hipodromlardan farklı değildi…

Ortak at sahipliğinin başlangıcını da Prof. Dr. Kenan Binak’ın An’lar ve Anılar adlı kitabından öğreniyoruz. At sahibi olmak için ilk girişim, Kenan Binak’tan geliyor. Kenan Binak doçent olduktan sonra muayenehanesini açıyor. Kendi deyimiyle, biraz para kazanmaya başladıktan sonra da at almaya karar veriyor ama beğendiği atı alamıyor. “Yaşadığım bu olayı Şevket Belgin ve arkadaşım Vural Çakım’la paylaştım. Onlar da [Ortak olalım] dediler ve üçümüz böylece ortak olduk.” Üç arkadaş, 1971 doğumlu Uğurlu II ve Altıngül’ü satın alarak at sahipliğine ilk adımlarını atarlar.

Onların niyeti Altıngül’ü almak ama Sadun Atığ’ın; “Tek atla yarışçılığa başlanmaz, bakın şurada bir at duruyor…” uyarısı ve Uğurlu II’yi  “Altıngül’ün bonusu gibi” önermesi iki tayı da almalarına neden olur.

Ekürinin at sahibi olarak resmi temsilcisi Vural Çakım’dır ama liderleri elbette ki Şevket Belgin… Vural Çakım Galatasaray Kulübü üyesi, Kenan Binak Fenerbahçeliliği ile biliniyor, Şevket Belgin ise Beşiktaş’ın eski kalecilerinden ve yönetim kurullarında II. Başkanlığa kadar yükselen bir isim. Demek ki üç büyükler bir araya gelmiş… Taraftarı oldukları kulüplerin renkleri ekürinin formasında ne kadar etkili olmuş bilinmez ama Vural Çakım’ın Damadı Bora Atakol; “Tanıştığımız 90’lı yıllarda (ortaklık sonlanmış) Çakım Ekürisinin forma rengi siyah-beyazdı. Sanırım daha önce ortak at koştukları Şevket Bey öyle istemişti. Koyu Galatasaraylı olduğum için ona baskı yaptım. Formanın şekli aynı kaldı ama renkleri sarı-kırmızı oldu. Değişiklik resmi olarak yetişmediği için, Johny Guitar yarış hayatına siyah-beyaz formayla başlamıştı.”

Satın alınan bu taylardan akılda kalan, 1975 yılı TJK Koşusu’nu kazanan Altıngül oldu. Pek anımsanmayan Uğurlu II ise aslında Altıngül’den bir yıl önce Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı Koşusu’nu kazanmıştı. Burada ilginç bir rastlantıdan da söz etmek gerek. Uğurlu II sürpriz bir birinciliğe imza atarken, Başbakanlık Koşusu galibi Pembegül ikinci, Gazi ve Cumhurbaşkanlığı koşuları galibi Nadas üçüncülükte kalmıştı. Bir sonraki yıl Altıngül’ün kazandığı TJK Koşusunda da, Pembegül ikinci, Nadas yine üçüncüydü…

Unutulmayacak Bir Yarış… 

Bir süre sonra üç ortağın, “dostluk baki” diyerek kendi adlarına at koşmaya başladıklarını görüyoruz. Vural Çakım 1975 yılında Adapazarı-Hendek’te hara kurarak, at sahipliğinin yanı sıra yetiştiriciliğe de başladı. Ayrıca, Eliyeşil Ekürisinden satın aldığı Simge isimli erkek tayla da yarış pistlerindeki iddiasını sürdürmeyi planlıyordu.

Simge iki yaşlı döneminde, TYAYSD Koşusunda Cihangir Harmony’ye boyunla, Sakarya Koşusu’nda da Güzelhisar ve Zero’ya bir boydan az farkla geçilirken 1977 yılının dikkat çeken tayları arasına girdi. Yılın baş tayı, Eliyeşil Ekürisi’nin sahibi ve yetiştiricisi olduğu, Çaldıran Koşusu galibi Kilikya idi. Bu safkan bir yıl sonra, Erkek Tay Deneme Koşusu’nu da kazanınca artık tartışılan, Gazi Koşusu’nda kimin ikinci olacağıydı…

Cihangir Harmony bazı sorunları nedeniyle, Erkek Tay Deneme ve Sait Akson koşularında start alamadı. Simge ise sezonu İzmir’de açıp, Evliyazade ve Fehmi Simsaroğlu koşularını kazanmıştı ama Kilikya’nın kazandığı Erkek Tay Deneme’de varlık gösteremedi.

Bundan sonraki süreç tam bir kördüğüm…

Sait Akson Koşusu’nda başlayıp, Gazi Koşusu’nun son metrelerine kadar, at yarışları için olağan ama bizlerin “beklenmedik bir gelişme” demeye alıştığımız olayları yaşadık. Şöyle başlayalım: Simge’nin Sait Akson Koşusu birinciliği ve bu koşuda sakatlanan Kilikya’nın Gazi’de koşamayacağının anlaşılması tüm hesapları karıştırdı. Simge de böylece büyük koşusunun favorileri arasına girdi.

Bu gelişmeler sonucu, Gazi Koşusu’nda şans arayanların sayısını çoğalınca, 17 tay ile koşuya rekor katılım gerçekleşti. Eski Ankara Hipodromu’nun çim pisti, 2400 metre startında hayli daraldığı için, starting-box’lar daha geriye konuldu. Cihangir Harmony ile koşuyu kazanan Süleyman Akdı Gazi Koşusu’nun 70 metre, Yarış ve Yetiştiricilik Dergisi’ne bu koşuyu yazan Osman Atakol 40-50 metre fazla koşulduğunu söylüyorlar. Normal pistte ve hayli tempolu giden yarışın derecesi 1:31:25 olarak açıklandığında buna bir anlam verememiştik. Demek ki bu koşu, 2:28 dolaylarında “kanıtlanamayacak” bir rekorla sonuçlanmıştı…

Gazi Koşusu öncesindeki şanssızlıklar, koşu içinde de sürdü. Örneğin favorilerden Güldiken starta girmediği için koşudan çıkarıldı. 1200’de hızlanan Capricious Harmony tökezlenip yıkılarak hem mücadele dışında kaldı, hem de etrafındakilere hayli sıkıntı yaşattı. Son 800’de de Simge sakatlanarak jokeyi Akın Özdeniz üzerinden indi. Vural Çakım’ın kızı İdil Atakol; “Hayatımda unutamayacağım bir olay. Koşuyu dürbünle izleyen babamın [Atımızın ayağı gitti] deyişini hiç unutamam… Annem ağlamaya başladı, ben ağlamaya başladım. Dizi kırılmıştı. Sakatlandığı yerden önümüze kadar yürütülmesi, atın çektiği çile, eziyet bizi çok etkiledi. Böyle acı bir tecrübe ile başladık.”  diyerek yaşadıklarını anlatıyor. Vural Çakım da olanları; “Büyük hüsran ve unutulmayacak bir acı” diye tarif ediyordu…

Simge’nin zaferine tanıklık edip onu alkışlamak için Ankara Hipodromu’na giden Çakım Ailesi, yaşadıkları bu beklenmedik gelişme sonrası evlerine hayli mutsuz dönüyorlardı. Vural Çakım belki de bir şeyler söylemek gereğini duyduğundan, eşi ve kızına; “Üzülmeyin… Size en kısa zamanda bir Gazi Koşusu kazandıracağım” dedi. Bu söz onları ne kadar teselli etmiştir bilemeyiz ama kolay yerine getirilebilecek türden değildi. Ancak insanın “şansı yaver giderse” gerçekleşebilirdi ve de öyle oldu…

Levano İle Doruğa Doğru…

Vural Çakım’ın 1975’de yetiştiriciliğe ilk adımları attığını söylemiştik. İthalata sağlanan kolaylıklar ve fiyatlarının uygunluğu nedeniyle, o yıllar yurt dışından tay ve damızlık kısrak alımlarının arttığı dönemdi. Vural Çakım da 1977 Tattersalls satışlarından Levanswood ve Sea Sponge adlı kısrakları yanlarındaki o yıl doğan taylarıyla birlikte aldı. Biliyorum biraz iddialı olacak ama bu kısraklar, sadece Çakım Ekürisi’ne değil, Türk yarışçılığında da iz bıraktılar…

Bora Atakol’un sembolik bedele satın alındı dediği Levanswood’un yanındaki dişi tay, 1980 yılında Kısrak, Gazi ve Ankara koşuları galibi Levano idi… Dişilerde dört klasik koşu kazanan Minimo ile üç klasik koşu kazanıp, Gazi’de ikinci kalan Süphan’ı anımsarız ama Levano pek aklımıza gelmez. O da üç klasik koşu kazanıp, Dişi Tay Deneme Koşusunda ikinci kaldığı için Triple Crown yapamamıştı.

1979 yılı kasım ayı ortalarında yarış yaşamına başlayan Levano, iki yaşlı döneminde biri maiden, diğeri 48,5 kilo ile koştuğu handikap ve sonrasında da kısa vadeli bir koşuyu kazanarak geçilmeden tamamladı. Yeni sezona, Koza’nın ardında Serbest Handikap ve -derece değişikliği sonrası- Özgül’ün ardında Dişi Tay Deneme Koşusu ikincilikleri ile başladı.

Vural Çakım, atının Gazi Koşusu’nda geçileceğini düşünmüyordu. Yanılmadı ve çok mutlu oldu ama bu genellemeyi tüm Çakım Ailesi için yapmak güç. Çünkü iki yıl önce Simge ile yaşadıkları ruhsal travmadan kurtulmak hiç de kolay değildi. İdil Atakol; “Levano’nun Gazi Koşusu öncesi, Annem ve benim için sancılı bir süreçti. Koşu sonrası annem sahaya girerek Levano’ya sarıldı ve onu öptü. Bu kazandığı koşu için değil, yarıştan sağlam çıktığı içindi. ”

Neden Geçmiş Olsun? Hamdolsun… 

İdil Atakol o günlerde “ayağı düz bassın” sözcüğünü sıkça duyduğunu ve bunun yerinde bir dilek olduğunu ama kaybedilen koşu sonrası “geçmiş olsun” denmesine anlam veremiyor: “Geçmiş olmasın, at koşudan sağlam çıktı, hamdolsun… Atınız sağlıklı olursa, kazanılacak bir koşu nasıl olsa bulursunuz. Önemli olan atın zarar görmemesi ve çevresindekilere böyle acılar yaşatmaması.”

Levano, 1980 yılı Kısrak ve Gazi koşularını o güne kadar yapılan en iyi derecelerle, sonrasında da ağır pistte koşulan Ankara Koşusu’nu da kolayca kazanmayı başardı. Eastern Star, Özgül ve Amour onun yaşıtları arasındaki önemli isimlerdi. Cumhurbaşkanlığı Koşusu’nda Eastern Star ve Özgül’e geçilerek üçüncü oldu ama o yıl, üç ve yukarı yaşlı İngilizler için de “ekstradan” düzenlenen 3000 metrelik Tarım ve Orman Bakanlığı Koşusu’nu Eastern Star, Tünkut, Beydağ ve Özgül gibi isimleri uzak farkla geride bırakarak kazandı.

1981 yılı Japon Cup’a ülkemizden bir safkan davet edilmişti ve bu isim Levano olarak belirlendi. Ahmet Atman ve Şadi Eliyeşil koşuları birincilikleri sonrası sakatlandığı için Levano yarış yaşamını noktaladı, onun yerine Japonya’ya Dersim gönderildi. Bilmeyenler için söyleyelim; Dersim maceralı bir yolculuk sonrası Japonya’da başladığı koşu hazırlıkları sırasında sakatlandı ve onun da yarış hayatı bitti. Levano, 1990 Erkek Tay Deneme ve Gazi koşularında George Thomas’a geçilerek ikinci kalan Vural Çakım’ın bir başka safkanı, Gapano’nun annesi.

Johny Guitar’a giden yolun başında da Vural Çakım’ın 1977 yılında yurtdışından aldığı bir diğer kısrak, Sea Sponge var…

Yıllar Önce Yazılmaya Başlayan Öykü

Sea Sponge, Tudor Music’ten gebe ve yanındaki erkek yavrusu Pitingo ile birlikte ülkemize geldi. Dört yaşındaki bu kısrağın ne yarış hayatı, ne de bu başka yavruları olmadı. İlk yavrusu Pitingo sorunları nedeniyle koşamayınca aygırlığa ayrıldı. Sea Sponge’ın Türkiye’de doğan dişi tayı Melody Girl de iki yaşlı döneminin sonlarında iki koşu kazanarak pistlere veda etti. Melody Girl’ün koşan ilk yavrusu, 1986 doğumlu Melody In Love, Sait Akson Koşusu’nda Golden Prince’e geçilmiş, sonrasında da Boğaziçi Koşusunu kazanmıştı. Melody Girl’ün pistlerdeki ikinci yavrusu ise, 1990 doğumlu erkek tay; Johny Guitar…

Johny Guitar, sahaya geldiği günden itibaren güzelliği ile dikkati çeken bir tay… Bora Atakol; “Görüntü itibariyle sıra dışı, çok güzel bir attı. Yarattığı beklentilerin en büyük sebebi de buydu.” diyor. Tayın yarışseverlerle buluşması biraz geç oldu, çünkü iki yaşında koşamadı. Antrenörü Ahmet Aydoğdi; “Bir değil, her iki ayağından da sakattı. Ayaklarını üç ay buzun içinden çıkarmadım. Contalı lastik kovalar yaptırmıştım. Daha yarış yok ortada…”      

İki yaşlı dönemini koşmadan geçiren Johny Guitar, yarış yaşamına İzmir’de başladı. Bora Atakol; “Tahmin ediyorum oradaki yarışlarını çok hazır olmadan koştu ve kazanamadı. Şaşırmıştık… İzmir’de çim pist yoktu, bu durumu kumda koşmasına da bağladık.” Johny Guitar, İzmir’de start aldığı üç koşuda sadece bir kez üçüncü olabilmişti. Koşu kazanamayan safkan, yarış kondüsyonu ile daha da güzelleşmişti ama yarış atının güzeli değil, hızlı koşanı, rakiplerini geçebileni değerliydi…

Çarşıdaki Hesap…

Johny Guitar için İstanbul sezonunun ilk günü, çim pistteki bir maiden koşuda her şey yeniden başlıyordu… Kahramanımız büyük beklentilerle katıldığı koşudan, Çiftenara’ya geçilerek ikinci ayrıldı. Bu sonuç, atın sahibi Vural Çakım için tam bir hayal kırıklığı idi… Bora Atakol o günü şöyle anlatıyor; “Vural Abi ondan çok şeyler bekliyordu. Geçilince öyle sinirlendi ki [Bunu satacağım] dedi. Cüneyt (Çalıcıoğlu) ile birlikte kararından zor vaz geçirdik.”  

Safkan neyse ki bir sonraki maiden koşuyu kazanarak güven tazeledi… Artık hedefte Erkek Tay Deneme Koşusu vardı. Beşinci startında, sıradan bir yarış yaparak maiden’dan çıkabilen tayın doğrudan klasik koşuya gitmesini yadırgıyorsanız, Vural Çakım’ın yakın çevresine kulak verin. Bora Atakol; “Beklenti yüksek Vural Abi’de… Onun gözünde normal yarışlar yarış değildir. Hemen açık koşu ister, üst gruplara niyetlenirdi.”  Yakın dostu Cüneyt Çalıcıoğlu; “Aklı hep üst düzey yarışlardaydı. Maiden, şartlı, handikap türü koşularla yetinmezdi.” İdil Atakol; “Babamın sabırsızlığını, Bora’nın sabrı ve dinginliği dengeliyordu. Babam böylece iyi bir ekip olduklarını söylerdi…”

Thunder Bolt ile Abrek’in ilk iki sırayı paylaştığı Erkek Tay Deneme Koşusu’nda Johny Guitar altıncı oldu. Performansına göre kötü sonuç almamıştı. Sonrasında katıldığı şartlı koşuyu kolay kazandı. Cüneyt Çalıcıoğlu; “Vural Abi’nin aklında Gazi Koşusu’na katılma fikri belirmişti” diyerek gelecek günlere ışık tutuyor ama Gazi Koşusu’na kadar bakın köprünün altından ne sular akmış…

Cemal Kura Ekürisi’nin anlaşmalı jokeyi Kadir Altınöz’dü. Kura Ekürisi’nin olmadığı koşularda da Vural Çakım’ın atlarına biniyordu. 1993 Gazi Koşusu’na aday taylardan Abrek, Kura Ekürisi’nin safkanıydı. Cemal Kura 1981 yılında Dersim’le kazandığı koşu sonrası; “Gazi Koşusu’nu kazanmak, bir atçının yaşayabileceği en büyük mutluluk. Ben üçüncü defa yaşıyorum. Bu mutluluğu hiç yaşamamış arkadaşlarımın da yaşamaları için bundan sonraki Gazi koşularında atlarımı koşmayacağım…”  dedi. Cemal Kura bu sözleri, Gazi Koşusu kupa töreninde söylemişti, hipodromdaki herkes canlı şahit. Koşuyu TV’den izleyenler de sanırım duymuştur. Bizler, bu sözlerin o anın heyecanıyla söylendiğini düşündük ve unutup, gittik. Fakat Cemal Kura unutmamış…

Ufak bir parantez açıp, soralım. Günümüzde de böyle bir söz verilip, sonra da tutulacağına inanır mısınız? “Thunderbolt I olmasaydı, Abrek Gazi’de koşardı” derseniz, “ Siz Ya Cemal Kura’yı, ya da Abrek’i tanımıyorsunuz” der konuyu kapatırım… Bu gelişme üzerine Kadir Altınöz, KV-7 Our Guile Koşusunda ilk kez binip, ikinci olduğu Johny Guitar’ı Gazi’de koşmalarını Vural Çakım’a önerir. Our Guile Koşusu birincisi de yabancımız değil, on bir gün sonraki Gazi Koşusu’nu kazanan The Best…

Bu öneri eküri için sürpriz olmuştur. Bora Atakol; “O yıl Mehmet Kurt’un üç yaşlı iki safkanı vardı. Thunderbolt I ve The Best. İkisi de bizim atımızı çok kolay geçtiler. Biz başka yarışlara niyetlenirken, kendimizi Gazi Koşusu’nda bulduk. Vural Abi zaten dünden razıydı…”

Kadir Altınöz binmedi ama Johny Guitar, Gazi Koşusu’na katılan 22 tay arasında  altıncı oldu. Geçildiği rakiplerinin düzeyinde görünmemesine rağmen sonuç kötü sayılmazdı. Cüneyt Çalıcıoğlu “Gazi Koşusu, çıkışın başlangıcı oldu. Sonrasında ayağındaki problemi de düşünerek kısa mesafelere koşmaya başladık.” derken, Bora Atakol da Johny Guitar’ın potansiyelini Gazi Koşusu’nda gördüklerini söylüyor.

Bu safkan, Gazi Koşusu’ndan yarış yaşamını noktaladığı sürece kadar, -yaklaşık dört yıl içinde- katıldığı 32 yarışta ilk üçten düşmedi ve 17’si grup, 3’ü kısa vadeli olmak üzere 20 üst düzey koşu kazandı. Devam edelim… Dört şampiyon jokeyimiz, Süleyman Akdı, Kadir Altınöz, Halis Karataş ve Selim Kaya bu safkanla 6 grup 1 koşu kazandılar. Yoruma bilmem gerek var mı?

Johny Guitar ilk grup koşu birinciliği Süleyman Akdı ile Bursa’da kazandı. İmparator; “İstanbul’daki idmanlarında bindiğim için atın gücünü, bazı huylarını biliyordum. Koşunun mesafesi 1600 metreydi ve düzlüğe çok geride çıktık. Bursa Hipodromu’nun kısa düzlüğünde bu arayı kapamak zordu ama hadi dediğimde inanılmaz bir sprint yaptı ve kolay kazandı.”  Johny Guitar Süleyman Akdı ile 10 yarışa katıldı. Aralarında 1994 yılı G1 Başbakanlık Koşusu’nun da yer aldığı 5 koşuyu kazanıp, 4 koşuda ikinci,  1 koşuda da üçüncü kaldı.

Sanki başarının anahtarı bulunmuş ve Johny Guitar gerçek kimliğine bürünmüştü… Bursa’daki G3 Osmangazi Koşusu birinciliği sonrası bir aylık istirahat ve 1200 metrelik G2 İstanbul Koşusu. Johny Guitar bu mücadeleyi de, Devir, Tarvil, Southern Dancer gibi bu mesafenin şampiyonlarını geçerek kazandı.

Beyim Bugün Rahatsız…

Yıl 1995… Sahada da tüm hızıyla “Johy Guitar fırtınası” esiyor…

Sezona üç birincilikle başlayan Johny Guitar’ın Başbakanlık Koşusu’nu da kazanacağına mutlak gözüyle bakılıyordu. Fakat işler böyle gelişmedi. Topkapı Koşusu sonrası yaşadığı sorun nedeniyle safkanın idman düzeni bozulmuş ve Başbakanlık Koşusu’na katılabilme şansı azalmıştı. Vural Çakım bu yarışı koşamayacaklarını söylüyordu. Pek umut yoktu ama son çare olarak, atı Özdemir Atman’a göstermeye karar verdiler.

Sonrasını Halis Karataş’tan dinleyelim; “Bir yandan bizim atların idmanı, bir yandan bakması için getirilen atlar o gün Özdemir Beyi bunaltmıştı. Vural Bey de Johny Guitar’ı getirince [Beyim bugün biraz rahatsız, atı yarın gösterseniz] dedim. Bunu duyan Özdemir Atman [Vural getir bakalım] diye seslendi.” Özdemir Atman, Johny Guitar’ı iyice muayene eder, yapmaları gerekenleri tek tek söyleyip, atı her sabah ona göstermelerini de tembihler.

İşin ilginç yanı, Başbakanlık Koşusu’nda Atman Ekürisi’nin atı Karapolat da koşacaktı. Söz yine Halis Karataş’ta; “Özdemir Bey jokey deklaresinden önce, [Vural’ın atının hiçbir şeyi yok, çok iyi durumda. Biz onu bu koşuda geçemeyiz. Sen istersen onun atına bin] diyerek bana izin verdi.” Karataş bu önemli koşuyu Johny Guitar ile kazanırken, Thunderbolt I ikinci, Karapolat dördüncü oldu.

Bora Atakol bu koşuyu; “1995 Başbakanlık koşusu unutulmaz yarışlardan biridir. Özdemir Bey, kazanma şansı olan safkanı Karapolat da koşmasına rağmen, Halis Karataş’ın bizim atımıza binmesine izin verdi. Halis de kusursuz bir yarış yaparak koşuyu kazandı. Halis Karataş’ın Johny Guitar’la kazandığı koşular arasında G1 Fatih Sultan Mehmet ve G2 Adnan Menderes koşularını da yer alıyor. Sıkça söylediğimiz gibi, o yıllarda yarış yerinin rekabeti de, centilmenliği de bir başkaydı…

Onun Yeri Ayrı…

Johny Guitar deyince ilk akla gelen isimlerden biri de Kadir Altınöz. “İyi bir yarış atı kapris yapmadan, yarışın gidişine göre kendini ayarlıyorsa esas at odur. Mesela yarış hızlı başladı, nerede istersen git. 800’de toparlayıp, gelir kazanır. Önceki yarışta daha önde gidiyorduk, bu sefer neden gerilerdeyiz, ya da yavaş giden koşuda [hadi oğlum]” deyip topukla. Bugün niye böyle koşuyoruz diye kapris yapmaz.” diyerek unutamadığı şampiyonu anlatıyordu. Kadir Altınöz de bu safkanla katıldığı 10 koşuda, 5 birincilik, 5 ikincilik elde etti. Kazandıkları koşular arasında 1995 Cumhurbaşkanlığı ve aynı yılın TJK koşuları gibi grup 1 mücadeleler de yer alıyor.

1995’te Selim Kaya daha 18 yaşında ve iki yıldır at biniyor…

“Vural Abi’nin Montana adında bir atı vardı. Onunla favori olmadığı bir yarışı kazanmıştım. Vural Çakım, İsmet İnönü Koşusu öncesi Johny Guitar için, antrenörü Ahmet Abi’ye [O Montana’ya binen arap çocuğunu deneyelim] demiş. Atın galobunu yapmamı istediler. O yaşta, Johny Guitar gibi bir ata binmek, rüya gibi bir şey inanamadım.”

Şimdi öğreniyoruz ki Selim Johny Guitar’a bineceğine inanamamış. İtiraf edelim, onun koşuyu kazanacağına da bizler pek inanamamıştık… Neden o biniyordu?

Çok yetenekli ve başarılı ama “topu topu” 12o koşu kazanmış deneyimsiz bir jokey. Timurhan’la A grubunda grup 3 koşu birincilikleri var ama İngiliz atlarıyla siftahı yok… 2000 metre mesafeli G3 İsmet İnönü Koşusu’nda Lyra, Tarvil, Uğurkan gibi sıkı rakiplerle boğuşacak… Johny Guitar da öyle kolay at değil, kısa sprinti var. Hızlanacağı yeri iyi ayarlamak gerek.

Selim Kaya galobunda da hayran kaldığı şampiyonla koşuyu kazanır. Mutlaka büyük bir stres yaşamıştır. Kazanınca “Ne var bunda? Johny Guitar’a bende binsem kazanırdım” diyenleri duyar gibi oluyorum. Ama kaybedersen… Sehpayı hemen kurarlar. Bu birincilik şampiyonla Selim Kaya arasında bir yol sağladı. Genç jokeyin ilk grup 2 birinciliği de yine Johny Guitar ile aynı yılın Topkapı Koşusu’nda geldi.  İkilinin sonraki buluşmaları 1996 yılı G1 Fatih Sultan Mehmet ve G2 Adnan Menderes Koşuları oldu. Johny Guitar, Adnan Menderes Koşusuyla 1996 sezonunu en iyi yarışını yaparak kapatıyordu.

Geri Dönüş ve…  

Bora Atakol; “Onu artık koşturmaya niyetimiz yoktu, hak ettiği emeklilik için haraya götürdük. Bir süre sonra, çiftlikten [gelin bakın, bu at gayet iyi görünüyor] diye aradılar. Denesek mi acaba diye düşünerek, bu kez Vural Abi’yi biz kandırdık ve atı getirdik.” Yaklaşık bir yıllık aradan sonra G3 Ertuğrul Gazi Koşusu hedeflendi. Daha sorunlu olan sağ ayağına fazla yük binmesin diye pisti soldan dönüşlü Bursa Hipodromu’nda koşması tercih edilmişti.

Koşuyu Selim Kaya’dan dinleyelim; “Yarışa başladı, pist ters olduğu için sağ ayağındaki probleminden etkilenmeyip, iyi koşuyordu. Düzlüğe çıktık ve kazanacak duruma geldik. Son 300’de ayağı gitti ve o bunu bana hissettirdi. Başka bir at olsa, yarışı bırakırdı. Mücadeleyi bırakmadı ve koşuyu kazandı. Eminim, Johny Guitar’ın bu vedasına, o yarışı izleyen yarışseverlerin çoğu ağlamıştır.” Şampiyon, Selim Kaya ile katıldığı beş koşuda da geçilmedi. Yıldızı hayli geç parlayıp, beş ve altı yaşlarında doruğa çıkan şampiyonun pistlere vedası da olağan dışıydı… 42 yarış, 22 birincilik, 11 ikincilik, 5 üçüncülük…

Johny Guitar yarış hayatının finali olan bu koşudan sonra, haraya daha sağlıklı gitmesi için üç ay kadar tedavi gördü. Herkes ondan kendisi gibi “şampiyon” yavrular bekledi. Johny Guitar’ın yavruları dediğinizde beklenti “haliyle” yüksek oluyor… Örneğin; Klubnika grup koşular kazanan, 2002 Kısrak Koşusu ikincisi, Gazi Koşusu üçüncüsü; Fiorito da 2004 Ankara Koşusu üçüncüsü ve 2003 Sakarya Koşusu galibi olarak akıllarımızda kalan Johny Guitar yavruları.

Halis Karataş’ın “muazzam bir at”, Kadir Altınöz’ün “unutamadığım at”, Selim Kaya’nın “bindiğim ve gördüğüm en iyi at”  dediği Johny Guitar için Süleyman Akdı da farklı düşünmüyor; “Gerçek mesafesi 1600 metreydi ama uzun mesafelerde gücünü ekonomik kullanarak ve klasıyla kazanıyordu. Bekleme yarışı yapar, kısa ve güçlü sprintiyle rakiplerini geçerdi. Çok kolay gider, önemli olan sprintini ayarlamaktı. Bunu yapınca da, kazanıyordu.”

Bizler ise; “Şanslıyız, çünkü gerçek bir şampiyonu izledik. Teşekkürler Johny Guitar” diyoruz…

News Reporter

3 thoughts on “Rüzgar Gibi Geçenler -13 / Oy Birliği İle Şampiyon…

  1. seyrettiğim ilk efsane velociraptor ve grand ekinoks’tu benim ama öyle anlatırlardı ki johny guitar ile yavuzhan’ ı sanırım şampiyonlar onlarmış… çevremin en fazla anlattığı attır kendisi…

    benimde en fazla görmek istediğim at…

  2. Emeğinize sağlık Reşat bey.. yukardaki tüm güzel anıları sayenizde tekrar yaşıyoruz. Atlara olan sevginiz sizi
    yüceleştiriyor. İyiki varsınız. Saygılar

  3. johny guitar benim bügüne kadar bold pilot ve trapper ile izledigim en domine at türkiye sinirlarinda, 95te cumhurbaskanlik tjk basbakanalik fatih sultan mehmet adnan menderes topkapi ismet inönü kosularini kazandiginda rakipsizdi .orjinin hakkini yasi ilerledikce veren ana hattini yansitan johny guitar bir efsanedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir