RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-16 / Odin… Odinhan…

RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-16

Odin… Odinhan…

Reşat Yurday Köstem

90’ların sonu… Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığına seçildiği bu yılları çoğumuz anımsarız, bazılarımız da yaşımız gereği, “hayal meyal”… Aziz Yıldırım Fenerbahçe gibi, herkesi mutlu etmenin imkânsız olduğu bir kulübün başkanlığını, “dile kolay” aralıksız olarak 20 yıl sürdürdü. Yaklaşık 38 yıl (1978-2015) Gençlerbirliği Kulübü Başkanlığı yapan İlhan Cavcav’dan sonra, en uzun süre görev yapan süper lig kulübü başkanı oldu. 15 Şubat 1998’de yapılan genel kurulda, Vefa Küçük’ten 1 fazla oy alarak başkan seçildi ama yönetim kurulu seçimini Vefa Küçük’ün listesi kazanmıştı. 4 ay sonraki olağanüstü genel kurula, Aziz Yıldırım tek aday olarak katılınca yönetime de kendi listesi seçildi. Listede yer alan “aileden Fenerli” Gürbüz Refioğlu, Yönetim Kurulu II. Başkanlığına getirildi. Görüş ayrılıkları yaşayan iki başkanın bir sonraki seçimde yolları ayrıldı. Bu öykümüzde Aziz Yıldırım konusuna daha fazla girmeyelim. Çünkü onun “rüzgar gibi geçen” safkanını anlatırken bunları uzun, uzun konuşuruz…

Aziz Yıldırım ile Gürbüz Refioğlu’nun o yıllardaki ortak noktaları, Fenerbahçe yönetiminin başındaki kişiler olmaları dışında, at sahipliği de yapmalarıydı. Aziz Yıldırım’ın atçılığında, Yasin Kadri Ekinci ile Amiral Fikret Çınaryılmaz etkili isimler oldular. Atlar Aziz Yıldırım’ın kardeşi Acar Yıldırım adına koşuyor, sahada da Fikret Çınaryılmaz ilgileniyordu. 1998 yılında, Aziz Yıldırım’ın sahibi olduğu Asilbey, Denizci gibi safkanlar koşuyordu ama Fenerbahçe Başkanı’nın atları olarak medyaya pek yansımadı.

Gürbüz Refioğlu da yarış dünyasına ilk adımlarını 1998 yılında Fikret Çınaryılmaz aracılığı ile attı. Refioğlu’nun da TİGEM’in düzenlediği angajmanlı satışlardan bir tay alarak başlamasına karar verdiler. Zamanı burada durdurup, atçılıkta çok sık karşımıza çıkan rastlantılar zincirinden bir örneğe dönelim.

Ahmet Giz’i tanır mısınız?

Ahmet Giz

Aslında o da spor dünyasından ama Galatasaray Divan Kurulu üyesi… Babası Bülent Giz, Galatasaray’da futbol oynamış, dönemin milli lig kulüplerinden Yeşildirek, süper ligde Beykoz, PTT, Mersin İdman Yurdu’nun yanı sıra Avusturya’da da SC Neusiedl’de teknik direktörlük yapmıştı. Bülent Giz’in de “diğer şapkası” at sahipliği… Küçük yaşlarda babasıyla birlikte hipodroma gelen Ahmet Giz, daha sonra TJK’da çalışmaya başlayıp, Teknik Büro Müdürü olarak emekliye ayrıldı. Onunla, Teknik Büro’nun birinci tribünün altında olduğu yıllardan bu yana, uzun bir dostluğumuz var. Babasıyla da o yıllarda tanışıp, at yarışı ve futbol üzerine az laflamadık…

Şimdi size bir uzmanlık sorusu…

Bileceğinizi tahmin etmiyorum, bilirseniz de “kuş taşa çarpmıştır”. Soru şu: Bülent Giz, 80’lerin sonu, 90’ların başında en çok hangi meslektaşı ile görüşüyordu? Benimki de iş mi, nereden bileceksiniz. Yanıt, Todor Veselinoviç olacaktı… Bazılarınızın “doğru” dediğini duyar gibiyim. Eğer o yıllarda, futbola düşkün ya da spor servislerinde çalışan birisiyseniz, mutlaka anımsarsınız. Veselinoviç Fenerbahçe’yi 1984-85 sezonunda averajla, 1988-89 sezonunda da 103 golle şampiyon yapmıştı. Burası Türkiye olduğu için, “Fenerbahçe çok gol yiyor” diye eleştiriliyor, o da “yediğinizden fazlasını atıyorsanız, sorun yok”  diyordu… Ertesi yıl Fenerbahçe ikincilikte kalınca, gönderildi. Veselinoviç, Yugoslavya’nın gelmiş geçmiş en büyük golcüsü olarak bilinir. Bizim konumuzla ilgisi ise, onun at yarışı tutkusu… Maç önü, maç sonu, devre arası fark etmez… Yarışlarla olan bağlantısını hiç koparmadığını medyadaki arkadaşlarımız anlatırdı. Yarışları danıştığı konuştuğu temel bilgi kaynağı da, arkadaşı Bülent Giz’di. Fenerbahçe’den sonra çalıştırdığı takımlar arasındaki Bakırköyspor’u Veliefendi Hipodromu’na yakınlığı nedeniyle tercih ettiği de “yarı şaka, yarı ciddi” söylenirdi…

Her Yol Odin’e Çıkar…

1967 yılından bu yana sahada olan Ahmet Giz, at sahipliğini önce babasıyla birlikte, zamanı gelince de bayrağı devir alarak sürdürdü. Başta Halid olmak üzere, Angora, Melihhan, Dark Child gibi çok iyi atlar koştu. Gülerce Ekürisi’nin kuruluşunda ve ekürinin ilk yıllarında emeği geçen isimlerden de biridir. Ahmet Giz’in Odin’le yollarının nasıl kesiştiğini ve sonrasını gelin ondan dinleyelim; “O dönemde de at koşuyordum ama ertesi yıl emekli olmayı planladığım için, 1998’deki angajmanlı satışlardan tay almaya niyetlendim. Çifteler’den (Anadolu Tarım İşletmesi) gelen Özgün-55. Kemiyetülırak orijinli tay dikkatimi çeken ilk isim oldu. Sebebi de bu tayın annesinin 26. Kemiyetülırak yavrusu olmasıydı. Arap atçılığında 2. ve 3. annelere çok dikkat ederiz.”

Ben de Ahmet Giz’in söylediklerinden yola çıkınca, gördüm ki…  Onun söz ettiği ikinci anne 26. Kemiyetülırak, Yavuzhan’ın da annesiydi. Bu bile yeterli ama sadece Yavuzhan’ın mı? Hakanhan, Al-Işık, Ünsal II ve Ajda’nın da annesiydi. Çifteler’den gelen bu tayın babası Özgün, annesi de saydığımız atlarla kardeş. Tüyoyu aldık ya, bir de 3.  anne 19. Kemiyetülırak’a bakalım dedik, bingo… Satvet’in ana baba kardeşi. Böyle pedigriye sahip bir tayı almak, zor olabilir. Çünkü Özgün’ün yavrularından Benkar, Yelhan, Benim Oğlum gibi isimler o yıllarda zirvedeydi. Odin’in bir yaş büyük ana baba kardeşi Öztay ise bu satışa kadar önemli bir çıkış yapamamıştı.

Ahmet Giz devam ediyor; “Tay tam benim istediğim gibiydi. Sallı, gösterişli atları sevmem, kompakt ve ufarak olsunlar isterim. Hem benim istediğim gibiydi, hem de görüntüsüyle pek de albenisi yoktu. Çok talibi çıkmaz diye hoşuma da gitti. Bugünkü parayla verebilecek 50 bin liram vardı. Bu fiyata kadar olursa alırım dedim.”  Kafalar karışmasın, paramızdan 6 sıfır atılmadığı için, o günlerin 50 milyar lirasından söz ediyoruz.

Gürbüz Refioğlu da 1998 TİGEM satışlarından tay alıp, atçılığa başlayacaktı ya, Fikret Çınaryılmaz, antrenörlüğünü yapan Orhan Bekmezci’den, Refioğlu için tay bakmalarını istedi. Sonrası Ahmet Giz’de; “Orhan Bekmezci geldi ve Fikret Bey’in söylediklerini anlattı. Bu tayı 50 bin liraya alamayabiliriz. İstersen Gürbüz Refioğlu’na alalım, beraber hazırlar koşarız dedi. Olur dedim. Tay, 38 bin liraya Gürbüz Refioğlu için alındı. “ Odin” Gürbüz Refioğlu’nun ticari şirketinin adıydı, ilk  tayına da bu ismi vererek atçılığa başladı.

Paramızdan atılan sıfırlar, geride kalan 23 yıldaki enflasyon, değişen kurlar… En doğrusu, Odin’in fiyatını satışlarla kıyaslamak… TİGEM Anadolu Tarım İşletmeleri’nin satılan 15 tayı arasında altıncı sıradaydı. 65 milyara alıcı bulan Hilalüzzaman 54/75 – 28. Sahra orijinli Mehmetcan, o yıl Çifteler Harası’dan gelen en pahalı tay olmuştu. Özgün’ün 39. Neame’dan olan yavrusu Kadirhan 41 milyara satıldı. Odin, 1998 yılının en pahalı tayları arasında da 8. sırada yer almış, ucuza gitmemişti… Bir yıl sonra, 324 milyar 650 milyon lira ile tay kazanç listesinin “uzak ara” lideri olmuştu. İkinci sırada Hisarhan (Rüzgar.30-8.Rode) 185 milyar 200 milyon, üçüncü sırada da Şirinoğlu (Özgün-52. Kemiyetülırak) 150 milyar 300 milyon lira ile yer alıyorlardı. Bu iki isim, kadro fazlası olarak haralarda satılmışlardı.

Şampiyonun Ayak Sesleri…

Ahmet Giz’in tarifine göre; “Odin ters bir attı. Sahaya geldiğinde zor binildi.” Bindikten sonra da üzerinden “kolay, kolay” inilmeyecek bir at… 3 yaşında koştuğu 13 koşudan 11’ini kazanıp, birinde 2., birinde de 4. oldu. Şampiyon taya o yıl, 10 yarışında Yemen Tunç bindi. Onun cezalı olduğu 2 yarışta Ahmet Atçı ve Süleyman Akdı, sezon sonundaki G1 Haralar Koşusu’nda da jokeyi Fuat Çakar’dı.

Sıkça söylüyoruz ama atların performanslarını sadece rakamlar olarak değil, koştuğu rakiplere göre değerlendirmek gerek. Hani bazı jenerasyonlarda bir boşluk yakalar, fırlayıp gidersiniz. Sonraki yıllarda o atı ara ki bulasın… Odin böyle değil. Şirinoğlu, Çukurova, Hisarhan, Kadirhan, Veziroğlu, Karataş, Pir Karaca gibi akranlarıyla mücadele etti ve tartışmasız biçimde zirveye çıktı. Ayrıca, yaşça büyük rakipleriyle koşup, Ağakaraca ile at başı birinci bitirdiği G1 Cumhuriyet Koşusu’na da ne demeli?

Odin
Odin (Cumhuriyet Koşusu)

Odin üç yaşlı döneminde,  Adana’da sezonu erken açan taylardandı. Kum pistteki 900 metrelik maiden koşuyu 0:56.90 ile “idman yaparcasına” kazandı. Bu sezon başı için “fazla” iyi bir dereceydi… Aynı pist ve mesafede kazanılan KV-8 Mercimek Koşusu sonrası ilk açık yarış olan G3 Çukurova Koşusu’nda Şirinoğlu’na geçildi. Adana’daki sezon finali, çim pistteki 1200 metre mesafeli KV-6 Yasin Milli Koşusu oldu. Bu koşuda, daha sonra sıkça karşılaşacağı Çukurova, Beykardeş, Berkoşhan gibi rakipleri geride bıraktı.

Daha sonra G1 Çanakkale Zaferi Koşusu ile noktalanan, çim pistte peş peşe 5 yarış kazandı. Geçtikleri; Şirinoğlu, Berkoşhan, Bahribaba, Beykardeş, Karataş, Pir Karaca, Kadirhan, Çukurova ve daha niceleri… Örneğin; ağır pistte G3 Sultansuyu Tarım İşletmesi Koşusu, 1400 metreye çıkan mesafe ve G2 Aziziye ile G2 Satvet Koşusu, tayların ilk kez 1600 metre koştukları G1 Çanakkale Zaferi Koşusu birincilikleri, Odin’in “her koşulda” kazanabilecek bir safkan olduğunu gösterdi. İlk G1 birinciliği olan Çanakkale Zaferi Koşusu öncesi, Süleyman Akdı ile Satvet Koşusu’nu kazandı.

Odin (Sultansuyu Koşusu)

Süleyman Akdı onu; “Ufarak ama güzel bir attı. Kısa mesafeye yatkındı” diye tarif ediyor. Bu yarışını beğenmeyenler, Çukurova’yı geçerken zorlandığını söylüyorlardı. Çanakkale Zaferi’nde mesafenin 200 metre daha uzamasına Odin’in ne tepki vereceği merak ediliyordu. Startla birlikte liderliği alınca, doğrusu bizleri de hayli şaşırttı. Odin bu koşuyu, pek alışık olmadığımız biçimde, çıktığı gibi kazandı. Elbette ki bu koşuyu kazanmak büyük bir başarıydı ama son 200’de Pir Karaca ile girdiği kora kor mücadelenin hiçbir yerinde rakibine “teslim olacak” izlenimi vermemesi de çok önemliydi. Adeta 200 metre boğuştular ve burun ucuyla kazanan Odin oldu.

Şampiyonun taylık dönemindeki en kötü performansı G3 Babakuruş Koşusu’ydu. Hani bazen, “en kötü günümüz böyle olsun” deriz ya, ona benzeyen bir dördüncülük… Çünkü önümüzdeki bir buçuk ayda öyle mücadeleler var ki… Biz bu gün bunları konuşmuyor olabilirdik.

Odin G1 Hatay Koşusu’nu pas geçip, 40 günlük aradan sonra, İstanbul kum pistinde G2 Beyazıt Koşusu’na katıldı. 1500 metre ve bu pistteki ilk deneyimi. Kadirhan ile Berkoşhan’ı geçerek kazandı.

En Büyük Kim? 

Sıra büyük sınavlara gelmişti…

1981 yılında ilk kez koşulan G1 Cumhuriyet Koşusu, 3 ve yukarı yaşlı Arap atlarının mücadelesine sahne oluyordu. Ersoylu, Demirkır, Tunca, Özgün, Haberbatur gibi unutulmaz safkanların kazandığı koşu. 3 yaşlıların, A grubunun en iyileriyle mücadeleye girmesi, elbette ki onlar için bir handikaptı. Geride kalan 18 yılda sadece üç tay, Demirkır, Bükentay ve Bamka III bunu başarabilen 3 yaşlılardı. 1999 yılında dördüncü isim Odin oldu. Ağakaraca ile at başı bitirdikleri Cumhuriyet Koşusu, izleyen herkesin adeta akıllarına kazınmış bir yarıştır.

Yılın tayı olduğunu kanıtlayan Odin, sezon finalini G1 Haralar Koşusu’nda Şirinoğlu, Çukurova, Pir Karaca, Veziroğlu, Kadirhan’ı geçerek yaptı. Bu koşu, ilginç bir mücadele ve Odin’in yaşıtları arasındaki en iyi yarışıydı diyebiliriz. Son 400’de Çukurova, Şirinoğlu ve dıştaki Pir Karaca birincilik adayları gibi görünüyorlar, Odin bu üçlünün arasına girmekte sanki gecikmişti. Ona ilk kez binen Fuat Çakar için işlerin zorlaştığını düşünmeye başlarken, o rakiplerinin dışına çıkıp, son 300’de atına bir sprint yaptırdı ki… İnanın, koşuları izlediğimiz basın tribününün önünden başka bir şey geçti sandık. Bizler karar defterine; “Fuat koşuyu kaybetti” yazmaya hazırlanırken, 3 boy önde ve kolayca birinciliğe uzandı… 1:31.85 ile 3 yaşlı Arap taylarının ve Haralar Koşusu’nun da en iyi derecesi yaparak kazandı. Şampiyon artık kısa bir istirahati hak etmişti ama hayat durmuyor ki…

Odinhan…

İyi tercih, Gürbüz Refioğlu Ekürisi’ne bir şampiyon kazandırmıştı. Pek denk gelmez ama Odin’in ertesi yıl doğan ana baba kardeşi de erkekti. Bu sonucu,  TİGEM ve Çifteler Harası yöneticilerinin başarısı olarak yorumlayabiliriz. Anne 55. Kemiyetülırak’ı; 1994, 95 ve 1996 yıllarında ısrarla Özgün’e çektiler. Çünkü iyi sonuç alacaklarına inanıyorlardı, haklı çıktılar. Doğan tayların erkek olması da ayrı bir avantaj.

1999 yılı Cumhuriyet Koşusu’nun üzerinden daha 48 saat geçmeden, Anadolu Tarım İşletmesi’nin tayları Veliefendi Hipodromu’nda satışa çıktı… Yani, koşuyu Odin kazandı, onun baba kardeşleri ve ana baba kardeşi satışa çıktı. Bence onlar bu tarihi bilerek seçmişlerdir. Bu da bir pazarlama tekniği… Odin’i satarken, sahada koşan ana baba kardeşi Öztay’dı. Bu yıl ise, şampiyon tayın, Odin’in ana baba kardeşini satacaksınız. Bu tip taylar için ağız birliği ile “ilkini kim almışsa, bunu da o alsın” denir ama arttırma başlayınca her şey unutulur…

Gürbüz Refioğlu Cephesi de, bu kez zorlu bir pazarlığa gireceklerini biliyorlardı. Satış öncesi yaşananları Ahmet Giz anlatıyor; “Gürbüz Bey, 300 milyara kadar bana sormadan arttırın. 300 milyara gelirsek, ondan sonra benim gözüme bakın dedi.”

Bir yıl önce 38 milyara alınan tayın kardeşi için 300 milyarı gözden çıkarmak…

Odin’den daha gösterişli olan bu tayı 170 milyara satın aldılar. 171 milyara alınan Sezenbey’den sonra satışların en pahalı ikinci tayı. Şöyle bir bakalım diyorum. Odin’in koştuğu 1999 yılında, taylara ödenen yarış ikramiyesi yaklaşık 4,5 trilyon. 300 milyarın gözden çıkarıldığı bir yıl sonra ise 8 trilyon. İkramiye yaklaşık iki kat, şampiyon adayı tayların fiyatı beş kat artmış. Demek ki, Gürbüz Refioğlu da çok çabuk atçı olmuş…

Şunu da unutmayalım. 300’ü gözden çıkarıp, 170 harcadılar ya, Gürbüz Refioğlu beğendikleri diğer tayları da 300 milyar limiti aşmamak kaydıyla almalarını söylüyor. Bunun üzerine aynı satıştan, 70 milyara Fenerlim ve 40 milyara da Odinbey’i alıyorlar. Onlarda iyi atlardı, çok koşu kazandılar.

Bundan 20-30 yıl öncesini düşünün. Dünyanın parasını verip satın aldığınız atlar ve o günlerin olanakları… Ahmet Giz’le “tarihin tozlu yapraklarında” gezinirken şunu söyledi; “Bu tayları koştuğumuz yıllar, Adana Hipodromu’nda lonj alanı yoktu. 15-20 kişi bir araya gelip, el ele tutuşarak atlara lonj yaptırırdık…”

Odinhan

Ekürinin Altın Yılları…

2000 yılında Odin A grubu, Odinhan, Odinbey ve Fenerlim ekürinin 3 yaşlı tayları. Odin ve Odinhan çoğu grup mücadeleler olmak üzere 5’er koşu, Fenerlim 4, Odinbey 2 koşu kazandı. Odin için  “bir yıl önce kaldığı yerden devam ediyordu” diyebiliriz. Birisi KV-8 olmak üzere, G3 Adana Koşusu, G3 Nedim Ökmen, G1 Kanuni Sultan Süleyman ve G1 Cumhuriyet Koşusunu kazanmayı başardı. Dördü grup, biri KV-9 beş koşuda da ikinci kaldı. Sezon boyu, Ağakaraca ve Antepli ile müthiş mücadelelere imza attılar. Bizler de keyifle izledik.

3 yaşındaki Odinhan’a gelince: 11 yarışta; 5 birincilik, 3 ikincilik, 2 üçüncülük, 1 dördüncülük elde etti. O da ağabeyi gibi Adana’da ama çim pistte koşmaya başladı ve 10 yarışını çimde koşup, sezonu Adana kum pistinde kapattı. Bu parlak performansa rağmen yılın tayı, G1 Hatay ve G1 Haralar Koşusu’nu kazanan Tamerinoğlu oldu. Odinhan bu koşuları 3. ve 2. tamamlamıştı. G1 Çanakkale Zaferi Koşusu’nda ise bu rakibini ikincilikte bıraktı.

Odin dönecek olursak,  2001 yılı ve sonrasında alışılmış performansına ulaşamadı. 2001 yılında koştuğu 9 yarıştan, KV-8 Türk Veteriner Hekimler Birliği ve G3 Ridaniye Koşusu’nu kazandı.  Yedi yaşına kadar süren uzun bir yarış yaşamı sonrası 2003 yılında da, pistlere veda etti. Koşar durumdaydı ama belli ki yılların yorgunluğunu ayaklarında hissediyordu… Birleşik Arap Emirlikleri’ne damızlık olarak satıldı ve onların soy kütüğünde de yavrularıyla birlikte yer alıyor.

Odinhan da yarış yaşamını aynı yıl, 4 yaşında noktaladı. Daha doğrusu, unutulmaz bir yarışla noktalamak zorunda kaldı. 2001 yılı performansı; 12 start, 8 birincilik, 2 ikincilik, 2 üçüncülük… Kazandığı koşular arasında G1 TBMM, G1 Tarım ve Orman Bakanlığı, G2 koşular Dumlupınar, Ali Rıza Bey ve Anadolu Tarım İşletmesi, G3 Seyhan Belediye Başkanlığı ve Karacaoğlan koşusu gibi üst düzey mücadeleler yer alıyor. G1 Niğbolu ve Türk Silahlı Kuvvetleri Koşularını 2., G1 Uluslararası Malazgirt Koşusu’nu da üçüncü tamamladı.

Odinhan (Kazım Karabekir Koşusu)

Şanssız Şampiyon

Odinhan; sahibine, antrenörüne, jokeyine, bakıcısına tüm ilgililerine her türlü hayali kurdurabilecek safkandı… İki sezonda çok şey başardı ama daha fazlasını da yapabilirdi. Pistlere vedası ne yazık ki üzücüydü… 2001 yılı Türk Silahlı Kuvvetleri Koşusu’nda “ezeli rakibi” Tamerinoğlu ile koşuyorlar. Ankara 75. Yıl Hipodromu çim pisti, mesafe 2200 metre. Pistin en dışından sprinte kalktı ve ayağı kırıldı… Buna rağmen, o haliyle koşuyu 2. tamamladı. Onun bu “yürekli” davranışına hayran mı olmak, yoksa atlardaki ayak kırıklarının ucu ölüme açık bir yaralanma olduğunu mu düşünmek gerek bilemedim… Bizim bir kahramanımızı kaybettiğimiz kesindi ama ilgilileri acaba o anda neler yaşadılar? Sanırız Ahmet Giz’in unutamadığı bir sahne; “Atın yanına gittik, hepimiz şaşkındık ve bunun sonunun ne olacağını o anda bilemiyorduk. Süleyman Polat, Bakanlığı temsilen koşarak yanımıza geldi. Oradaki veterinerlere, görevlilere [öldürmeyin bu atı, Bakanlık olarak biz alacağız] dedi. Bize de aynı şeyleri söyleyince, bir cevap veremedik. Ne olduğunu anladık ama ne olacağını henüz bilemiyorduk…”        

Bakanlığın bu ata sahip olmak istemesi çok doğaldı. Ağabeylerinden Odin yurtdışına gitmiş, Öztay’ın yarış hayatı ise devam ediyordu. Bu nedenle Odinhan, kaçırılmayacak bir aygır adayıydı. Bu öykünün sonunu da Ahmet Giz’den öğreniyoruz; “Fakülteden getirdikleri bir veteriner atın ayağını alçıya aldı. Onun mahareti atı yaşattı ve iyileştirdi. Odinhan’ın ayağındaki kırıktan hiçbir iz göremezsiniz. Ayağını doğal halindeki gibi kullanabiliyor. Bu damızlık hayatında çok önemli.”   

Odinhan’ın 2002 yılından itibaren Güzbüz Refioğlu’nun aygırı olarak aşım yaptı ama hara performansı beklendiği oranda parlak değil. Aygır olarak Gelibolu dışında da yetiştiricilikte adından söz ettirecek erkek yavrular vermesi beklenirdi. Kısrak babası olarak da Taliphan’ın annesi Kutbike ve Storm Girl’un annesi Dağ Ateşi öne çıkan isimler.

Odin ve Odinhan yarış yaşamları çok başarılı ve “jeneriklik” koşularıyla unutulmayacak isimler. Onları izlemiş olmak bir ayrıcalık. Nerede o eski atlar, o yarışlar…      

News Reporter

8 thoughts on “RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-16 / Odin… Odinhan…

  1. EFSANE GERÇEKTEN
    odin çok güzeldi sonra odinhan ve özgünhan
    özgün maşallahı vardı
    çok güzel yazı olmuş çok keyifliydi

  2. Çok güzel bir yazı böyle öyküleri daha kısa zamanda yaninlarsanız daha iyi olur uzun zamandır bekliyordum yeni yazınızı ve görünce hemen okudum çok güzel şeyler anlatıyorsunuz yeni yazılarınızı bekliyorum en kısa zamanda

  3. Odin e Arap şeyhlerinin 4 milyon dolar teklif ettiği ve Gürbüz beyin kabul etmediği yazılıp cizilmisti.

  4. Reşat Bey Merhaba,

    Biz yaşlanıyoruz galiba. Şimdiki atlar da çok güzel koşuyor. Odin benim en sevdiğim arap atıydı. Yazı çok güzel…

  5. Kalbim Odin’de kaldı, 22 senedir… İlk at aşkım. Sınırı olmayan atom karınca. Acaba onun BAE harasındaki durumu nedir? Bunu ancak siz araştırıp bulabilirsiniz Reşat Bey?

    1. BAE ve Suudi Arabistan bize göre çok sert yarış ligleri…Özellikle Fas,Tunus,Fransa ve kendi yerli kan hatlarının birleşiminden oluşan arap yarış atları arasında aygır olarak öne çıkmak çok çok zor. Odin’de öne çıkamadı bu sebeplerden ve silik kaldı ancak tıpkı kardeşi Odinhan gibi onun da kısrak babalığı özelliği ortaya çıktı bir çok Odin torununun orada yarışlar kazandığını gördüm.

  6. Odin 3 yaşlı dönemi Tekinalp vardı 4 yaşlı Demirkır yavurusu iki safkanla ne keyifli anlar yaşamaıştık. Güzel bir yazı olmuş üstadım. Bizi taa 99 ‘a döndürdün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir