Rüzgar Gibi Geçenler – 9 / Figüranlıktan, Başrole…

RÜZGAR GİBİ GEÇENLER – 9

GRAND EKİNOKS: Figüranlıktan, Başrole…

Reşat Köstem

Reşat Yurday Köstem

Elbette ki her atın farklı bir öyküsü var ama bazıları insana “hadi ya…” dedirtecek kadar ilginçtir. İşte Grand Ekinoks, tam da böyle bir isim…

Bir genelleme yapacak olursak, her tay doğana kadar, yetiştiricisinin gözünde –daha doğrusu düşünde- bir şampiyon adayıdır. Örneğin thoroughbred  –bizim İngiliz atı dediklerimiz-  ana karnındayken ve orada 11 ayını tamamlayarak üç yıl sonrasının Gazi koşusu galibi olarak doğar sahibinin gözünde… Hele bir de erkekse, koşu cepte…

Zaten böyle hayaller kurmuyorsan, atçılık yapma…

Yaman Zingal da, harasındaki 1998 yılı doğumları yaklaştıkça, büyük olasılıkla aynı şeyleri düşünüyordu. Uçkun, Dodurga gibi yavrular veren kısrağınız Violent Girl’ün, Barnato’dan bir erkek tayı olacağını öğrendiğinizde, siz olsanız sevinip, hayaller kurmaya başlamaz mısınız?

Bu tay aslında, Violent Girl’ün Barnato’dan ikinci yavrusu. İlk tayın öyküsünü Yaman Zingal’dan öğreniyoruz; “Kısrağım Violent Girl’ü daha önce de Barnato’ya çektik, muhteşem bir erkek tay verdi. Aslında daha beş aylıkken, bir yaşında gibi duruyordu. Bir gün padoka çıkartmak için annesini yanından alıyorlar. Daha önce anneden hiç ayrılmadığı için yavru panikliyor. Annesiyle de arasında bariyerler var. Çılgınca koşup bariyerlere çarparak ölüyor. Hem çok üzüldüm; hem de tayın o heybetli hâlini gördüğüm için Barnato ile Violent Girl’ü tekrar eşleştirdim.”

19 Mayıs 1998’de dünyaya gelen kahramanımız; söz ettiğimiz “pembe düşleri” biraz engellemiş olabilir. Çünkü “kambur” demek belki haksızlık ama doğan tayın “eyer belli” olduğu kesin.

Bu durumu en güzel, Yasin Ekinci’nin yeğeni Mustafa Kejanlıoğlu özetliyor;  “Beli normalden daha uzundu, yandan baktığınız zaman sanki kırılmış da sonradan yapıştırılmış gibi duruyor, doğrusu pek de zarif görünmüyordu… Bu herkesin dikkatini çekiyordu. Mesela yabancı bir veteriner geldiği zaman önce belini kontrol ederdi ama tüm yarış hayatı boyunca ufak bir arızanın dışında, belinden hiç sorun yaşamadı.”

Grand Ekinoks

Atların belindeki olağandışı çukurluğun, önemli bir eşkâl bozukluğu olduğu kesin. Bu durumun atın güzelliğini bozmasının yanı sıra performansını da olumsuz etkilediği düşünülür.  Bel ve sırt, atın “motoru” diyebileceğimiz arkasından (sağrısından) aldığı gücü öne taşıyan kısmıdır. Doğuştan kamburluk, kalıtımsal olarak gelecek nesillere de taşınabilecek bir eşkâl bozukluğu olduğu için, bu atlar yetiştiricilikte de tercih edilmezler. Grand Ekinoks’un kırk dört yavrusunda da bu kusurun görülmediğini belirtelim.

Tüm bu söylediklerimizi göz önünde tutarsak, böyle bir tayla nereye kadar hayal kurabilirsiniz, bilemem…

Madalyonun Öteki Yüzü…

“Doğuştan şanssız” tayımızın öyküsünü –şimdilik- bir yana bırakıp, Yasin Kadri Ekinci’ye kulak verelim: “Uzun yıllar boyunca hipodromun yerini bile bilmezdim. 1996 yılında Riva Alibahadır Köyü’ndeki çiftliği satın alınca, yılların atçısı Necdet Narin ile Celalettin Alkan beylerle komşu oldum. Hatta Celalettin Bey bir atını benim üzerime koşmaya başladı.  At yarışlarına o zaman daha da ilgi duydum ve Baran Cemiloğlu ile birlikte atçılığa başlamaya karar verdik.”

Yasin Ekinci ve Baran Cemiloğlu iyi bir karar vermişler ama bu iş “hadi atçılığa başlayalım” demekle olmuyor… Donanımlı kişilerden oluşan bir kadro ile yola çıkmak gerek. İşte tam da bu noktada, bakın “kader ağlarını nasıl örüyor…”

İşte Mert Aksoy’un anlattıkları; “1997 yılında, İngiltere’deki –Tattersalls December Sales- tay satışlarına gittim. Yeni yeni atçılıkla ilgilenmeye başlayan eniştem Yasin Bey’in bu ortamı sevebileceğini düşünerek ona haber verdim. Yeğeni Baran Bey’le birlikte geldiler. Atların fiyatları onlara göre ucuzdu; ikisine de ikişer at aldık. Birer tanesi pekiyi koşmadılar ama diğer ikisi iyi çıktı.”

Satışların ilk günü Yasin Ekinci, pedigrisinde bol bol USA yazan bir dişi tayı 6 bin 800 guineas’a satın alır. Miss Ekinoks adını verdiği bu tay, 3 yaşında bir maiden koşu kazanabildi. Daha sonra, kum pistte koşu kazanmayı başaran yavrular verdi. Aynı gün Baran Cemiloğlu’nun 5 bin 500 guineas’a aldığı tayın ilginç bir öyküsü var…

Baran Cemiloğlu, bu tayı almak isteyen diğer kişi ile satış yerinde yan yana oturuyor. İkisi de arttırırken temkinli ve aralarına giren başka bir alıcı da yok. Baran Bey’in yanındaki, “Bırakayım da bari sen al” diyerek arttırmadan çekilen kim biliyor musunuz? Celalettin Alkan… İkisi o ana kadar tanışmıyorlarmış. Baran Cemiloğlu’nun Penta adını verdiği bu tay üç koşu kazandı ama harada başarılı olamadı.

İki yeni atçımız ertesi gün, Mert Aksoy’un önerisi doğrultusunda, Primo Dominie yavruları Mr. Ekinoks’u 12 bin guineas, Nitro’yu 13 bin 500 guineas’a satın alırlar.

Son yirmi yılda at yarışlarıyla ilgilenenler, Baran Cemiloğlu’nun Nitro’sunu anımsayacaklardır. Mr. Ekinoks’u da, Mert Aksoy’dan dinliyoruz; “Primo Dominie beğendiğim bir aygırdı ve bu yavrusunu almayı çok istiyordum. Yasin Bey için almayı düşündüğümüz taya, satıştan önce ahırında bir bakayım dedim. İki genç kız tayın tırnaklarını cilalıyordu. Bir kusuru var, onu gizlemeye çalışıyorlar diye aklımdan geçti. Satın aldık ama tay geliştikçe ayaklarının duruşu (amudiyeti) bozulmaya başladı. Bacakları it elli dediğimiz şekilde dışa dönüktü. Bu sebeple çimde koşmamaya karar verdik.”

Bu aşamada Yasin Ekinci’nin ısrarı devreye girip, Mr Ekinoks’u çime koşunca, tay ilk yarışında tandon sakatlığı yaşar. Uzun bir tedavi dönemi sonrası kumda koşmağa başlarlar ve dokuz koşu kazanır.

Hedef Büyütmek…

Yıl 1998…

“Gazi Koşusu kazanmak, Grand Ekinoks gibi bir ata sahip olmak elbette ki insana mutluluk veriyor ama gerçeği söylemem gerekirse Breeders’ Cup’ta, Kentucky Derby’de, Dubai’deki açık koşularda mücadele edecek atlara sahip olmak, onları yetiştirmek amacıyla bu yola çıkmıştım.”

Bu sözler Yasin Kadri Ekinci’ye ait…

Böylesine hedeflere ülkemizde yetişen atlarla değil varabilmek, akla getirerek yola çıkmak bile, pek “hayra alamet” değil…

Kollar sıvanır,  Yasin Ekinci, Mert Aksoy ve Mustafa Kejanlıoğlu’ndan oluşan ekip, böyle bir tayı yurt dışında, bulmak için bilgisayarın başına geçerler. Yaptıkları araştırma sonrası, 1998 Keeneland kasım ayı satışlarından Mert Aksoy’un belirlediği, Thunder Gulch -Rose Crescent orijinli erkek tayı 90 bin dolara alırlar. Anne Nijinski yavrusu Rose Crescent, aralarında G3 Athenia Stakes olmak üzere beş koşu kazanmış bir kısrak. Doğurgan ve genellikle koşu kazanan yavrular veriyor. 90 bin dolara aldıkları bu tay Ekinoks Gulch’tır.

1996 yılında aşıma başlayan Thunder Gulch’ın, koşan hiçbir tayı daha ortada yokken böyle bir seçimi yapmak, doğrusu cesur bir öngörü. Aynı yıl doğan bir başka Thunder Gulch yavrusu Point Given’ın da, 120 bin dolara satıldığını düşünecek olursak, Mert Aksoy hedefe “amma da” yaklaşmış…

Şampiyon Adayına Arkadaş…

Şimdi, Ekinoks Gulch’a çiftlikte bir arkadaş gerekiyordu. Yurt dışından gelen tay Gazi Koşusu’na katılamayacağı göre hem onunla birlikte büyüyecek, hem de Gazi’de koşacak bir tay arayışına giriştiler.

Mert Aksoy; “Daha önce Yaman Zingal’la çalışıyordum ve oradan yeni ayrılmıştım. Yaman Bey’in iki erkek, iki de dişi olmak üzere dört tayı satışa çıkarttığını bir ilanda gördüm. Gidip erkek taylara baktım. Tender Prince yavrusu olan gösterişliydi ama ayaklarını beğenmedim. Diğer tay, benim çok sevdiğim aygır, Barnato’nun yavrusuydu. Hasan Ekinci’nin sahibi olduğu Barnato – Elma orijinli Keyif’i dört yıldır koşuyorduk. Beğendiğim tayın anası Violent Girl’ün yavrularından Dodurga da Yaman Bey’in ahırındaydı ve onu da koşmuştum. Çok güçlü olduğunu tahmin ettiğim bu erkek tayı Yasin Bey için satın aldım.”

İşte o erkek tay, Grand Ekinoks…

Ve anlaşılıyor ki “ekürinin esas oğlanı” Ekinoks Gulch; Grand Ekinoks da “Dış kapının, dış mandalı”…

Şampiyon adayı Ekinoks Gulch “el bebe, gül bebe” büyürken, Grand Ekinoks da ona arkadaşlık yapıp, eğitimine yardımcı olacak. İyi de, Grand Ekinoks’u kim, nasıl eğitecek?

Yasin Kadri Ekinci bu “karmaşık” durumu şöyle anlatıyor: “Grand Ekinoks bu noktada hayatımıza girdi ama onu satın aldığımız zaman kambur ata bu kadar para verilir mi? gibi sözler işitiyorduk. Herkes bizimle dalga geçmeye başladı.

Ayrıca çok sert bir attı. Grand’ı ahıra sokup, çıkarmak imkânsız… Başlık takıp, kantarma vuramıyorsunuz. Sonunda, kantarma demirini üzerine pekmez sürerek takmayı başardık. Başlık ve kantarmayı taktıktan sonra da, alışması için, uzun süre çıkarmadık. Bunlara alıştıktan sonra sorunlar çözüldü ama alışana kadar da çok uğraştırdı…”

Yüksel Erüç’ün de o günlerdeki Grand Ekinoks’la ilgili bir anısı var; “Baran Cemiloğlu’nun atları bana geçmişti. Yandaki ahırda da Mert’in (Aksoy) baktığı

bir at var, kimin nesi bilmiyorum… Kapıda sabah, akşam bağırış, çağırış hiç eksik olmuyor… Bu eyer belli (kambur) atın, ahıra girmesi de çıkması bir sorun… Kantarma taktırmıyor, eyer vuramıyorlar, iğne yaptırmıyor… Sanki bütün kötü huyları üzerine toplamış.

Yine bir sabah patırtı, gürültü… Biz ahırdaki atlarla meşgul olurken Mert seslendi:

  • Yüksel Abi, şu bizim taya bir bak bakalım; beğenecek misin?
  • Mert ben onun nesine bakayım. Bu tayı alıp, kimin canını yaktınız? Diye

cevap verdim. İşin kötüsü, Mert’in yanında atın sahibi de varmış… Ben onun Yasin Bey’in atı olduğunu bilmiyorum ki… İyi bir pot kırdık ama ilk koşusundan sonra, tayı çok beğendiğimi Yasin Bey’e de, Mert’e de daha o günlerde söyledim.”

Sıradan Bir Başlangıç…

Grand Ekinoks iki yaşlı döneminde, yarışseverler için pek dikkati çeken bir tay olmadı diyebiliriz. Yasin Ekinci’ye ondaki “ışığı” ne zaman gördüğünü sorduğumuzda; “İlk koşusunda… Starttan çıktı, acemiliğinden dolayı şöyle bir etrafına bakındı ve sonra koşuya başladı. Son düzlükte herkesin dikkatini çeken bir sprint yaparak, öndeki Özdemir (Atman) Bey’in iki tayını da yakaladı ama bir boy gerilerinde üçüncü kaldı. Ben bu koşuyu gördükten sonra Gazi’yi kazandık dedim…”

Yüksel Erüç de o koşudan etkilendiğini söylemişti. Grand Ekinoks’un yetiştiricisi Yaman Zingal da, Mert Aksoy’a benzer iddiada bulunuyor. Bu koşuyu izleyen yarışseverler, çok daha güçlü rakiplerle koştuğu G2 TYAYSD koşusunda ona bir şans tanıdılar ama başarılı olamadı. Sezon sonu, Gülpaşa ve Elixir’in ardında üçüncü kaldığı G2 Sakarya Koşusu yıl içindeki en başarılı yarışı oldu. Bu durumu Mert Aksoy şöyle açıklıyor; “Biraz geç gelişen bir attı. İki yaşlılığında yeteri kadar büyümedi, yani iyi koşacak seviyeye gelmedi. ”

İlk üç yarışında Grand Ekinoks’a binen Yalçın Akağaç da; “Bu koşularda fena görünmese de göze çarpan bir performansı yoktu. Sonra Nuri Şölen binmeye başladı. Onunla bir maiden koşu kazandı ve iki yaşlıların en uzun mesafeli yarışı olan Sakarya Koşusu’nda üçüncü oldu. Ben o koşuda başka bir safkana biniyordum ama Grand Ekinoks dikkatimi çekmişti.” diyor.

Üç Yaşında Bambaşka Bir At…

Ertesi yıl, performansını her geçen gün arttırarak, zirveye doğru tırmanan bir Grand Ekinoks izlemeye başladık…

Bu arada Nuri Şölen’in şanssızlığı ya da Yalçın Akağaç’ın şansı diyebileceğimiz bir olay gelişti. Olayın kahramanı Yalçın Akağaç anlatıyor; “Grand Ekinoks Orhan Meker Koşusu’na kayıt oldu ve Nuri Şölen binecekti ama Orhan Meker Koşusu öncesi uzun bir ceza aldı. Bu nedenle Mert Abi atı bana teklif etti, o koşuyu kazandık ve sonrasında da Cihangir Koşusu’na geldik. Hatalı çıkış olan enteresan bir yarıştı. Ben startın hatalı olduğunu sezip, atı hemen ele alınca fazla efor sarf etmemişti. Son koşudan sonra yarış tekrar koşuldu ve biz kazandık.”

Cihangir Koşusu birinciliği sonrası, artık sırada zorlu mücadeleler vardı. Hani “telafisi olmayan maçlar” diyoruz ya, işte onlardan ilki Erkek Tay Deneme Koşusu…

“Sonraki durağımız Triple Crown’ın ilk ayağı olan Erkek Tay Deneme Koşusu’ydu. O yarıştan önce bir kaza geçirip, kaburgamı kırdım. Doktorlar at binemezsin dediler. Grand Ekinoks gibi bir safkanı da kaçırmak istemiyorum. Erkek Tay Deneme’nin favorisiyiz ama doktorları dinlersem, ben binemeyeceğim. Mert Abi hastaneye ziyarete geldi ve doktorlar ona da aynı şeyi söyledi. Tüm karşı çıkışlara rağmen, koşuya bir gün kala sahaya geldim. Yüzde yüz iyileşmeden, iğne ve ağrı kesicilerle ata bindim. Fotoda kazandığımız efsane bir koşuydu, Koşturan’ı mağlup etmeyi başarmıştık. Son 50’de bir sprint yaptık, gelmemizle geçmemiz bir oldu. Net bir koşu kazandık ve Gazi’nin de kesin favorisi hâline geldik. Koşturan yurt dışından ithal bir safkan olduğu için Gazi’ye katılamayacaktı.”

Koşturan, Erkek tay Deneme Koşusu’nda ilk kez İstanbul’da piste çıkıyordu. İzmir’de altı koşu, altı birincilik, hiç geçilmemiş… William Giraud, Fehmi Simsaroğlu, Evliyazadeler gibi açık ve sınıf koşular kazanıp, handikap puanı 111’e yükselen bir tay. Koşudaki bir başka 111 puanlı isim de Green Gönen. Grand Ekinoks ise “şimdilik” 85 puan…

Koşturan’ın ilgilileri bu yarışta taktik hata yaptıklarını ve bir sonraki koşuda bunun tekrarlanmayacağını söylüyorlardı. Yasin Ekinci’ye; “Bu koşuda bizi gafil avladınız. Sait Akson’da durum böyle olmayacak…” Dediler

Yarışseverlerin de böyle bir beklentisi vardı ki Grand Ekinoks, Erkek Tay Deneme Koşusu birinciliği sonrası Sait Akson’da da “esas oğlan” olamadı. Favori yine Koşturan’dı…

Koşturan’ın Sait Akson Koşusu taktiği, bu kez Grand Ekinoks’a göre planlanmıştı.

Startla birlikte Sun Breeze numarayı aldı. 3 boy gerisinde Koşturan ve onun arkasında da Grand Ekinoks ile Shining Wolf… Koşturan binen Sadettin Boyraz, düzlüğe dışa doğru açılarak çıktı ve Grand Ekinoks’u içine almak için “adeta” beklemeye başladı. Son 400’de içte Grand Ekinoks, dışında Koşturan buluştular ve sonrasında da bu ikilinin müthiş mücadelesini izledik. Rakibine yine üstünlük sağlayan Grand Ekinoks, yine yarım boy farkla koşuyu kazanmayı başardı.

Koşturan için hatanın büyüğü bu koşuda yapılmıştı. Yasin Ekinci’ye kulak verelim; “Grand Ekinoks, öndeki rakiplerini yakalayıp, geçmek için olağanüstü mücadele vererek adeta onlarla boğuşurdu. Liderliği alıp, öne geçtikten sonra da, koşuyu boşlayıp tembelleşiyordu. Bu nedenle, onun hep son metrelerde öne çıkmasını isterdik.”

Koşturan taktiği, aslında Grand Ekinoks için “aranıp da bulunamayan” bir şey oldu… Koşu kaybetmek dünyanın sonu değildi ama bu mücadelede Koşturan’ın ayağı çatladı ve on üç ay pistlerden uzak kaldı. Daha da önemlisi, sahaya döndüğünde o artık “eski at” değildi…

Grand Ekinoks, yaptığı “tribün yarışlarıyla” yarışseverlerin beğenisi kazanıp gücünü kabul ettirmişti… Süleyman Akdı’da bu konuda farklı düşünmüyordu;  “Grand Ekinoks’a o sezon henüz binmiyordum ama tüm yarışlarını en yakından, rakip olarak izledim. Üç yaşlı yarışlarının hepsinde çok rahattı. Jenerasyonunun ötesinde bir gücü vardı.”

Gazi Koşusu, O’nun pistlere favori olarak çıktığı ilk büyük mücadelesi olacaktır. Osman Atakol “Büyük Koşuyu” şöyle özetliyor; “Son 200’de adeta uçarak gelen Grand Ekinoks Red Neck’i yakaladı; jokeyi elini oynatmadan başa geçti ve koşuyu 2 boy farkla kazandı.”

Şampiyonun adını “unutulmazlar” arasına yazdırması için geride bir tek Ankara Koşusu kalmıştı. “O başarır…” dedik ama bunun hiç de kolay olmadığının çok sonra farkına vardık. Çünkü Grand Ekinoks’un Ankara’da kazandığı tek mücadele bu koşuydu…

Bazen uzun yolculuklar, bazen sevmediği ağır pist, taktik hatalar, belki de sezon sonu yorgunlukları… Siz ne derseniz deyin ama Grand Ekinoks’un Ankara 75. Yıl Hipodromu’yla, Ankara Koşusu dışında, “yıldızı barışmadı”…

Yarış yaşamının başlangıcında “dudak bükülen kambur at”, artık saygı duyulan bir şampiyona dönüşmüştü…

Yeni milenyum, böylece yarışçılığımıza iki yeni şampiyon armağan etmişti. Birisi Grand Ekinoks; pekiyi diğeri kim? Kim olacak; Kazım Yıldız, Ekrem Kurt ve Halis Karataş’tan sonra Triple Crown yapan dördüncü jokeyimiz, Yalçın Akağaç…

Aynı yıl, TJK Kupası Koşusu sonrası, Grand Ekinoks 140 handikap puanıyla, yarışçılığımızın doruğundadır…

2002 sezonundaki Başbakanlık, Türkiye Jokey Kulübü ve Uluslararası Boğaziçi Koşusu birincilikleriyle zirvedeki yerini sağlamlaştırdı.

Grand Ekinoks

Şampiyonluktan da Öte…

Yasin Ekinci o günleri anlatıyor; “2002 Yılı Cumhurbaşkanlığı Koşusu öncesi hedefim Dubai… Bu koşuda atın derecesini görmek istiyorum dedim ama bunu gerçekleştiremedik.  

Dubai’deki koşulara katılmak için başvurdum ama bize pek sıcak bakmadılar. Burada verilen 140 handikap puanı da onlar için bir şey ifade etmiyordu. Dubai’nin son 2 yarış günü koşmayı çok arzu ediyordum. Bizim ata 106 puan verip, şöyle bir öneride bulundular:

  • Dubai World Cup’tan bir önceki yarış günü (Super Saturday) koşmanıza izin veririz ama katılacağınız koşuda atınız ilk 4’e giremezse son gün koşamazsınız…”

Bu kabul edilebilecek bir öneri değildi ama Yasin Ekinci’yi tanırsanız ve Grand Ekinoks gibi her zorluğu yenebileceğine inandığınız bir de atınız  varsa seyahat hazırlıklarının hemen başladığını tahmin edersiniz…

Ver elini Dubai…

Grand Ekinoks en düşük handikap puanlı at, daha doğrusu yine “figüran” olarak katıldığı G3 City Of Gold’ta, Godolphin’in atı Highest’a az farkla geçilerek ikinci kaldı. Çoğumuzun “Dubai havası alıp gelir” dediği at, bu zor görevin de üstesinden gelip, yine herkesi şaşırtmıştı…

Puanı 113’e yükseltilen Grand Ekinoks, son gün G1 Dubai Sheema Classic’te koşma hakkını aldı ve 16 atın katıldığı bu koşuda beşinci kaldı. Bir Türk Atı, ilk kez yurt dışındaki uluslararası grup koşuda ikinci olmayı ve grup 1 mücadelede start almayı başarıyordu.

2003 yılında başlayan “Dubai Macerası”, onu bir adım daha ileri götürüp, ülkemizde  “kahraman” yaptı…

Bu bizim için bir milattı…

Grand Ekinoks sonrası atçılarımız Dubai’nin yolunu tutar, yarışseverler de atlarımızı orada aldıkları sonuçlara göre değerlendirir oldular. Deyim yerindeyse, “taşlar yerine oturmaya başladı”

Bizleri yurt dışına açılmakta yüreklendirdiği için ona çok şey borçluyuz.

Grand Ekinoks kimin atı?

2003 Yılı TJK Kupası Koşusu birinciliği sonrası yapılan şüpheli madde testi pozitif çıkınca, Cumhurbaşkanlığı Koşusu üçüncülüğü de iptal edilerek, Grand Ekinoks cezası nedeniyle, pistlerden yaklaşık altı ay uzak kaldı. Bir yıllık cezanın daha kısa sürede tamamlanması, 17 Şubat 2004 tarihinde çıkan sicil affıyla gerçekleşmişti.

Geçen yılki performansı göz önünde tutulan Grand Ekinoks, 113 puanını koruyarak son gün koşulan G1 Dubai Sheema Classic’e doğrudan kabul edildi. Dubai karnavalındaki koşulara katılamaması, yarış kondisyonu eksikliği bu koşudaki performansını olumsuz etkiledi ve yedinci oldu.

Bir yandan da yıllar etkisini göstermeye başlamış; kahramanımızın emeklilik vakti yaklaşmıştır…

2005 yılında üçüncü kez kazanılan TJK Kupası Koşusu “Grand’ın emekliliği”  düşünceleri değiştirir. Neden mi?

Yasin Ekinci’den dinliyoruz; “2005 yılındaki birincilik sonrası Grand Ekinoks TJK Kupası’nı üç kez kazananlar arasına girmişti. Bu kupayı dört kez kazanan ilk at Grand olmalı diyerek 2006’daki hedefimiz TJK Kupası Koşusu birinciliği dedik.

Dubai’de gelen ardı ardına üçüncülükler ve sonrası buradaki başarısız iki koşusu, Grand Ekinoks’un emekliye ayrılması konusundaki kamuoyu baskısını üzerimizde hissettirmeye başladı. Aslında hiç unutamayacağım bir olay kararımı değiştirmeme neden oldu. Yedi yaşlarında bir çocuk, havalimanında yanıma gelerek;

  • Grand Ekinoks benim atım… Dedi.

Bunu duyduktan sonra, Grand Ekinoks için kendi başımıza verdiğimiz kararları sorgulama gereğini hissettim ve onu emekliye ayırdık…”

İşte “Son Şampiyonların Şampiyonu” ve onun yarış yaşamından satırbaşları…

Grand Ekinoks’tan sonra triple crown yapan bir tayımız daha çıkmadı. Ne zaman çıkar bilemeyiz ama yeni Grand Ekinoks’lara ihtiyacımız olduğu kesin…

Grand Ekinoks’un Mezarı
News Reporter

6 thoughts on “Rüzgar Gibi Geçenler – 9 / Figüranlıktan, Başrole…

  1. Bold Pilot’mış… Karayel’miş vs….

    GRAND EKİNOKS ve SABIRLI efsanedir.. Nokta… Diğerleri bunların yanına yaklaşamaz.

  2. Son 20 yılda Türkiye’deki en iyi İngiliz atı sheema classic besinciligi yakın ara çok güçlü atlar vardı büyük sampiyondu

  3. Türk yarış tarihinin en iyi İngiliz atı. En büyük Şampiyonu. Johny Guitar ,Bold Pilot, Sabırlı, Mary Ellen , Trapper, bunlar da büyük şampiyonlardı amam Grand Ekinoks çok çok farklı bir safkandı.

  4. Çok sevdiğim şampiyonlardan biri.Bence en güzel atların olduğu dönemde koşan bir şampiyondu.Öyle bir dönem daha göremeyiz bence keşke o dönemdeki gibi safkanları izlemek tekrar nasip olsa.Reşat abi bazı atlar vardır şansızlıkları sahipleri veya sakatlıkları oluyor. Yarışseverlerin sevgilisi olmuş atlarında hikayelerini senin güzel kaleminle okumak istiyoruz. Champs to Champs ve Toruk Macto en sevdiğim atlardan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir