RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-26 / Olağanüstü Gücün Sembolü; Özgünhan

RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-26

Olağanüstü Gücün Sembolü; Özgünhan

Yıl 2000, mevsim sonbahar…

Reşat Yurday Köstem

Yarış ikramiyeleri, yarış takvimi, “gönülden geçen hipodromlarda” ahır bulma sohbetlerinin koyulaştığı günler. Her atçının bu tür ortak konularının yanı sıra Arap atçılarının gündeminde devlet haralarından satışlara getirilecek elit taylar da vardı. Hangi taylar daha gösterişli, hangisinin ne kusurları var? Daha da önemlisi, büyük atçılar hangilerine talip olacaklar? Gönüllerde o taylardan birini almak var ama ucunun nereye varacağı belli değil… Paradan daha altı sıfır atılmamış, milyarların havada uçuştuğu dönemler…

2000 yılı elit tay satışlarında; Sultansuyu, Anadolu ve Karacabey Tarım İşletmelerinde yetiştirilen 42 safkan, toplam 3 trilyon 490 milyar liraya alıcı buldu. Bu günkü parayla 3 milyon 490 bin lira. En pahalı tay 200 milyarlık fiyatıyla, Sultansuyu’nun yetiştirdiği, Baba Yıldız ile Pir Karaca’nın ana-baba kardeşi Deviren olmuştu. Bu haradan gelen Volga II, Savatlı ve Tulyad’ın yavruları, eski adıyla Çifteler olan Anadolu Tarım İşletmesi’nden gelen Albatur, Demirkır ve Özgün; Karacabey’den gelen Rüzgar 30, Serhanbey, Sa’d 49/80 gibi aygırların yavruları genellikle el yakan fiyatlara ulaşıyorlardı…

Atlara ödenen paraları konuşmaya başlayınca, “At para ile satın alınmaz” özdeyişini de unutmamak gerek… Daha doğrusu; iyi paraya aldığınız at, bunun karşılığını veremeyebilir. Zaten ödenen bedel ile atın performansı arasında doğru orantı olsa, herkes “çifti, çubuğu satıp” en pahalı atı alır. Bir de madalyonun tersine bakalım. İyi bir atı, ya da öyle olacağı varsayılan bir tayı da “üç otuz paraya” kimseye bilerek vermezler. Hele hele söz ettiğimiz, devlet haralarında yetiştirilen Arap taylarının açık arttırma ile satışı ise bunu unutun… Hatır gönül bir yana, herkes, aklındaki, gönlündeki tayı almak için sonuna kadar mücadele eder. At koşar, baht kazanır, senin atın iyi, benim atım şanslı olsun… Bunlar da boşuna söylenmemiş fakat her derde deva olan sözler değil. Bizim bahtımız açık, atımız şanslı ise, daha iyi olan atı bir kez, hadi bilemediniz iki kez geçeriz. Ya o bizi kaç kez geçer?

Bu gün anlatacağımız şampiyon 1998 doğumlu. 2001 yılında sahaya geldiğine göre, o yılın bazı rakamlarına bakmak gerek. 338 Arap tayı yarış hayatına başlamış ve 209’u koşu kazanmış. Koşamayanları da hesaba katacak olursak, sahaya gelen tay sayısı 400 dolayında diyebiliriz. Yıllık programda da Arap taylarına 370 koşu ayrılmış. Bu baht işi olsa, gelen tayların neredeyse yarısı koşular kazanıp, diğer yarısı maiden kalır mıydı? Kazananla, kazanamayan bir olur mu hiç?

Aynı jenerasyonun elit taylarına da bir bakalım… 40’ı sahaya gelip, 6’sı 3 yaşlı dönemlerinde koşu kazanamamış. 3 yaşında kazanamayan elit tayların oranı %14… Bizce bu basit istatistik, ne kadar yüksek bedel öderseniz ödeyin; kazanmakla kazanmamanın kardeş olduğunu hatırlatmaktan başka bir anlam taşımıyor. Çünkü 2001 yılında start alan tayların yaklaşık %12’sini oluşturan “elitler”, koşuların %24’ünü kazanıyor… Yaklaşık %85’i ilk yıl maiden’dan çıkmayı başarıp, toplamda 89 koşu, her elit tay ortalama 2.22 koşu kazanmış.

Koşan diğer tayların ise %70’i ilk yıl maiden’dan çıkmış ve kazandıkları ortalama koşu sayısı 0.94… Demek ki elitler, diğerlerinin yaklaşık 2,5 katı koşu kazanmışlar. Rakamlar diğer yıllarda da buna benzer midir, bilemiyorum. Asıl vurgulamak istediğim, 2001 yılında sahaya gelen Arap taylarının niteliği. Anlattıklarım bir fikir veriyor ama anlatacaklarım, her şeyi apaçık ortaya koyuyor…

2001 yılında 3 yaşlı erkek Arap taylarına 19 grup koşu düzenlenmiş. Bunların 18’sini elit taylar, Bursa’daki G3 Domaniç Koşusu’nu özel harada yetişen Janberk kazanmış. O yıl sahaya çok iyi taylar gelmişti. Bir örnek vereyim. Anadolu Ateşi, 2001 yılının açık koşu kazanamayan 3 yaşlı tayları arasında. Varın gerisini siz hesap edin…

Hedefe vardık sayılır… Elit tayların kazandığı 18 açık koşunun paylaşımı şöyle: Özgünhan 7 açık koşu, Demirkazık 6, Başkanbey ve Atak 2, Babanur 1’er koşu kazandılar. Özgünhan ve Demirkazık 7 kez birlikte koşup, bunların 6’sında ilk 2 sırayı paylaştılar. Üçünü Özgünhan, üçünü Demirkazık kazandı. Sezon boyunca bu ikiliyi geride bırakarak kazanan tek isim, Sultansuyu Koşusu galibi Başkanbey oldu. O yıl sahaya iyi tayların geldiğini söylemiştik. Özgünhan ile Demirkazık “iyiden öte” çok iyi safkanlardı. Anadolu Tarım İşletmesi’nin en pahalı tayı Baran Cemiloğlu’nun 131 milyar ödediği Anadolu Ateşi olmuştu. Demirkazık 116 milyara Yavuz Gülerce’ye,  Özgünhan da 112 milyara Adil Turan’a satıldılar. At alırken para her şey demek değil ama bir yere kadar… Sizlere bu safkanlardan birini, Özgünhan’ı anlatacağız. Şampiyon safkanın sahibi Adil Turan ile oğlu Necdet Turan’ın atçılık hikayeleri yıllar önce, 19972de başlıyor.

Suruç’lu Olmak Eşittir Atçı Olmak…

Adil Turan; Şanlıurfalı atçılarımızın çoğu gibi, Suruç’ta doğmuş. Suruç adeta atçılık diyarı… Bu rastlantı değil, tarihin derinliklerinden kaynaklanan bir gelenek ve oradaki insanların genlerinde var. Neden böyle söylediğimi, izin verin iki cümle ile anlatayım. Eski çağlarda Seruç adını taşıyan bu yöre, yetiştirdiği cins atlarıyla ünlüymüş. Seruç; günümüzde de kullandığımız “saraç” sözcüğünün çoğulu. Dilimize Arapçadan geçen saraç sözcüğünün kökeni olan “serc” de, “eyer” anlamına geliyor. Suruç’a bu nedenle “eyerciler kenti” diyebiliriz…

Suruçlu atçılarımız, onları sadece yarıştırmayı değil, yetiştirmeyi de seviyorlar. Necdet Turan’a yetiştiricilik yönlerini sorduğumda; “Biz yetiştiricilik yapmadık. Babam sadece devletin yetiştirdiği atları alıp, koşardı.” Diyor. İlk atları Gülayfer ile “baba oğul” iyi bir başlangıç yapmışlar… Gülayfer G2 Cahide Koşusu’nu kazanmış, G2 Mehmet Ali Kiper ve G2 Kosova koşularını 3. tamamlamış. Bu safkanın 5 yıl süren yarış yaşamında, 11 birincilik, 24 plasesi var. Adil Turan’ın Özgünhan’dan önce Gülsever, Turanağa, Gülayfer ve Ayfergülü gibi yarış kazanan ama pek ses getirmeyen safkanları olmuş. 2000 yılında koşmaya başlayan Necdetağa’nın da, Tamerinoğlu ile Odinhan’ın olduğu G1 Hatay ve Haralar koşularındaki 4.’lükleri ile dikkati çekici. Aynı yıl 2 koşu kazanmayı başaran bu safkan, G2 TİGEM ve G3 Uludağ koşularını 2., Babakuruş Koşusu’nu 3. tamamlamış.

Bu Taya Bizim Paramız Yetmez…

Demirkır-Mencule 44 orijinli Necdetağa’nın 3 yaşındaki performansı baba ile oğlu iddialı taylara talip olmak için sanırız cesaretlendirmiş ama nereye kadar? Necdet Turan bunun yanıtını veriyor; “2000 yılı Anadolu Tarım İşletmesi satışına Babamla birlikte geldik ama beğendiğimiz bazı taylara paramızın yetmeyeceğini biliyorduk. Demirkazık’ın satışını oturduğumuz yerden öylece seyrettik… Özgünhan çıktı, bunu da biz alamayız deyip arttırmayı seyretmeye başladık. Önceki taylardaki olduğu gibi talibi fazla değildi. Baba bu tay ucuza gidecek galiba, biz de arttıralım dedim ve 112 milyara bizde kaldı. Hiç unutmuyorum. Satış tamamlanıp, Babam evrakları imzalamaya giderken, Süleyman Akdı [Adil Bey, tebrik ederim şampiyon atı aldın] dedi…”   

Baba oğul Turan’ların “Bizim paramız yetmez” diyerek satışını seyretmekle yetindikleri, Demirkır yavrusu Demirkazık’ı Yavuz Gülerce 116 milyarliraya satın almıştı. Bu güzel tay son yarışına kadar, Özgünhan’ın en sert rakibi oldu. Demirkazık’ı, Gülerce Ekürisi’nin uzun süre menajerliğini ve antrenörlüğünü yapan Mehmet Çay’a sorduk; “Biz o satışlardan Demirkazık ile Albatur yavrusu Akcan’ı aldık. Demirkazık muazzam bir attı. Daha satış padoğunda [Bugün al, 15 gün sonra koş] dercesine geziyordu. O kadar güzel ve koşmaya hazırdı ki… Moletinde yaşadığı ciddi soruna rağmen o yarışları yaptı.” Diyor. Demirkazık’ın yarışlarına bakınca, Mehmet Çay’a hak vermemek olanaksız. Aynı jenerasyona birden fazla şampiyon adayı denk gelince böyle oluyor…

Efsane Anne ve Babanın Yavrusu…   

Özgünhan’ın babası Özgün’den,  Odin ve Odinhan’ı anlattığımız bölümde ayrıntılı biçimde söz etmiştik. 4 yaşlı olarak B grubunda başladığı 1988 yılını, G2 Malazgirt ve G1 Cumhuriyet Koşusu galibiyetleri ile kapatıp, 3 yıl sonra yeniden sahaya dönen ve kazandığı koşuyla unutulmaz bir final yapan safkan. 2008 yılında ölen Özgün; Odin ve Ayabakan gibi yavrularıyla ülke sınırını da aşan bir üne kavuştu.

Özgünhan’ın annesi 39 Neame, Arap atı yetiştiriciliğimizde ayrı bir efsane… Yozgatlı I-Neame 23 orijinli bu kısrak, Demirkır ile Balık’ın ana baba bir kardeşi. 1983 doğumlu 39 Neame; Özgünhan’ın yanı sıra, Dinçerbey, Sam-Ay, Evren I, Halid, Don Juan, Yavuzca ve Kadirhan’ın da annesi. Bir yaş büyük ablası 38 Neame, Volga II’den Hastay, Sertay, Dostkaraca, Sezenbey, Soncan’ı vermiş. Neresinden baksanız, Şampiyonlar familyası…

Özgünhan’ın ana baba kardeşi Yavuzca’yı 1997 yılı satışlarından Gülerce Ekürisi satın almıştı. 1998 satışlarındaki ana baba kardeşi Kadirhan 41 milyara, Özgün-55.Kemiyetülırak orijinli Odin 38 milyara, bir yıl sonra da, Odin’in ana baba kardeşi Odinhan 170 milyara alıcı bulmuştu. Bu paralara, o günlerin enflasyonuna bakacak olursak, Özgünhan ucuza gitmiş ama bunun bir nedeni olmalı.

Özgünhan’ın neden bu fiyata gittiğini Necdet Turan’dan öğreniyoruz: “Atın ayağının üstünde yara ve tendonunda yırtık vardı. Hastaneye götürdük, orada da iyi rapor vermediler. Babamla, Veteriner Ali Akşit iyi dosttu. At muayene olurken, baktık Ali Bey köşede bizi seyrediyor. Babam onu görünce hemen yanına gitti ve durumu anlattı. Atın ayağına bir de o baktı ve [Devam edin, bir şey olmaz. Bu at koşar] dedi.”  Ali Akşit’in bu sözü, Adil Turan’ın devam kararı almasında etkili oluyor.

Ali Akşit, gerçektende bilgisine güvenilen, sahadaki efsane isimlerden biriydi. 1920 doğumlu uzman veteriner, 1974 yılında kurulan at hastanesi ile birlikte, Türkiye Jokey Kulübü’ndeki görevine başladı ve 2008 yılına kadar da burada çalıştı. İnanması güç ama 88 yaşına kadar görev yaptı… Kadıköy’deki evinden Veliefendi’ye haftanın 6 günü, TJK’nın servisiyle gidip geliyordu. O dönemlerde TJK’nın hafta tatili 1 gündü. Her zaman hızlı, çok hareketli ve sevecendi. Büyük küçük demeden, mutlaka sizden önce hal, hatır sorardı. 2015 yılında kaybettiğimiz, farklı bölümlerde de olsa, uzun yıllar TJK’da birlikte görev yaptığımız, Ali Ağabeyi unutmak mümkün mü?

Farklı ve Güçlü Bir Tay…

Adil Turan, Ali Akşit’e güvenerek aldığı taydan vazgeçmeyip, yola devam etti. İyi ki de öyle olmuş… Bu arada, hemşerisi Ali Yıldız’ın Özgünhan’a ortak olma teklifini kabul edip, bir yıl sonra aldığı Sonperde’yi de onunla ortak koştu. Yarış hayatı 10 yıl süren Sonperde’nin aralarında grup koşular da olmak üzere 25 birinciliği, 44 plasesi var.

Biz kahramanımıza dönelim… 24 Şubat 1998 doğumlu Özgünhan, yarış yaşamına 27 Şubat 2001 tarihinde Adana’da başladı. Denk gelse, doğum gününü yarışseverlerle birlikte kutlayacak… Atın menajerliğini Tuncay Kantarmacı, antrenörlüğünü de Erhan Dıblen yapıyorlardı. Adana’daki hazırlık dönemi ve ilk yarışlarını Erhan Dıblen’e soruyorum; “Özgünhan sahaya geldiği ilk günden itibaren dikkati çekiyordu. Çünkü fevkalade bir eşkâle sahipti. Şampiyonu bulduk dedik… Söz dinleyen bir tay olduğunu söyleyemem. Bizim istediklerimizi zor kabul ediyor, kendi istediğini yapmayı tercih ediyordu. İnatçılığı onu farklı kılıyordu… Önce tatlı kenterler yaparak, sonra yanında atla çalıştırdık. Atla çalıştığı zaman hırslanıyor ve ona geçilmek istemiyordu. Özgünhan sahaya çıkınca, üç dört kat farklılaşıyordu diyebilirim.”

Özgünhan’ın ilk idmanlarını yapan ve onunla çok sayıda grup koşu kazanan Selim Kaya çok net konuşuyor: “Şöyle diyebilirim, Özgünhan bu güne kadar bindiğim en güçlü Arap atı… Taylık döneminde huysuzlukları vardı. Binekteyken bir anda parlayıp, üzerindekini kaçırıyordu. Adana’da 1000 metrelik grup koşunun startına giderken beni üzerinden düşürüp kaçmıştı. Tam koşudan çıkacaktı, tutup getirdiler, yarışı koştuk. Böyle çılgınlıkları vardı…” Selim Kaya’nın söz ettiği yarış, sezonun ilk grup mücadelesi olan G3 Çukurova Koşusu. Kazanan, Adana Sezonunu zirvede tamamlayıp İstanbul’a gelecekti. Bu Özgünhan oldu. Hem de ne kazanma… Kum pistteki 1000 metrelik koşuda yaptığı 1:09.93’lük derece bu güne kadar kırılamayan bir rekor… Özgünhan 2001, 2002 ve 2004 sezonlarını Adana kum pistinde açtı ve orada koştuğu toplam 8 yarışın yedisini kazanıp, birinde 3. oldu. Kazandığı koşuların altısı G3, biri de ilk startı olan 1 şartlı yarıştı. Kum pist performansı da yabana atılacak gibi değil…

Sezonun iddialı taylarının gövde gösterisi, her yıl olduğu gibi yine, İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda gerçekleşti. Özgünhan; önce KV-8 Süleyman Sırrı Turhan Koşusu’nda Dağhanbey’i, 3 hafta sonra da G3 Kazım Karabekir Koşusu’nda Başkanbey’i geride bıraktı.

3 yaşında start aldığı 15 koşudaki performansı; 9 birincilik, 5 ikincilik, 1 üçüncülük… Üçüncülüğü, Adana’daki KV-8 Mercimek Koşusu. 13 Mart 2001 tarihindeki bu koşu Didim, Dağhanbey şeklinde sonuçlanmıştı. Yarış hayatını bitirebilecek kadar ciddi sakatlığı sonrası, tabela dışında kaldığı 28 Ağustos 2003 tarihine kadar bir daha ilk ikiden hiç düşmedi… Yaklaşık 2,5 yılı kapsayan bu sürecin bilançosu: ”Kurtlar Sofrası” diyebileceğimiz rakipler arasında 21 start; 15 birincilik, 6 ikincilik…

2001 İstanbul Sezonunu 2 birincilikle açan safkan, sonrasındaki G3 Sultansuyu ve Aziziye koşularında Başkanbey ve Babanur’un ardında 2. kaldı. Sultansuyu Koşusu ilginç bir mücadeleydi. Başkanbey ile Özgünhan’ın yanı sıra Anadolu Ateşi, Demirkazık, Babanur olmak üzere 5 tay start aldı ve koşunun birincisi ile sonuncusu arasında sadece 36 saliselik fark oluştu.

Sıradaki G2 Satvet Koşusu’nda benzer bir rastlantıya şahit olduk. Sultansuyu Koşusu’nun kopyası gibi yine aynı 5 tay burada da buluştular ama bu kez kolay kazanan Özgünhan olurken, Demirkazık ikincilikte kaldı. Bu yarış, şampiyon safkanın Sadettin Boyraz’la katıldığı ilk koşu olarak da anımsanır. 5 yıl süren yarış yaşamı boyunca, Özgünhan’a 3 farklı jokey binmişti. Selim Kaya, Sadettin Boyraz ve Halis Karataş. Sadettin Boyraz da Özgünhan için, diğer iki meslektaşından farklı şeyler söylemiyor; “Çok güçlü ve kuvvetli, Babası Özgün’ü yansıtan, onun en iyi yavrularından biriydi. Özgünhan için bindiğim en iyi Arap atı diyebilirim…”

Satvet Koşusu’nda da startla birlikte öne çıkıp, yarışın temposunu belirleyen Özgünhan, düzlükte daha da arttırarak “ezeli” rakibi Demirkazık’a şans tanımadı ve onu ikincilikte bıraktı. 2001 yılı Yarış ve Yetiştiricilik Kitabı’nda 3 yaşlı Arap tayları bölümünü yazan Mehmet Ayan da Şampiyon’un bu özelliğini vurguluyor; “Özgünhan sopa-kamçı kaçarak hiçbir yarışı kazanamadı. Hep yarışın temposunu kendi belirledi ve o tempoyu düzlükte daha da arttırarak kazandı.”  

Sezonun ilk G1 mücadelesi olan Çanakkale Zaferi Koşusu’nda, yarışseverlerin fazla şans vermediği Demirkazık sürpriz bir birinciliğe imza atarken, Özgünhan 2. oldu. G3 Tarzan Koşusu’nda bu kez ibre yeniden Özgünhana’a döndü ve bu kez 2.’likte kalan Demirkazık’tı. Sezon finaline doğru, iki şampiyon adayının yolları ayrıldı. Özgünhan İstanbul’da Babakuruş, Demirkazık Ankara’da Prof. Selahattin Batu koşularında start alıp, bu mücadeleleri kazandılar. Sıra 3 yaşlı Arap tayları için sezon finali kabul edilen G1 Hatay Koşusu’na gelmişti…

Yılın Tayı ÖZGÜNHAN…  

Hatay Koşusu Özgünhan’ın ilk Ankara seyahati olacaktı. Akıllarda; “Bu koşuyu hangi tay kazanır?” değil, “Özgünhan mı, yoksa Demirkazık mı?” sorusu oluşmuştu. İki safkan o güne kadar 4 kez birlikte koştular. Bu mücadelelerden, Demirkazık G1 Çanakkale Zaferi Koşusu’nu, Özgünhan G2 Satvet, G3 Tarzan koşularını kazanmıştı. G3 Sultansuyu Koşusu’nda da Özgünhan 2., Demirkazık 4. olmuştu. Özgünhan bir adım önde gözüküyordu ama Çanakkale Zaferi Koşusu sonrası bu G1 koşuyu da Demirkazık kazanırsa, işler değişecekti… Demirkazık’ta Süleyman Akdı, Özgünhan’da Sadettin Boyraz… Sonrasını Sadettin Boyraz’dan dinleyelim; “Özgünhan, Yavuzhan’vari koşuyordu. Önde boş kalırsa yavaşlıyor, rakibi görünce onunla mücadeleye girip kazanıyordu. Süleyman Abi, Haberbatur ile Yavuzhan’ı geçtiği yarışlardaki gibi koştu. Tam arkama saklanmıştı. Düzlüğe önde çıktım ve Demirkazık’ı aradım. Dışıma çıkıp, benim ata pek yaklaşmadan solumdan gelir diye bekliyordum ama o içe girip, yaptığı atakla bir boy kadar öne kadar geçti. Demirkazık’ı yakalayıp, koşuyu baş farkıyla kazandık.”

Sezonun son G1 mücadelesi Haralar ve sonrasındaki G3 Akbatur Koşusu’nda gülen taraf, Özgünhan’ı geçen Demirkazık oldu. Bu iki koşuda da doğa koşullarının, İstanbul’daki müthiş yağışlarla ağırlaşan pistin etkisi oldu. Özgünhan, ağır pistte eksik koşuyordu. Yine de Demirkazık’a haksızlık yapmamak gerek. Normal pistte de Demirkazık Özgünhan’ı geçti… Bu ikilinin rekabeti gelecek yıllarda da devam edecekti. 2001 yılını Özgünhan ve Demirkazık 130’ar handikap puanı ile kendi yaş gruplarını lider tamamladılar.

Yoksa Yarış Hayatı Mı Bitiyor?

Bir yıl geride kalmış ve Özgünhan 4 yaşına gelmişti. Bundan sonra kendinden yaşça büyük rakiplerle de mücadele etmek zorunda kalacaktı. Hem de ne rakipler… Onların arasında kaybolup gitmek de vardı…

2001 yılını Adana’daki G3 koşu galibiyetiyle kapatan Şampiyon, yeni sezonu da yine orada G3 Seyhan Belediye Başkanlığı ve G3 Karacaoğlan Koşusu birincilikleriyle açtı. Sıra Ankara ve İstanbul’da, “taşların yerine oturacağı”, Özgünhan’ın “en büyük benim” diyebileceği koşulara gelmişti. İlk mücadele, 2002 yılının 22 Nisan günü, Ankara 75. Yıl Hipodromu’ndaki G1 TBMM Koşusu oldu. Favori 7 yaşındaki, 139 puanlı “İzmir Fatihi” Ağa Karaca idi. Startla birlikte Dağhanbey liderliği aldı ve kapanması zor bir fark yaptı. Özgünhan, burada da zoru başarmış, 1600 metrelik koşuyu 1:44.45 yaparak Dağhanbey’in boyun farkıyla önünde kazanmıştı. Hem de bugüne kadar Ankara pistinde yapılan en iyi 6. derece ile…

Özgünhan’ın 4 yaşındaki yarış yaşamı, ne yazık ki 6,5 ay sürdü. Sorun ciddi,  sesamoid kemiği çatlamıştı… Bu tür sakatlıklar, o yıllarda genellikle yarış hayatının sona ermesi anlamına geliyordu. Özgünhan 2002 yılı  2 Şubat ile 25 ağustos tarihleri arası 8 koşuda start aldı ve 7 birincilik, 1 ikincilik elde etti. Sadece TBMM değil, Selim Kaya ile katıldığı G1 Niğbolu ve G1 Türk Silahlı Kuvvetleri, G2 Ali Rıza Bey ve G2 Dumlupınar koşularının da galibi o oldu. Bu kadar sınırlı sürede, Odin, Tamerinoğlu, Altaha, Yavuzca, Şirinoğlu gibi A grubunun lider isimlerini geçerek, 2. sezonunu da 139 handikap puanıyla zirvede kapattı.

Selim Kaya, Şampiyonu şöyle tarif ediyor; “28 yıldır bindiğim Arap atları içinde en güçlü olanıdır diyebilirim. Bence hiçbir gün gerçek gücüyle koşmadı. Tayken sağlıklıydı ama tam anlamıyla hazırlamamıştık. Dört dörtlük formda değildi, daha yırtılmamıştı. O yarışları %60-65 hazırken koşuyordu. Aslında hak ettiği yer, olduğundan çok daha fazlasıydı…”    

2001 yılı G1 Türk Silahlı Kuvvetleri Koşusu’nu anımsar mısınız? Bizlere daha dün gibi geliyor ama aradan 20 yıl geçmiş… Tamerinoğlu’nun kazandığı, Odinhan’ın kırılan ayağına rağmen 2. tamamladığı koşu… Muratağa da aynı koşuda yarış yaşamını noktalamıştı. Sakatlanan üç safkanın da o yıl 4 yaşında olduklarını belirtelim. Odinhan, handikap listelerinin üst sınırı olan 140 puana ulaşan ender safkanlar arasındaydı. 132 puanlı Tamerinoğlu, bu birinciliği sonrası 138 puana yükseldi.

Bir yıl sonraki, 2002 yılı G1 Türk Silahlı Kuvvetleri Koşusu’na ortaya çıkan tabloya bakalım… Koşuyu kazanan Özgünhan, bu yarışta sesamoid kemiği çatladı için tam 1 yıl, 2. olan Demirkazık moletindeki sorun nedeniyle 9,5 ay pistlerden uzak kaldı. Bu 2 safkan da aynı şanssızlığı Odinhan gibi 4 yaşında yaşadılar ama her şey orada bitmedi.

Hem Rakipler, Hem Sorunlarla Boğuşup  Zirvede Kalmak…         

Özgünhan’ı 368 gün aradan sonra, yarış pistinde görebildik. Start aldığı KV-8 Bakırköy Belediye Başkanlığı Koşusu onun tabela dışında tamamladığı ilk yarışıydı. Bunca başarıdan sonra ilk ikiye girememek Özgünhan için üzücüydü ama yaşadığı ciddi sakatlığa rağmen sahalara dönebileceği de anlaşılmıştı.

3 hafta sonra katıldığı G3 Mehmetçik Koşusu’nda, Yavuzca’yı burun ucuyla geçerek alışık olduğu birinciliğe kavuştu… Halis Karataş koşu sonrası; “Bugün kazandık ama %50 performansla koştu, daha sorunları var. İnşallah bundan sonra eski Özgünhan’ı sahada göreceğiz.” Diyordu. G2 Yüksek Komiserler Kurulu Koşusu’nu Tamerinoğlu’na baş farkıyla kaybettikten sonra sıra, sezon finali gözüyle bakılan G1 mücadelelere gelmişti.

3 ve yukarı yaşlı safkan Arap atlarının en büyük koşusu olan G1 Cumhuriyet Koşusu… Bu koşunun 2001 yılı yarış takvimindeki tarihi, Haralar Koşusu’nu tercih edecek 3 yaşlılar için uygun değildi. Hem bu nedenle, hem de usta atlarla erken mücadeleye girmemek için olsa gerek, Özgünhan ve Demirkazık gibi o yılın iddialı tayları Cumhuriyet Koşusu’na katılmadılar. 3 yaşlıların temsilcilerinden Özgünay’ın 3., Bozok’un 5. tamamladığı koşuyu Ağa Karaca kazanmıştı. 2002 Cumhuriyet Koşusu öncesi aynı yarışta sakatlanan Özgünhan ile Demirkazık’ın sezonu nasıl kapattıklarını da biliyoruz. Bu nedenle iki safkanın da bu koşuda start alma şansları olmadı. 2003 yılında Özgünhan Cumhuriyet Koşusu’na katılma olanağı buldu. Demirkazık ise ağustos ayından itibaren pistlerden 8 ay uzak kalınca yine birlikte koşamadılar. İlginçtir bu iki rakip, 2004 yılı Cumhuriyet Koşusu’nda ilk ve son kez buluştu ve kazanan 4 yaşındaki Dayıbey oldu. Bu zorlu mücadeleden Özgünhan 2., Demirkazık 3. olarak ayrılmıştı. Demirkazık bu koşuyla yarış yaşamını noktalamıştı.

Özgünhan, her şampiyon Arap atının koleksiyonunda olması arzu edilen Cumhuriyet Kosusu Kupası’nı 2003 yılında ekürisine kazandırdı. Starta girmemek için gösterdiği dakikalarca süren direnç, Halis Karataş’ı, atın ilgilileri ve yarışseverleri hayli kuşkulandırmıştı. Halis Karataş koşu sonrası; “Üzerindeki stresi dilerim bu yarışıyla atmıştır. Geçen yıl yaşadığı arızadan dolayı stresi vardı.” diyerek atın durumunun da onlardan pek farklı olmadığını vurguluyordu… Bu çok değerli birincilikten 3 hafta sonra, G1 Kanuni Sultan Süleyman Koşusu’nu da kazanan yine Özgünhan oldu. Bu iki koşuyu da, zirveyi oluşturan rakiplerini geride bırakarak kazandığını belirtmeliyiz. Böylece, 139 puanla başladığı 2003 sezonunu; 5 startta, 3 birincilik, 1 ikincilik elde ederek, 140 puanla zirvede tamamladı.

Kanuni Sultan Süleyman Koşusu sonrası, Halis Karataş’ın çok şey anlatan bir tespiti var: “Ankara’daki uzun mesafeli koşudan (YKK) sonra yarışa adapte olmakta zorluk çekiyor. Ondan dolayı zorlandık. Yine de kalitesini her zaman ön plana çıkarmayı başarıyor.” Karataş’ın bu sözleri, Özgünhan’ın neden en yüksek handikap puanına sahip olduğunu açıklıyor. Safkan bazı sorunlar yaşasa da, bunları yarışlarına yansıtsa da, her zaman kalitesini ön plana çıkarak kazanıyordu…

O Bitti Demeden Bitmez…

Özgünhan, 2004 ve 2005 sezonlarında da 5’er yarış koşabildi. 2003 yılını Kanuni Sultan Süleyman Koşusu birinciliği ile kapatıp, 2004 sezonuna Adana’da başladı. Buradaki 2 G3 koşu birinciliği sonrası, hedefteki TBMM Koşusu için Ankara’ya geçti… Beklenenden de kolay kazandığı TBMM Koşusu’ndaki rakiplerine bir bakar mısınız? Saltukhan, Tekelioğlu, Ekinokshan, Ersanhan, Atomkarınca, Angora, Herkül, Zenginoğlu, Tamerinoğlu…

İkinci kez kazanılan TBMM Koşusu, Özgünhan için yine sorunların başlangıcıydı. Tedavi ve dinlenme için verilen 6 aylık aranın ardından, bir yıl önce kazandığı G1 Kanuni Sultan Süleyman ve G1 Cumhuriyet koşuları için yeniden piste döndü ama bu kez beklenen birincilikler gelmedi… Kanuni Sultan Süleyman Koşusu’nun ilk iki sırasını Demirkazık ile Tekelioğlu paylaştılar, Özgünhan 2001 yılı Mart ayından sonra ilk kez 3.’lükte kalıyordu. Ayrıca bu yarış, onun çim pistteki ilk ve tek 3.’lüğü oldu. Özgünhan ile Demirkazık’ı son kez bir araya getiren 2004 yılı Cumhuriyet Koşusu’nun Dayıbey’in sürpriz birinciliği ile sonuçlandığını söylemiştik. Özgünhan’a binen Sadettin Boyraz, iyi başlayamadıkları bu yarışı 3 boy kadar startta kaldıkları için kaybettiklerini söylüyor.

Yine 6 aylık zorunlu bir ara ve G1 TBMM Koşusu… Hedef; Satvet ve Yavuzhan gibi bu koşuyu 3 kez kazananlar arasına Özgünhan’ın adını da yazdırmaktı ama şampiyon beklenen yarışını yapamadı ve 6.’lıkta kaldı. Artık yolun sonu muydu? Bu arada Özgünhan için yurt dışından cazip teklifler geliyordu. Yabancı atçılar, Odin’den sonra bir başka Özgün yavrusunu da damızlık olarak almak istiyorlardı. Adil Turan; “Eğer benim atım aygır olacaksa, bunu yetiştiği ülkede, Türkiye’de yapacak” diyerek son noktayı koydu…

Ona Yakışan Veda…

TBMM Koşusu’nun üzerinden 1 ay geçmişti. 4 atın katıldığı 1900 metre mesafeli G2 Anadolu Tarım İşletmesi Koşusu’nda Özgünhan Halis Karataş’la, Atman Ekürisi’nin safkanı Karataş ise Ahmet Atçı ile start alıyordu. Özdemir Atman’ın sağlığında da benzer durumlarla karşılaşmıştık. Özdemir Atman; “Halis biz o atı bu yarışta geçemeyiz. Sen istersen ona bin.” diyerek izin verirdi. Onun ölümü sonrası, ekürinin atlarını Halis Karataş ile Kamil Arda birlikte hazırlıyorlar ve Karataş biniyordu. Bunları niye anlatıyorum? Halis Karataş, belli ki Özgünhan’dan umutluydu. Bu koşuda asıl dikkati çeken, Özgünhan’ın yanında bir başka safkanın favori olmasıydı… Koşunun favorisi Tekelioğlu, üçüncülükte kaldı. Düzlük boyunca süren Herkül, Özgünhan mücadelesinde son gülen Özgünhan oldu ama bu birincilik kolay gelmemişti. 3 hafta sonraki G1 Tarım ve Orman Bakanlığı Koşusu’nda mesafe 2400 metreye çıktı ve rakipler daha da sertleşti. Favori yine Tekelioğlu, ikinci at Saltukhan, üçüncü at Atomkarınca, Özgünhan ise dördüncü sırada şans verilen isimdi. O güne kadar geride kalan yaklaşık 5 yıllık süreç ve 36 yarışta, Özgünhan hiçbir zaman koşunun ilk iki atı dışında düşünülmemişti. Şampiyon geçmiş yıllarını anımsatan bir yarış yaparak, düzlükte aldığı liderliği çok da zorlanmadan bitişe kadar korumayı başardı. İkincilik Atomkarınca’nındı.

G2 Kosova ve Dumlupınar koşularının galibi de yine Özgünhan oldu. Son 4 koşu, 4 birincilik… 5 yıla sığdırdığı 38 koşuda; 26 birincilik, 8 ikincilik, 2 üçüncülük. 2004 yılında ulaştığı 140 handikap puanı ile bir yıl sonra yarış yaşamını noktalamak… Yarış hayatında gerekeni fazlasıyla yapmıştı ve ona da böyle bir veda yakışırdı…

Harada da; Hızlı Ahmet, Taykut, Altıncı His, Gözyaşı Gecesi ve daha nice başarılı yavrular verdi. Gözyaşı Gecesi’ne bir parantez açmak gerek. Bu safkan, Adil Turan’ın ölümü nedeniyle baba ve oğlun birlikte koştukları son at oldu. Bir şampiyonu ve sonrasında da onun yavrusunu koşmayı herkese nasip olmuyor. Özgünhan’ın kazancı 1 milyon TL barajını aşan “şimdilik” 19 yavrusu var.

Son sözümüz bizlere… Yaşattığı heyecan ve güzellikler için onu onurlandırma şansını bize aslında o verdi. Tarım ve Orman Bakanlığı Koşusu sonrası katıldığı G2 Kosova ve Dumlupınar koşularını, sahanın en iyi atları arasında 105’er kuruş ganyanla koşup, kazandı. Özgünhan’ın yarışlarında çoğunlukla favori olduğunu ama 105 kuruş ganyanla daha önce hiç koşmadığını da anımsatalım. Çünkü “yabana atılacak” rakiplerle koşmuyordu. Yolun sonuna gelmesine rağmen, yarışsever ona güvenini arttırıyor, o da bunun karşılığını veriyor… Ne güzel final…

News Reporter

3 thoughts on “RÜZGAR GİBİ GEÇENLER-26 / Olağanüstü Gücün Sembolü; Özgünhan

  1. canlı olarak görüp seyrettiğim en şampiyon at… adanada düzlüğe çıkarken özgünhan 4.lüğe girdi diye söylediğim canım kardeşime selam olsun… 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir