Rüzgar Gibi Geçenler – 8 / Bir “KARAYEL” Esti…

RÜZGAR GİBİ GEÇENLER – 8

Bir “KARAYEL” Esti…

Reşat Köstem

Reşat Yurday Köstem

Karayel’i izleyenlerin büyük bölümü, onun ülkemizde yetişen en iyi yarış atı olduğu görüşündeler. Bunlardan birisi de benim ve “doğruyu söylemem gerekirse” bu düşüncemi değiştirecek bir at şimdiye kadar görmedim… Şampiyonlarımızın arasında da elbette ki çok üst düzey isimler var ama benim sıralamamda ikincilikten yukarı çıkamazlar.

Bazen, “acaba çok mu abartıyorum” diye kendi kendime sormadım değil.

Bu iç hesaplaşmamla da yetinmeyip, atçılık konusunda bilgi ve görüşlerine değer verdiğim büyüklerime de sordum; pek farklı yanıtlar almadım. Hatta “yılların deneyimi” Zekeriya Aydın’a Karayel deyince; “Yurt dışında da birçok şampiyon at seyrettim. Karayel kadar iyisini ne burada, ne de yurt dışında görmedim…” diyor. Bu düşüncesini destekleyen bir anısını da hemen ekliyor; “Sadık (Eliyeşil) Bey, attaki cevheri görünce, yurt dışında ne yapabileceğini öğrenmek için, dönemin ünlü İngiliz jokeyi Willie Carson’ı buraya davet eder. Carson, pek de yarış kondisyonunda olmayan Karayel’i çalıştırır ve [bu at dünyanın her yerinde koşar] diye rapor verir…”    

Karayel’in Pedigrisi

Bu Onur Karayel’in…

İngiltere’de Ormonde (1886) ve Bahram (1935), ABD’de Justify (2018),  Türkiye’de Karayel yarış yaşamları boyunca hiç geçilmeden triple crown yapmayı başaran isimler. Justify, üç yaşında başladığı yarış yaşamında katıldığı 6 koşuda da kazanarak aynı yıl damızlığa ayrıldı. Ormonde, üç yıl süren yarış yaşamı boyunca katıldığı, 16 koşuya da kazandı. Bu koşularından ikisinde -tek at olarak katıldığından-  walkover yaptı. Ormonde gebe bırakabilme oranının düşüklüğü nedeniyle harada beklentileri karşılayamadı.

Aga Khan’ın sahibi olduğu Bahram, iki ve üç yaşlarında start aldığı 9 koşuda da geçilmeyen bir isim. Daha sonra İngiltere, ABD ve Kanada’da aygırlık yaptı. Bahram’ın yavrularından; Zabara 1000 Guineas (1952), Big Game 2000 Guineas (1942) ve Turkhan St. Leger St. (1940) kazanarak İngiltere’de klasik koşu galibi oldular. Turkhan aynı yıl Irish Derby’yi de kazandı. Big Game, bizler için hiç de yabancı bir isim değil. Eliyeşil Ekürisi tarafından ülkemize damızlık kısrak olarak getirilen, başta Minimo olmak üzere, Eartha Kitt, Mohaç ve Hünkar gibi başarılı yavrular veren Mighty Mo’nun da babasıdır.

Bir başka yönden daha bakacak olursak; ABD’de 1930 yılında Gallant Fox ve 1935’te de Gallant Fox yavrusu Omaha triple crown yaptılar. Ülkemizde de 1973’te Karayel, 1983 yılında da yavrusu Seren I triple crown yapmayı başaran isimler oldular.

Hara yaşamı da çok başarılı olan Karayel; Mahinur (Dişi Tay Deneme 1979), Yavça (Dişi Tay Deneme ve Kısrak Koşusu 1981), Karanimo (Ankara Koşusu 1982), Seren I (Erkek Tay Deneme- Gazi ve Ankara Koşusu 1983), Cartegena (Erkek Tay Deneme-Gazi Koşusu 1984), Gizmo (Ankara Koşusu 1990) gibi yarışçılığın her klasik koşusunda kazananı olan 6 yavru verdi.

Karayel’i izlememiş olabilirsiniz ama başarılarını görüyorsunuz…

18 Koşu, 18 birincilik… İlk yarışı maiden, sonra kısa vadeli Baltacı Koşusu ve sonrasında da, “dile kolay” 16 grup koşu birinciliği. Böyle başka bir atımız daha var mı? Yok.

Altı yavrusu, kazanmadık klasik koşu bırakmayan, kendisi gibi yavrusu da triple crown yapan başka aygırımız var mı? Yok.

Şampiyonumuzun bu istatistiklerini, yurt dışında bile yakalayabilen bir başka isim var mı? Yok.

Karayel saydığımız bu başarıları ile sadece ulusal değil, uluslararası alanda da ilgi uyandırıp Guinness Rekorlar kitabına girdi mi? Girdi.

Tüm koşularını kolay kazandı mı? Kazandı.

Size bunlardan öte şunları söyleyebilirim?

İnanılır Gibi Değil…

Onda, bir atta olması gerekenden fazla nitelikler vardı…

Örneğin tribünlerin önünden geçerken “nerde benim alkışım” dercesine kulaklarını oynatışı hiç unutulur mu?

Karayel’e ait, artık bilen çok az kişinin kaldığı bir gerçeği Ekmel Zirenk’ten öğrendim. Okuyunca siz de şaşıracaksınız…

Ekmel Zirenk, “bildim bileli” sabahları tribüne çıkan bir at yarışı tutkunu. Kesin elli yılı aşmıştır ve hala tribünde. Ekrem Kurt’un da yakın dostuydu.

“Tribüne çıkmak” deyimini bilmeyen olabilir; açalım…

Bu deyim, “atçıların ortak dilinde” sabah idmanlarını izlemek ve atların idmanlarında yaptıkları kronometrik değerleri saptamak anlamına geliyor.

Ekmel Zirenk anlatıyor:

“Ekrem’le Karayel arasında, bir jokeyle at arasındaki gibi değil; sanki insani bir bağ vardı. Ekrem, O’na bir insan gibi davranırdı. Benim unutamadığım, bir başka jokeyle at arasında yaşandığını görmediğim ve duymadığım olay şuydu:

Karayel, sabah idmanının sonunda, 1200’e kadar gider ve orada dururdu. Ekrem kısa bir süre onunla meşgul olduktan sonra üstünden iner ve sağrısına bir tokat atardı. Bundan sonra, önde “derviş edasıyla” ağır, ağır yürüyen Karayel ve birkaç adım arkasında da Ekrem Kurt çıkışa doğru yönelirlerdi. Karayel, ligustrumların dibinden 1400’e kadar gider ve oradan pistleri geçerek, çıkışta kendisini bekleyen seyisiyle buluşurdu. Bunu o dönemlerde tribüne çıkan arkadaşlarım da hatırlayacaklardır.”

Sabahın o idman karmaşasında bir at, ne kendine, ne de kimselere zarar vermeden, ahırına dönmek için yalnız başına gidiyor. İnanılır gibi değil…

Karayel (Tercüman Gazetesi)

Onun Yarışları…

Karayel 8 Nisan 1970 doğumlu ve geç koşan taylardan. Yarış yaşamına Veliefendi Hipodromu’nda, 1972 yılının 2 Eylül Cumartesi günü, 1100 metrelik maiden koşuyu kolayca kazanarak başladı. 15 gün sonra kısa vadeli Baltacı koşusu, bu kez Karayel’in üzerinde Süleyman Akdı var… Bu koşuda yaşadıklarını ondan dinliyoruz; “Tam düzlüğe çıktık; Tıpasa beni kapatarak atın aksiyonunu bozdu ve öne geçti.

Eliyeşil’in tayına biniyorsun, ilk yarışını kolay kazanmış. Doğrusu biraz heyecanlanıp, Karayel’e kamçı vurmağa hazırlandım… O daha vurmama gerek kalmadan öyle bir hızlandı ki… Koşuyu çok kolay kazandık.”

Karayel iyi bir taydır ve artık “ver elini” Ankara… Ankara gerçekten de ona “el verir” ve orada şampiyonluğunu ilan eder. Önce Kraliçe II. Elizabeth Koşusu, sonra Prof. Tevfik Başer Koşusu ve nihayet Çaldıran Koşusu birinciliği… Karayel artık yılın baş tayıdır.

Akif Akson koşusu ve sonrasında da sırada, üç yaşlıların zorlu mücadeleleri vardır. İşte Erkek Tay Deneme Koşusu… Tüm rakiplerinin hesabı onu geçebilmek… Abd-el-Kader bunun için tempoyu yükseltiyor. I.Golden Boy ve Baskın, mücadeleden yıpranacak Karayel’i sonda “avlamayı” planlıyorlar.

Pekiyi Karayel ne yapıyor?

600’de temposunu yükselterek, 200 metre içinde Abd-el-Kader’i yakaladı ve ilk klasik koşu birinciliğini 3 boy farkla elde etti. I.Golden Boy, Karayel’e benzer bir yarış yapmak isteyince dördüncülükten öteye geçemedi. Baskın’ın son 300’lere kadar sabırla beklemesi, önde yıpranan Abd-el-Kader’i geçerek ikinci olmasına yetti. Erkek Tay Deneme ve 2200 metre mesafeli Sait Akson koşuları, Gazi öncesi, “Karayel için bir gövde gösterisi oldu” diyebiliriz…

 

Böyle Bir Gazi Koşusu İzlemedik…

Karayel; Gazi Koşusu’nda ganyanı 105 kuruş olan bir favoridir artık. O güne değin katıldığı 8 koşuda da yarış severlere “acaba geçilecek mi” dedirtmeyen Karayel, Gazi Koşusunda -bir kişi dışında- herkese öyle bir heyecan yaşattı ki, anlatmak kolay değil…

Startla liderliği alıp, ilk 1400’ü de “güle, oynaya” 1.31 gibi çok yavaş tempoyla geçen Ophelia, takipçileri Rain Lover ile Karayel’e “dünyanın farkını” yaptı.

Koşu gözümün önünde…

Ophelia 1200’ü geçerken, Rain Lover ve Karayel yaklaşık 100 metre gerideydiler. Son 600’de bile, bizleri umutlandıracak bir gelişme yoktu. Ve çoğumuz dedik ki; “Karayel artık bu farkı kapatıp, koşuyu kazanamaz…”

Yanılmışız…

Yanılan sadece biz miyiz?

Sadık Eliyeşil de; “Gazi benim için de kaybedilmiş bir koşuydu. Dürbünü indirip, yarış bitti dedim. Öndeki Ophelia o kadar büyük ara yaptı ki…

Fakat birden bire Karayel’in nerdeyse kanatlandığını gördüm. Daha 3-4 boy gerideyken Ekrem atı tutmaya başladı ve koşuyu farklı kazandı.” diyor.

Gerçekten de aynen öyle oldu…

Ekrem Kurt, son 150 yakaladığı öndeki rakibini kolayca bastırıp, 4 boy da fark yaptı. Bu koşunun 2:34:62’lik derecesine bakarak “amma da abartıyorsun” demeyin. Toplam dereceyi bir yana bırakıp, Karayel’in son 1000 ya da 1200 metrede nasıl bir derece gerçekleştirdiğini düşünün… İnanıyorum ki bu mesafede böyle bir sprinti, Veliefendi çim pistinde başka hiçbir atımız yapmamıştır. Zaten bir yıl sonra, yine aynı, aynı mesafeli Boğaziçi Koşusu’nu 2:28:64 ile kazanmıştı. Karayel, öndeki rakiplerini yakalayıp geçmesi gerektiğinde, bunu o kadar kolaylıkla başarırdı ki şaşmamak olanaksız. Hani atçılıkta bir deyim vardır; “vites değiştirdi” deriz. Ne vitesi? Turbo motor, turbo…

Dönelim 1973 yılına… Artık Triple Crown’a “bir adım” kalmıştır; Ankara Koşusu…

Ekrem Kurt bu kez, Ophelia’ya Gazi’deki kadar avans vermeyip onu ilk metrelerden itibaren kontrol altında tuttu ve koşuyu farklı kazandı. Artık “Üçlü Taç” onundur…

Karayel, tüm övgüleri hak eden bir isim…

Pekiyi… Ekrem Kurt “cephesinde” durum nasıldı?

Yanıtı güvenilir bir kaynak, yine Sadık Eliyeşil’den alıyoruz; “Karayel’in geçilebileceği Ekrem’in hiç aklına gelmezdi ki…” Ekrem Kurt’un Gazi Koşusu’ndaki soğukkanlılığı da sanırım bundan kaynaklanıyordu.

İşten böyle bir atı konuşuyoruz…

Hedef Avrupa…

Karayel sezon sonu ekürinin Tarsus’taki harasında götürülmüştü. Sadık Eliyeşil, Karayel’in yurt dışında da başarılı olacağına inanıyor ve yeni sezonda onu Avrupa’ya göndermek için araştırmalar yapıyordu. 1973 yılında; Grand Prix de Saint-Cloud, Prix Ganay ve  Prix de l’Arc de Triomphe’u kazanan ünlü safkan Rheingold’un antrenörü Barry Hills ile bağlantı kuruldu. Hills Türkiye’ye gelerek atı gördükten sonra kararını vereceğini söyledi. Sonrasını İlyas Çokay’dan dinleyelim; “Antrenör Barry Hills ve İngiltere’de o sezon yılın jokeyi seçilen Willie Carson eşleriyle birlikte 23 Ocak günü Türkiye’ye geldiler. Yanlarında bir de kadın jokey vardı. Ertesi sabah Willie Karayel’e, Ekrem de başka bir ata bindiler. Antrenör son 600 metrede sprint yapmalarını istedi. Karayel yarış kondisyonunda değildi ama yine de gücünü gösterdi. Antrenör Hills atı İngiltere’ye götürüp, Fransa, İtalya ve Almanya’da da koşacağını söyledi.”

Barry Hills, Karayel’in İngiltere’de 120 handikap puanı alacağını tahmin ediyordu. Şampiyonun yurt dışı seyahati pek kolay olmayacaktı. Çünkü o günlerde, Türkiye’den Avrupa’ya at götürebilmek için epeyce bürokratik engeli aşmak gerekiyordu. Sorunlar çözülüp, hazırlıklar tamamlandı ve Karayel’in yurt dışında katılacağı koşuların programı bile yapıldı. Ne yazık ki “Şampiyon”, programlanan bu yolculuk öncesi sakatlanarak yarış yaşamını noktaladı.

Karayel’i izlememiş olabilirsiniz. Görmediğinize de inanmak zorunda değilsiniz. Siz gönlünüzdeki sıralamayı bozmayın ama O’na da mutlaka bir yer açın.

İnanın bunu hak ediyor…

News Reporter

7 thoughts on “Rüzgar Gibi Geçenler – 8 / Bir “KARAYEL” Esti…

  1. Eliyeşil ekürisi bu ülke yarışçılığına çok büyük ihanet etmiştir. Yakınları ve akrabaları dışında karayeli kendine saklamış ve damızlık olarak sınırlı sayıda kullanılmıştır. Günümüzde aygırların bir sezonda yaptığı aşım sayısından daha az yavrusu olmuştur. Tesio’nun Nearco’yu kendine sakladığını ve 3-5 yavrusu ile tarihe karıştığını düşünebilir misiniz? Dünya yarışçılığı nerede olurdu? Benim aygırım ile beni geçerler diye fesat düşüncesi yüzünden ülke yetiştiriciliği mehter adımlarla ilerliyor. Karayel şöyle yarışmış böyle yarışmış diye masallar dinlemektense, karayelin torunu İngiltere yarıştı, dubaide yarış kazandı demek daha gurur verici olmaz mıydı? Nerede şimdi eliyeşiller?

    1. Düşüncelerinize katılmak mümkün değil, çünkü yanlışlarla dolu…
      Ülkemizde aygırlarını diğer yetiştiricilere açan ilk isimler; Eliyeşil (Şadi Bey’le başlar) ve Atman ekürileridir. 1975 yılında aygırlığa başlayan Karayel’e de aynı yıldan itibaren, kendi ekürileri dışındaki kısrakları da çektiler. YKK ya da TJK’nın siteleri bunu doğruluyor.
      “Az aşım yaptı” diye eleştirip, Nearco ile kıyaslamak…
      1975’li yıllarda ülkemizde kaç yetiştirici ve kaç kısrak vardı?

      1. Karayele hangi yetiştiricilerin aşım yaptığını biraz objektif araştırırsanız görürsünüz ki eliyeşillere yakın olan kişiler haricinde kimse kısrak çekememiştir. Aygırlarını yetiştiricilere açtığına göre karayele gönderilecek senede 20 tane kısrak bulunamamış mı demeliyiz? Karayelin kaç yavrusu olmuştur? bu atlar içinden eliyeşillerin atlarını çıkarın bakalım geriye kaç at kalıyor? Yurt dışından at almanın bugünkü kadar kolay olmadığı kapalı sistem yetiştiricilik ve yarışçılık yapılan bir dönemde bir cevher bulduğunda insanların bunları kendilerine saklamaları kişisel çıkar açısından makul görülebilir ancak ülke yarışçılığına ve yetiştiriciliğine katkı yaptılar gibi lanse edilmesi doğru değildir. Tekrar söylüyorum Karayel bütün ülke yetiştiricilerinin kullanımına açılmış olsaydı japonyanın bir aygırla yaptığını biz 40 sene önce yapardık ve bugün yetiştiriciliğimiz çok farklı bir yerde olurdu.

  2. 92den beri araliksiz butun gazileri izleyen biri olarak karayel hsyatimds izlemek istedigim tek attir babami bu yuzden cok kiskanirim aynen sizin dediginiz gibi babamda der karayel turkiyedeki gelmis gecmis en iyi attir diye

  3. Geçmişten bugüne uzanan bilgilendirici yazılarınızı keyifle okuyorum. Kaleminize , yüreğinize sağlık . 90 yılın Gazi Koşuları kitabınız sonrası burada da aynı keyifle takip ediyorum. Saygılar.

  4. gençliğini bakırköy osmaniye de yaşamış biri olarak Karayel veliefendide koştuğu ve kazandığı tüm yarışları seyrettim.
    milhan haşve hanımın ofelyasının gazi de uzak ara önde döndüğü son 600 metrede tribünlerden yükselen o uğultu hala kulaklarımda.
    herhalde o yarışı kazanacağına inanan tek kişi Rahmetli Ekrem kurt ve de karayeldi.
    müthiş bir son 400 sprinti ve rahat kazandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir