Türkiye ve Avrupa’da Bu Hafta…
Ali Halil Taşbek

Bu hafta ülkemizde hem 3 Yaşlılarda, hem 4+’larda birbirinden önemli koşular koşulacak. Normalde yazılarımız çim pist koşuları ağırlıklı olmasına rağmen; bu hafta kum veya sentetikte koşulan Ege Derbisi (G1), Galata Kulesi (HcG3), Antalya BŞB (G3) ve birkaç sınıf koşuyu da değerlendireceğiz… Haftanın tek çim sınıf koşusu olan Adana’daki KV9‘da ise, geçen senenin flaş 3 yaşlılarından Qualizto‘nun kaydı bulunuyor… 

Avrupa ve Dünya yarışçılığına döndüğümüzde ise; İngiltere’de bu hafta maniâlı yarışların sezon finali, dünyanın en çok seyirci çeken mitinglerinden olan, Cheltenham Festival düzenlenecek. Maniâlı yarışlar çok fazla ilgi alanım olmadığı için bu yarışlar hakkında beyan edecek pek bilgim yok, ancak İrlanda’ya yeni yolcu ettiğimiz Authorized‘ın bu festivalde 8 tayı start alacak… Aynı zamanda maniâlı yarış sezonunun sonunu, düz yarış sezonunun başlangıcını müjdeliyor bu festival. İngiltere’de düz çim yarışları, gelecek haftadan itibaren başlayacak. İrlanda’da Pazartesi günü dişilere ait bir G3 ile sezon açılacak. Fransa’da ise ilk önemli yarışlar, Cumartesi günü Saint Cloud’da düzenlenecek. Bu sene önemli yarışlarda izleyeceğimiz bazı safkanları seyretme ihtimalimiz yüksek ve bu hafta Paris’te hava yağışsız gözüküyor, yine de Paris’in havası her an değişebilir… Koşacak safkanları henüz bilmediğimiz için değerlendirmelere haftaya başlayacağım… Dubai’de ise son gün World Cup heyecanı 30 Mart’ta…

TÜRKİYE

12.3 ADANA

Özgecan Aslan (KV9) | 4+ Yaşlı İngilizler | 1200 m Kum | TSİ: 17.00

4 ve Yukarı Yaşlı safkanların 1200 metre Kum Pistte start alacakları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nde kadınlara yönelik şiddete hayır demek ve toplumda farkındalık yaratmak amacı ile düzenlenen bu koşuya 5 safkan iştirak edecek.  

Koşu ilk 2015 senesinde, 8 Mart’ta, elim bir şekilde katledilen Özgecan Aslan‘ı anmak için hem İzmir hem Adana’da koşuldu. 2016’da günümüzdeki halini aldı, koşu bu seneden beri 1200 Kumda koşuluyor. İlk senesinde KV7 olarak koşulan koşu, 2017’de KV8, 2020’de KV9 sınıfına yükseltildi. Koşuyu geçmişte Luminary, King Berkay, Headman gibi sınıf isimler kazanmış. Ayrıca Adana’da 1200 m Kum Pist Rekoru, bu koşunun 2017 edisyonunda, Mister Strong tarafından, 1.12.20 derecesi ile kırılmış… Hâlâ rekor kendisinde…

Koşuda start alan 5 isim de buraya üst düzey bir formla geliyor… Bana göre koşunun en klas ismi, son yılların en başarılı kum pist atlarından King Berkay, diğer isimler de klas olsalar da bence şansları King Berkay’ın performansına bağlı… Altınsima Kum ve Sentetik’te mesafe ayırt etmeksizin üst seviyelerde yarışlar koşuyor… Taylığında Kraliçe 2. Elizabeth (G2) kazanmış Turdemirkır ise her pistte başarılı yarışlar koşuyor. Bence bu sene yarışta rekor çıkabilir…

King Berkay (Müslüm Çelik)

15.3 ANTALYA

Antalya BŞB (G3) | 4+ Yaşlı İngilizler | 1700 m Sentetik

3 Yaşlı safkanların 1700 metre Sentetikte start alacakları, belki klasiklere de prova olabilecek bu koşuya 7 safkanın kaydı bulunuyor.

Öncelikle, Antalya’da özellikle 3 yaşlılara fazla Grup koşu olduğunu düşünenlerdenim. Burada iyi atların Antalya’ya götürülmesinin teşvik edildiği açık, ancak Adana-İzmir-İstanbul’da da kış koşuları olduğunu düşünürsek, 3 adet G3 bence 3 yaşlılarda fazla bir rakam. Bu koşular zaten sentetik pistte koşuluyor, seneye bence bu rakamı 1’e, 2’ye indirmek gerek… Ülkemizin farklı bir yarışçılık kültürü var, dolayısıyla direkt dış örnekler pek doğru olmayabilir ama ülkemizde yüksek sezon çim için yaz aylarında, kum için kış aylarında olmalı… Benim burada itirazım önümüzdeki senelerde koşabilecek ve Grup kazanacak at kalitesi ile ilgili…

2 senedir koşulan Antalya BŞB koşusu, bu yıllarda 4+ yarışlar olarak koşulmuş. Bu pist ve mesafedeki G3 koşu ise, isimsiz olarak koşulmuş. Şampiyon 2’li Tay Lion Victory, geçen sene bu koşuyu kazanarak sezonu açmıştı. Bu sene koşulacak koşuda ise bence sınıf isimler start alıyor, ancak önemli bir kısmı kış aylarını çok yoğun geçirdiler. Bu performanslarını yaz aylarına ve çim piste taşıyıp taşıyamayacakları merak konusu…

Madras burada şu ana kadar en üst düzey performansı göstermiş isim, son koşusunda başına gelen durumlardan kötü etkilenmediyse, uzayan mesafe bir soru işareti olmasına rağmen en iddialı isim olur gibi duruyor. Countach, (eğer bu koşuda start alır ise) oldukça sık koşuyor ama uzayan mesafelerde epey daha iyi olduğunu son 1900 koşusunda gösterdi. 1700 çok uzun bir mesafe olmasa da taylar için çok da kısa değil, öbür rakiplerinin kısa mesafeci olduğunu düşünürsek bu kendisi için bir avantaj gibi duruyor. Comeback Is Real, form grafiğini gittikçe yükselten bir isim ve Antalya’da son koştuğu G3 koşuyu güzel kazandı ancak safkan bir kısa mesafe atı gibi gözüküyor, uzayan 300 metre safkanı nasıl etkileyecek merakla bekliyorum. 

Madras

15.3 İZMİR

Buca BB (KV9) | 4+ Yaşlı İngilizler | 1400 m Kum

4 ve Yukarı Yaşlı safkanların 1400 metre Kum Pistte start alacakları, Kış Sezonunun önemli kısa mesafe koşularından olan bu koşuya 8 safkanın kaydı bulunuyor.

İzmir’in en eski koşularından olan koşu, bugünki mesafede ve yaş grubu için 2013’ten beri koşuluyor. Koşuyu daha evvel Kinowa, Wardenclyffe gibi G1 galibi isimler kazanmış.

Koşuda en dikkat çeken isim, geçen senenin galibi Wardenclyffe... Geçen sene Ankara Kalesi’ni de kazanan Wardenclyffe, şu an koşan en iyi kısa-orta mesafe kumcu desem çok itiraz edenin olmayacağını düşünüyorum. Ekibinin bu kadar zayıf bir kum jenerasyonda mesafe limiti dışındaki Ege Derbisi’ni de koşmamaları takdire şayan. Bu koşuda önemli rakipleri olsa da Wardenclyffe yıllardır kısa mesafede kolay kolay geçilmiyor…

Wardenclyffe

16.3 ADANA

KV-9 | 4+ Yaşlı İngilizler | 1800 m Çim

4 ve Yukarı Yaşlı safkanların 1800 metre Çimde start alacakları, sezonun ilk çim sınıf yarışı olan ve 4+ atlar için sezonu açma koşusu olan bu koşuya 3’ü yedek olmak üzere 15 safkanın kaydı bulunuyor.

Geçtiğimiz yıllarda aynı mesafede isimsiz A3 olarak koşulan koşu, A’lı yarışların kaldırılmasıyla KV9 seviyesine düşürüldü. 2022’ye kadar 1700 koşulan koşu, o yıl 1800 olarak düzenlendi. Bence KV9 da tam olarak Listed muadili, yarış ikramiyesinden de bir şey kaybetmiyor, dolayısıyla bence koşulduğu tarih bakımından sınıfı da doğru. Koşuyu daha evvel Oğlum Berat, Uğurbey, Zala Bey gibi önemli isimler kazanmış…

Koşuda şanslı olabilecek isimlere geçmeden, Adana’da Perşembe’den itibaren yağmur ihtimali olduğu için koşu için pistin durumu da önemli… Yarışın en enteresan gözüken ismi, Gazi 2.’liğinden sonra ara vermek zorunda kalan Qualizto… Onun geri dönüşü bence bu sene koşulacak uzun mesafe yarışlar için önemli… Eğer Qualizto aradan etkilenir veya kötü koşarsa; Hardmet, Raks Star, 4 gün evvel koşuyor olmasına rağmen Turdemirkır koşuda iddialı olabilecek isimler…

Qualizto (Ayhan Kurşun)

16.3 ISTANBUL

Galata Kulesi (HcG3) | 4+ Yaşlı İngilizler | 1500 m Sentetik

4 ve Yukarı Yaşlı safkanların 1500 metre Sentetikte start alacakları, Türkiye tarihinde koşulacak ilk G3 handikap koşuya 6 safkanın kaydı bulunuyor.

2012’den beri koşulan koşu, ilk yılı dışında hep 1600 metre olarak koşulmuş. Başından beri A3 olan koşu, A3’lerin kalkmasıyla Handikap G3 koşu olarak düzenlenecek. ABD-Avustralya’da popüler bir koşu türü olan Handikap Açık yarışlar, bakalım ülkemizde nasıl olacak. Ben genellikle kalabalık, yüksek ikramiyeli, kilo farklarıyla dengelenmiş; Avrupa’daki Premier Handikap tarzı yarışların artması gerektiğini savunanlardanım. Ancak bu yarışın zamanı, kış sezonunun en yoğun günleri olan bu günlerde yapılması doğru oldu mu emin değilim. Yine de bu koşu güzel bir deney olacak. Daha üst seviyelerde çok fazla olmaması gerektiğini, ya da olsa bile aradaki kilo marjının ABD’de olduğu gibi en fazla 5-6 kilo olması gerektiğini düşünüyorum… Sezon sonu koşulan ve her sene ciddi kalabalık olan Seyfettin Çalbatur koşusu, bu türün denenebileceği koşulardan olabilir. En ağır sikletin 61 olması da başarılı safkanları teşvik eden bir durum. Dünyada Grup yarışlarda bile hepsinin 63’le start aldığı yarışlar görüyoruz, ama bu durum bizim ülkemizde çok olumlu karşılanmıyor, dolayısıyla yapılan bence doğru… Belki Grup koşu seviyesinde değil, ama Handikap 22-24 gibi yarışlar daha da cazipleştirilerek festivaller içinde çok eğlenceli koşular haline getirilebilir… Çünkü absürt kilo farkları ile, normalde yan yana gelmesi mümkün olmayan atların birbirlerini geçebileceği koşular olur bunlar…

Koşuya döndüğümüzde ise, sentetikte koştuğu 11 yarışın 10’unu kazanan, aygırımız Three Valleys’in son taylarından olması hasebiyle benim duygusal olarak da çok sevdiğim Dagmar, start problemi yaşamadığı taktirde yine koşunun en iddialı ismi olacak gibi gözüküyor.  Ancak geçen yarış fotoda geçtiği Touch the Cat‘in bu yarış 5 kilo avantajı var. Dagmar geçen yarış stili dışı koştu ancak bu 5 kilo hiç azımsanmayacak bir fark ve bu safkan da bence bir sentetik atı. Geçen yılın Erkek Tay Deneme galibi Emil Kurjak, geçen sene de ara verdikten sonra Orhan Meker’i yakın arayla kaybetmişti, o da koşarsa şanslı olur gibi gözüküyor. Captain Fantastic çok formda olsa da buradaki rakipleri Grup 1 seviyesinde. Gracias Sinyor ve Prince of Darkness başka yerlere de kayıtları bulunan safkanlar, eğer koşarlarsa ciddi kilo avantajları bulunuyor ve kazanmaları bana göre hiç de sürpriz olmaz…  

Dagmar (Vedat Abiş)

17.3 İZMİR

Ege Derbisi (G1) | 4+ Yaşlı İngilizler | 2100 m Kum

4 ve Yukarı Yaşlı safkanların 2200 metre Kum Pistte start alacakları, kış sezonunun en önemli koşularından olan bu önemli koşuya 12 safkanın kaydı bulunuyor.

Koşuya geçmeden evvel bir pistte yoğunlaşılması gerektiği fikrimden bağımsız, 2021’den beri yapılan koşular, bu yarışın G1 statüsünün koruyup korumaması hakkında beni düşündürüyor. Baba tarafı İzmirli olan biri olarak İzmir muhakkak her şeyin en iyisine layık, ancak görünen bu koşunun G2 statüde koşulması gerektiği… Aynı düşüncem Akdeniz Derbisi için de geçerli… Ancak Güzel İzmir gibi köklü bir koşunun da G2 statüsünün kaldırılıp KV’ye düşürülmesi yanlış… Bunlar önümüzdeki sene düzelirse, daha doğru programlarla daha da heyecanlı koşular izler, koşuların sınıfları da koşuya katılan atların sınıfı hakkında daha doğru bilgi verir, ne kadar bizde bazı G3’ler, G1’lerden önemli olsa da bu durum minimuma iner…

1963’ten beri kesintisiz düzenlenen bu koşu, 1963-2002 arası 2400 m Kum, 2003’te 2400 m Çim, 2004-2019 arası 2200 m Kum, 2020’den beri ise 2100 m Kum’da düzenleniyor. İlk olarak G3 olarak koşulan yarış; 2006’da G2, 2019’da G1 sınıfına yükseltildi… Koşunun son yıllardaki galipleri arasında; Long Runner, Cemcem, Kinowa gibi şampiyon isimler bulunuyor…

Koşuda start alacak safkanlara geldiğimizde, maalesef geçen senelerdeki gibi, pek güçlü olmayan bir G1 izleyeceğiz. Yeni ekibinde, 8 yaşında adeta sınıf değiştiren Kayı Beyi, kariyerinde ilk kez 2000 üstünde koşacak olmasına rağmen en parlak isim gibi gözüküyor. Kocaeli’ndeki son koşusu başarılı olmasa da bir evvelki yarışını şık kazanan Mavi Kılıç da iddialı olabilir. Vaiz ve Jefe de Jefes de buraya formda geliyorlar. Delawera ve Dragon Fire formda gözükmeseler de Grup performansı gösterebilen safkanlar. Diğer isimlerin başarılı olması büyük sürpriz olur, zira bu safkanların son koşuları genellikle Şartlı-Handikap seviyesinde. Yine de içlerinde tek Grup 1 galibinin Oğlum Doruk olduğunu düşünürsek, kesin bir şey söylemek de pek mümkün değil, sonucunu kestirmesi güç bir koşu bizleri bekliyor…

Kayıbeyi (Akın Sözen)
News Reporter

19 thoughts on “Türkiye ve Avrupa’da Bu Hafta…

  1. Bu yazıyı o resimde görünen çocuğun yazmış olması inanılmaz.
    O yaşta bu kadar kusursuz ve akıcı yazması müthiş bir yetenek.
    Tebrikler sevgili kardeşim, yeteneğinin değerini bil.

    Qualizto sprinter bir at. Onun bu özelliğini gazide göstermede geciktiler. Gazi boşuna kaybedildi. Uzun aradan sonra aynı özelliğini sürdürür mü bilinmez ama umarım sağlıklı koşularına tanık oluruz.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Umarım yarışçılık kültürünü güzel bir şekilde anlatabiliyorumdur…

  2. Yazılarını her hafta ilgiyle takip ediyoruz Ali kardeşim, tebrikler, başarılarının devamını dilerim…

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, umarım güzel bilgiler paylaşabiliyorum sizlerle…

      1. Ribellanin seronomilerinde küçük bir çocuktunuz.Atci ailede büyümek böyle bir şey. Tüm hayatınız popstar gibi zihinlerde kalır. Başarılar sana ekurine

  3. Evet bu yazıyı yazanın o çocuk olduğu anlaşılıyor pek tabi.Yoksa bu haftanın Türkiye de önemli yarışları konuşacağım deyip de sonra bu koşuların kaldırılması veya seviyesinin düşürülmesi fikri ortaya atılmazdı.Yazın yüksek ikramiyeli yarışlar var pek tabi istanbulda gel gelelim kışın ve izmirde bir tane böyle yarış var ya tabi olmasın neden peki madem önemli ve yüksek ikramiyeli yarışlar yazın tjknın altılı birim fiyatı yazın daha yüksek kışın daha az olsun diyecegine aynı parayı verdigi halde yarışsevere kışın eşekleri izletmek gerekli hele izmir yarışseverinin hakkı yoktur boğazın çocukları ancak gr1 koşuya layıktır. Bırakın şu güzel koşuları azaltmayı tam tersine yazın çimde ne kadar gr1 yarış varsa aynı sayıda kışın kumda gr1 yarış olmalı.Bugün dünyanın en büyük yarışları kumda, hem dubai hayali kuracaksın hemde kumda gr1 yarışın bile olmayacak öylemi güldürürmeyin insanı

    1. Benim en sevdiğim hipodrom şirinyer hipodromu’dur, ancak grup koşuları kolan atların kalitesi ve uluslararası normlara göre oluşturulur. Alman erkek tay denemesi misal, G3e kadar düşmüştü. Daha iyi atların gelmesi sağlanmıyorsa Grup 1 olmasının avantajı nedir? Bence kumda yazın yarış fazla, ondan belki kış yarışları gölgede kalabiliyor ama bu hafta KV9daki atlar o yarıştan kaliteli ise burada bir sıkıntı var. Istanbul’da da böyle koşular var ki zamanı gelince yazacağız, misal 19 Mayıs Koşusu, Anafartalar, Beyoğlu ilk aklıma gelenler… Ayrıca Dünyanın neresinde geçtim 3 pisti, 2 pistte de büyük yarışlar var? Güzel izmir koşusunun seviyesinin düşmesi yanlış, bazı önemli koşular var ve program gayet güzel hem 3lülere hem büyüklere, ufak tefek yanlışlar dışında. Ayrıca Ege derbisi de Akdeniz derbisi de o kadar önemli koşular değildir tarihsel olarak, İzmir’de 9 Eylül-Kubilay, Adana’da Kurtuluş ilk aklıma gelenler, ayrıca uluslarası başarının gelmesi maalesef 2-3 koşunun sınıfını yükselterek olmuyor…

      1. Bence oldukça önemsiz şeyleri kafanıza takıyorsunuz Esas Yıllık yarış proğramında yer alan toplam gr1, gr2,gr3 yarışlarının yüzde 95 i yazın 6 aya sıkıştırılıyor neden? insanlar nisan ayı gelsin diye bekliyor. Buna kafa yormalısınız. Yarışsever gözüyle bakmıyorsunuz olaya aynı yarışları yöneten tjk gibi at sahibi gözüyle bakıyorsunuz.Adı tjk ama bi tane jokey yok yarışsever yok neden sadece at sahipleri var.O yüzden yarışçılık ilerlemiyor hiç. Yarışseverden kışın 40 kuruş alıyorsun yazında aynı parayı alıyorsun ama kışın vasat yarışları izletiyorsun bu mudur doğru düşün bir kere haziranda gidiyorsun markete cebindeki parayla 6 adet çikolata alırken kışın gittiğinde bakkal sana aynı paraya 1 çikolata veriyor ne düşünürsün? Bu market beni kazıklıyor diye düşünüyorsan eğer seninle aynı çizgiye gelmişiz demektir.Çözüm se yıllık grup yarışların yarısı çimde yazın yarısı kışın kumda olmalıdır hangi yarışın gr1, gr2,gr3 olacağını siz belirleyin hiç önemi yok bununla birlikte Türkiye istanbul degildir 5 milyonluk izmir gibi şehre 1 adet gr1 kum yarış fazla değil tam tersi azdır hatta izmirde bahar veya yaz aylarında yarışlara devam ediyorsan ki ediyor en az 1 adet de çimde gr1 yarış konulmalıdır

        1. Çok haklı bir yorum. Elinize sağlık. Grup yarışlarındaki çim ısrarını ve İstanbul hegemonyasını ben de anlamış değilim. Büyük şehirlerde eşit sayıda grup düzeyinde yarış olmalı. Asli üyeler İstanbul ağırlıklı yaşadıkları için tüm grup yarışlar (Gazi dahil) oraya taşındı. Kısacası; TJK da karar ne yarışeverin, ne at sahibinin, ne jokey yada seyislerin. Lobi sahibi, yönetimde sözü geçen ASLİ ÜYELER koca bir camiayı istedikleri gibi yönetiyorlar.

        2. Farklı bir konuya geçtiniz ama ben bu işin standardını ve kendi kültürümüzü de düşünerek yorum yapıyorum. İşin bahis kısmı ile ilgili yorum yapmayı çok doğru bulmuyorum, futbol gibi bu da bir spor ve bence öyle değerlendirilmeli… Dünyada bu kadar grup yarış da yok, ayrıca Türkiye’de bu kadar çok grup yarışı koşacak grup atı da yok, zaten azaltılması da doğru oldu. Her gün her dakika koşulan bir koşunun kıymeti azalmaz mı? Yoksa İzmir tabi ki her şeyin en iyisine layık. Kum atlarına yazın bazı yarışlar azaltılıp kışa eklenirse benim hiçbir itirazım olmaz… Ama sadece bir koşuyu 1 sınıf yükseltmekle kalite artmıyor. Büyük koşuları , büyük atlar kazanmalı…

  4. katılan atların çoğunluğunun kaliteleri Gr-1 seviyesinde değiller tamam ama geçmişten beri kış yarışçılığının iki ana merkezi olan İzmir ve Adana sezonlarında birer Gr-1 yarışın olması gerektiği görüşündeyim. Yaz sezonunda Ankara ve İstanbulda bu kadar Gr-1 yarış varken içlerinden birinin seviyesi düşürülüp Ege ve Akdeniz Derbilerinin Gr-1 seviyesi uzun yıllar boyunca korunmalıdır. Bu iki şehir de, yarış sezonları da bunu hakediyor.

    1. O zaman belki tarihler değişmeli, Ankara-Istanbul kum-sentetiklerden biri alınmalı. Ben zaten çim atlarına yazın, kum atlarına kışın ağırlıkta koşu olması gerektiğini düşünüyorum, bu 2 koşu tarihsel olarak bence şehirlerinin en önemli koşuları değil, bir de o var… Ama bence de Adana da İzmir de her şeyin en güzeline layık, Grup 1’i Grup 1 atları koştuğu taktirde…

  5. Gemç kardeşimizi akıcı yazı dili sebebi ile kutlarım. Ancak bir problem var. Yarış programı üzerinde fikir beyan edecek kadar ne deneyimi var onu hiç anlamadım. Son derece muğlak ve soyut düşünceler üzerinden hükümlere varmış ve bu kaldırılmalı, öbürü yükseltilmeli vb. sonuçlara varmış. Vardığı sonuçlar doğru da olabilir. Ama sanki ailesinin soyadından gelen bir güçle bilgisini ,tecrübesini aşan sonuçlara varmış. Bu ne yazık ki TJK üyelerinin genel sorunu. Türkiyenin bütün sorunları için liyakat derler ancak konu atçılığa gelince daha yaşına tecrübesine bilgisine bakmadan çocukları tepeden dalarlar.

    1. Yorumunuz için teşekkürler… O sizin yorumunuzdur saygı duyarım, lakin yazdıklarımı soyut ve muğlak düşüncelerden çok, yorumlarımı bu işin uluslararası standardını göz önüne alarak ve ülkemizin de kültürünü göz önüne alarak yapmaya gayret gösteriyorum. Ayrıca görüşleri yarıştırmanın daha doğru olacağı kanaatindeyim, atçılık dışında da epey konuda fikrimizi önemli mecralarda ifade edecek bilgim olduğunu düşünüyorum… Tabi siz böyle düşünmeyebilir, konuyu başka şekilde algılayabilirsiniz; tanımadan bir yargıda bulunmak kolay… Muhakkak benden bilgili büyüklerim de var, onların da görüşlerini her zaman saygı ile takip etmekteyim…

  6. İnşallah yazı diziniz sürekli devam eder nedense böyle güzel yazı dizileri uzun ömürlü olmuyor ,yolunuz açık olsun Ali bey inşallah ülke yarışçılığını daha ileriye götürürsünüz,yazılarınızı dört gözle bekleyeceğiz

    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım bir gün atçılığımızı ileri götürmek de kısmet olur ama bu kültürü anlatabiliyorsam ne mutlu bana…

  7. Hayır farklı bir konu değil bilakis tam da aynı konu. Evet yarış büyük gelen atlar küçük ise yapılacak şey koşuyu küçültmek değildir tam tersine o büyük koşuya nasıl büyük atlar getirilir onu düşünmek ve çaresine bakmaktır mesele. Sizin dediğiniz gibi İzmirdeki gr1 yarışa 1. sınıf atlar katılmıyor 2. sınıf atlar katılıyor o zaman gr2 olsun dersek bu sefer o katılan 2.sınıf atlar da gelmeyecek 3.sınıf atlar gelecek. Enternasyonel koşularda bu yapıldı büyük at gelmiyor diye daha da ikramiye küçültüldü bak bir tane bile yabancı at gelmiyor. Yani sorun yarışların büyüklüğünde değil atların yeterince üst düzey olmamasıdır. Bunun çaresi de gereksiz bir sürü küçük ikramiyeli koşuyu kaldırıp grup yarış sayısı artmalı. Ben at sahibi değilim ama olsam neden kaliteli at getireyim yetiştireyim ki şuan ki yarışçılığımızda orta hatta kötü kalite bir atla bir sürü yarış kazanıp zaten para kazanırım neden şampiyon at yetiştirmek için uğraşayım ki

  8. Ali taşbek guzel bir başlangiç yaptın. Bundan sonrada bu ve buna benzer yariş üzerine yorumlarını bekliyor olacağiz. Büyük bir avantajın var. Çok şanslısınız. Sanırım babanız Selman taşbek ondan aldığınız deneyim iz takipçilik kurgu gibi şeyleri kendi yorumlarinizla birleştirerek farklı bir sentek ortaya koymaya çalisiyorsunuz. İleride yeni kuşak atçilardan olacağınız şimdiden belli. Belki size küçük bir önerim olabilir. Eskilerin yariş anlatım kalıpları dışına çıkarak kendi özgün anlatımı ile olayları cereyan edebilirseniz tadından yenmez. O kalıplarda kalmak eskiyi devam ettirmek gibi olabiliyor. Oysaki yeni nesil duruma nasıl bakıyor. Nasıl aktariyor. Onların kalıplardan arındırılmış gozlemlerini daha çok merak ediyorum. Kalıp derken üslup olayın akişi. Kimin yazdığını bakmadan bu yazıyı Ali taşbek yazmiştir dedittiginde o zaman bence daha mutlu olurum. Başarılarının devamını dilerim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir